<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907</id><updated>2012-01-04T11:43:06.653-08:00</updated><title type='text'>Mehmet AKÇA</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>95</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-7792030263389243728</id><published>2012-01-04T11:40:00.000-08:00</published><updated>2012-01-04T11:43:06.663-08:00</updated><title type='text'>Yay burcunun dekorasyon tercihi</title><content type='html'>Özgürlüğüne düşkün ve her zaman farklı olmayı seven yay burcundaki kişilerin, dekorasyon tercihlerinde de farklılıklar göze çarpıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mor renk evlerinde fazlaca kullandıkları tonlardandır. Fıstık yeşili, mor ve turuncu renginden döşenmiş mobilyalar, yayı çok heyecanlandırır ve zevk alırlar. Mat metallerden oluşan aksesuarlar ise onların doğallığa olan düşkünlüğünün bir göstergesidir. Duvarlarda dekorasyon için kullandıkları resimlerde, Uzak Doğu ülkelerini oldukça fazla görürüz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimi yay burcu insanının evinde sporla ilgili bazı objeler göze çarpar fakat hepsinde görmek mümkün değildir. Çok meraklı ve sabırsız olduklarından, evini dekore ederken uzun süreli projelere çok önem vermezler. Aslında bakılırsa, dekorasyona pek de meraklı değildirler. Bu yüzden evlerinde çok eşyaya gerek duymazlar ve kurallara çok itaat etmezler. Mekan ne kadar egzotik olursa, yaylara o kadar uygun olur. Etnik özellikleri ve renklerdeki göz alıcı etkileri severler. Yeniliklere açık fakat aynı zamanda geçmişine bağlıdırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hürriyetaile / Mehmet AKÇA&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-7792030263389243728?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/7792030263389243728/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2012/01/yay-burcunun-dekorasyon-tercihi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/7792030263389243728'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/7792030263389243728'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2012/01/yay-burcunun-dekorasyon-tercihi.html' title='Yay burcunun dekorasyon tercihi'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-2051792707279358551</id><published>2011-12-12T21:54:00.000-08:00</published><updated>2011-12-12T21:55:34.493-08:00</updated><title type='text'>Mobilya tasarımında dünden bugüne…</title><content type='html'>Günümüzde mobilyalarda eskiye dönüş var. Ancak artık el yapımı yerine hazır ve seri üretime geçildi. Tasarımcı Mehmet Akça “Daha sade ve daha az eşya kullanılmaya başladı” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Modern mobilya 21. yüzyılın başlarından itibaren yaygınlaşmaya başladı. Mobilyaya artan talebi karşılayabilmek için, seri üretime gerek duyuldu. Seri üretim yapabilmek için de ölçülerde bir takım standartlaşmaya gidilerek yeni bir sistem geliştirildi. Tabii doğal olarak da el işçiliği büyük oranda azaldı. Bu gelişmelerin yanında, mobilyaları ülkeler arası ulaşım ve taşımada oldukça büyük problemler yaşanıyordu. Dolayısıyla bu problemleri ortadan kaldırmak için özel bağlantı elemanları geliştirildi. Bu sayede mobilyalar parça halinde, küçük paketlere konularak uluslar arası dolaşıma zorlanmadan rahatlıkla çıkarılabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mobilyalar özel bağlantı elemanlarının kullanılması ile montajı çok kolay ve daha ekonomik bir hale geldi. Modern mobilyada model değişimi sürekli bir değişim içerisinde. Çünkü günümüzün yaratıcı insanları dur durak bilmiyor. Metal ayaklar, cam, plastik ve yüzey kaplamaları, profil çerçeve alüminyum ve aksesuarları ve birçok yardımcı malzeme günümüzde yaygın bir şekilde kullanılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sade ahşap mobilyalara geri dönüş&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eskiden ahşap mobilyaların kullanıldığı dönemde ağaç malzemenin çok olması nedeniyle bütün mobilyalar ahşap malzemeden yapılıyordu. Klasik mobilyalar için genellikle meşe, maun, abanoz, ceviz, kayın ve ıhlamur ağacı kullanılıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski zamanlardaki mobilyada el işçiliği fazla olduğundan dolayı mobilya üretimi sınırlı ve az sayı da üretim yapılıyordu. Çünkü teknoloji şimdiki kadar gelişmiş değildi. Örneğin: Eski zamanlarda mobilya ustaları, ayda ancak 4 adet sandalye yapabilirken, teknoloji ile birlikte üretim ve malzeme işçiliği hızlandı. Şimdilerde özel, dev üretim makineleri sayesinde, günde 100 takım yemek odası üretiliyor, hatta daha fazla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelişen bu teknoloji ile birlikte, modern mobilya ve ürün tasarımları oldukça başarılı hale geldi. Şimdilerde üreticiler ve tasarımcılar tekrar el işçiliği olan ve sade ahşap mobilyalara tekrar yönelmeye başladı. Seri üretim yapan büyük mobilya şirketleri de, müşterilerin bu yöndeki taleplerine göre ham ağaç ya da ham mdf malzemenin üzerine (eskitme) özel boya uygulamaları yapıyorlar. Çok modern olan bir tasarıma bile, yavaş yavaş eski dokunuşlar yeniden kazandırılıyor. Mesela, bir bebek odası mobilyasının hem ayaklarını, hem de kulplarını tamamen ahşap malzemeden ya da ahşap boyadan yapmak çok kolay. Burada önemli olan, ilk zamanlardaki mobilyaların görümüne ulaşmak ve o andaki estetiği yakalamak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hürriyetaile / Mehmet AKÇA&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-2051792707279358551?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/2051792707279358551/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2011/12/mobilya-tasarmnda-dunden-bugune.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/2051792707279358551'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/2051792707279358551'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2011/12/mobilya-tasarmnda-dunden-bugune.html' title='Mobilya tasarımında dünden bugüne…'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-6643968572093190338</id><published>2011-11-17T10:25:00.000-08:00</published><updated>2011-11-17T10:27:33.314-08:00</updated><title type='text'>Terazi Burcunun Dekorasyon Tercihi</title><content type='html'>Uyumluluk ve inceliğin burcu Terazi, dekorasyon seçiminde de farklılıklar ortaya koyuyor. Çünkü terazi burcu insanları dekorasyonda ne istediğini bilen bir grup.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uçuk yeşil, mavi ve sarının tonlarından olan mobilyaları genellikle tercih ederler. Evlerinde bakır ve kurşundan yapılmış aksesuarları her zaman görebilirsiniz. Terazi burcunun ruhunda dekoratörlük gizlidir. Özellikle rahat koltuklar evlerinde bulunan mobilyalardandır. Evlerinde özellikle rahat mobilyaları bulundurmayı çok severler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Renk seçiminde ise pastel renklere çok yer verirler. Onlarda var olan bu incelik ve zarafet, geniş bir renk uyumunu da içinde barındırır. Bu konuda oldukça gerçekten ustadırlar. Evlerini döşerken tek dikkat ettikleri nokta, zevkli bir görünüm ortaya çıkarmaktır. Evlerindeki her şey dengeli bir şekilde dekore edilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hürriyetaile / Mehmet Akça&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-6643968572093190338?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/6643968572093190338/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2011/11/terazi-burcunun-dekorasyon-tercihi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/6643968572093190338'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/6643968572093190338'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2011/11/terazi-burcunun-dekorasyon-tercihi.html' title='Terazi Burcunun Dekorasyon Tercihi'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-8817761093491834789</id><published>2011-10-23T02:59:00.000-07:00</published><updated>2011-10-23T03:02:57.370-07:00</updated><title type='text'>binalarda ısı yalıtımı nasıl olmalı?</title><content type='html'>Kışın ısınmak, yazın da serinlemek için harcadığımız enerjiyi azaltarak, konforlu bir ortamda, tasarruf da ederek yaşamak için ısı yalıtımı yaptırmak gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kışın kömür, doğalgaz gibi yakıtlar ile ısıttığımız evimizi yazın klima, vantilatör gibi araçlarla soğutmaya çalışırız. Isı yalıtımı ise kışın ısınmak yazın da serinlemek için harcadığımız enerjiyi azaltarak daha konforlu ortamlarda yaşamamı zı sağlar. Bu sayede tasarruf ederken, çevreyi de korumuş oluruz. Binalarda ısı kayıplarının olduğu yerler ile ısı kaybının oranı her zaman aynı olmayabilir. Isı yalıtımı yapılacak yapının iyi analiz edilmesi, ısı kayıplarının oldu ğu yerlerin ve kayıp miktarının doğru tespit edilmesi için önemlidir. Yapılan bu tespitler doğrultusunda, kullanılacak olan malzemenin hangi özellik ve çeşitte olacağına, nerelerde kullanı lacağına karar verilir. Bu işlemlerin çatı dan temele kadar yapılması gerekir. Bu durumda ısı yalıtımı, binaların dışarı ya veya garaj, depo gibi ısıtılmayan bölümlerine bakan duvar, çatı, döşeme, cam ve doğrama gibi yerlerinde uygulanır. Evinizi kışın sıcak, yazın ise serin tutmak adına ilk işlem olarak kapı ve pencere izolasyonları ile başlayabilirsiniz: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Kapı kenarlarından sızan oda sıcaklığı, soğuk havayı da beraberinde getirir. Kapı ve pencereler için yapı marketlerden temin edeceğiniz izolasyon bandı işinizi rahatlıkla görür. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Doğalgaz ile ısınıyorsanız, kombilerinizi kurallarına uygun bir şekilde çalıştı rın. İlk çalıştırdığınızda daima ilk seviye olan 1&amp;#8216;i kullanın. Ardından geçen 10 ile 15 dakika sonrasında ise 2'yi, tekrar aynı şekilde 3 ve daha yüksek dereceleri kullanabilirsiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Odanızın kapısını sık aralıklarla açıp kapatmayın. Bu şekilde ısıtma enerjinizde büyük kayıplar oluşur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Pencerelerinizde çift cam kullanılmış olmasına dikkat edin. Ya da pencerelerinize yeni bir PVC plastik doğrama yaptırıyorsanız, 6, 8, 10 mm. şeklindeki kalınlıklarda çift cam yaptırabilirsiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Duvarlarda, dışarıdan yapılan ısı yalı tım uygulamaları daha çok tercih edilmeli. Yalıtım uygulamalarının mutlaka binanın tümüne kesintisiz olarak uygulanması na dikkat edin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Boya, sıva gibi düşük kalınlıklarda uygulanan malzemelerle, ısı yalıtımı yapı lmaz. Isı yalıtımı, ısı iletkenlik katsayısı düşük ve standartlara uygun kalınlıkta ısı yalıtım malzemeleri ile yapılır. Bir ısı yalıtım malzemesinin kalınlığı arttıkça, yalıtım performansı da artar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Gaz beton, her türden tuğla ve bimsblok, birer yapı malzemesi olup ısı yalıtım malzemesi değildir. Bina hangi malzemeden yapılmış olursa olsun, kolon ve kirişler dahil olmak üzere tüm cepheler, çatı ve taban mutlaka ısı yalı tım malzemeleri ile yalıtılmalı ve pencerelerde özel kaplamalı yalıtım camı üniteleri ve yalıtımlı doğramalar kullanı lmalı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Cam kalınlığının artırılmasının ısı yalı tımına katkısı yoktur ve bu yolla ısı yalı tımı sağlamak mümkün değildir. Camla ısı yalıtımında ilk çözüm (çift cam) yalıtım camıdır. Aralarında kuru hava barındıracak şekilde iki camın fabrika şartlarında birleştirilmesi ile oluşan yalıtım camları tek cama göre ısı kayı plarını yarı yarıya azaltmaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Evinizde bulunan mevcut doğrama yeterli özelliklere sahip ise, cam montaj yuvalarında yapılacak basit revizyonlar ile mevcut camlara göre daha geniş ara boşluk (12 veya 16 mm.), daha üstün yalıtım özelliklerine sahip ısı kontrol veya ısı ve güneş kontrol kaplamalı yalıtım camları kullanılması mümkündür. Tek cama uygun ahşap doğramalara ise çıta ilave edilerek yalı tım camına uygun hale getirilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaygın kullanılan ısı yalıtım malzemeleri &lt;br /&gt;- Duvar, döşeme ve çatılarda; cam yünü, taş yünü, EPS, XPS, poliüretan ve ahşap yünü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Pencerelerde; ısı, güneş ve ısı+ güneş kontrol kaplamalı yalıtım camı üniteleri ve yalıtımlı doğramalar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Hava kanalları, borular, vanalar vb. tesisat elemanlarında; cam yünü, taş yünü, polietilen köpüğü, poliolefin köpüğü gibi ısı yalıtım malzemeleri kullanılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evim Dergisi Eylül 2011 Sayısı&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-8817761093491834789?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/8817761093491834789/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2011/10/binalarda-s-yaltm-nasl-olmal.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/8817761093491834789'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/8817761093491834789'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2011/10/binalarda-s-yaltm-nasl-olmal.html' title='binalarda ısı yalıtımı nasıl olmalı?'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-2132046337438662069</id><published>2011-09-05T11:28:00.000-07:00</published><updated>2011-09-05T11:29:09.102-07:00</updated><title type='text'>Başak Burcunun Dekorasyon Tercihi</title><content type='html'>Titiz ve oldukça zor beğenileriyle dikkat çeken Başak burcundaki kişiler, dekorasyon konusunda da bu özelliklerini ön plana çıkarıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gri renklerden oluşan döşemeler, altın ve gümüş aksesuarlar tam bu burcun insanlarına göredir. Dekorasyonda ayrıntıya fazla önem verirler. Bol raflı dolaplar, dantelli örtüler onlar için paha biçilmez dekorasyon objeleridir. Zarif aksesuarlar, başak burcunun ruhunda saklı olan inceliğin bir göstergesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evin her alanında oldukça çok titizdirler. Bu burcun insanlarının kullanacağı mobilya ve aksesuarlar mutlaka ayrıntılı şeyler olmalıdır. Dekorasyon stilinde, mükemmeliyet, sadelik ve saflık onlar için önemli bir ayrıntıdır. Başak burcu grubu için asıl önemli olan şey tasarımın kendisidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hürriyetaile / Mehmet Akça&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-2132046337438662069?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/2132046337438662069/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2011/09/basak-burcunun-dekorasyon-tercihi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/2132046337438662069'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/2132046337438662069'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2011/09/basak-burcunun-dekorasyon-tercihi.html' title='Başak Burcunun Dekorasyon Tercihi'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-6036971564989561413</id><published>2011-08-04T12:33:00.001-07:00</published><updated>2011-08-04T12:33:38.206-07:00</updated><title type='text'>Aslan Burcunun Dekorasyon Tercihi</title><content type='html'>Gösterişe meraklı olan Aslan burçları, lükse çok düşkündürler. Peki, bu meraklarını evlerine nasıl yansıtıyorlar dersiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu burca sahip kişiler evlerinde her zaman lüksü severler. Genelde evindeki tüm mobilyalar sarı tonlarında olur. Altın ve tonlarındaki aksesuarlar, XIV. Louis klasik stili koltuklar aslan burcu için ideal tarzlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dekorasyon Zevkleri Biraz Pahalı Olur&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu burcun insanları lüksü sevdiği için genelde dekorasyon zevkleri pahalı olur. Lüks kumaşlardan, deri koltuklardan ve abartılı mobilyalardan hoşlanırlar. Şamdanlar ve özel altından yapılmış biblolar tam onlara göredir. Yaşamayı istedikleri ideal mekanlar ise saraylardır. Çevresine ışık saçacak kadar etkili olmak amacıyla gösterişli ve iddialı bir stil yaratmak, tam onların tarzıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hürriyetaile / Mehmet Akça&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-6036971564989561413?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/6036971564989561413/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2011/08/aslan-burcunun-dekorasyon-tercihi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/6036971564989561413'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/6036971564989561413'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2011/08/aslan-burcunun-dekorasyon-tercihi.html' title='Aslan Burcunun Dekorasyon Tercihi'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-3090936836531241253</id><published>2011-07-26T01:22:00.001-07:00</published><updated>2011-07-26T01:22:43.480-07:00</updated><title type='text'>Yengeç Burcunun Dekorasyon Tercihi</title><content type='html'>Sorumluluk sahibi, ayrıntıcı ve mükemmeliyetçi özeliklere sahip olan yengeç burcundaki kişilerin, yaşam alanlarında nasıl bir dekorasyonu tercih ettiklerini biliyor musunuz? İşte, yengeç burcunun dekorasyon tercihleri…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burçların içinde ev ve dekorasyona en meraklı olan burç yengeç burcudur. Yengeç burcundaki kişiler, bu konuda kararlı ve oldukça yaratıcıdırlar. Karmaşık şeyleri hiç sevmezler. Bu yüzden de beyaz ve gümüş gibi sade renkli mobilyalar onlar için idealdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçük dokunuşlarla evin her yerinde farklı şeyler yaratmayı severler. Evde zevklerine çok düşkün oldukları için, evin bir köşesinde mutlaka bir hamak bulunmalıdır. Evindeki bir odayı titizce misafirleri için döşemeyi ihmal etmezler. Evinin her tarafında mumlar, mutfağında ise en az birkaç farklı yemek takımına rastlamak mümkündür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hürriyetaile / Mehmet Akça&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-3090936836531241253?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/3090936836531241253/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2011/07/yengec-burcunun-dekorasyon-tercihi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/3090936836531241253'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/3090936836531241253'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2011/07/yengec-burcunun-dekorasyon-tercihi.html' title='Yengeç Burcunun Dekorasyon Tercihi'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-6049993151929180790</id><published>2011-06-16T00:59:00.000-07:00</published><updated>2011-06-16T01:01:43.299-07:00</updated><title type='text'>Hamilelere Dekorasyon Önerileri</title><content type='html'>Evlerimizin bizler için güvenli birer yer olduğunu düşünürüz hepimiz. Fakat evlerde yaşanan kazaları bir düşünsenize! Merdivenler, koridorlar, banyolar ve mutfaklar. Kısacası evimizin her köşesinde görünmez kazalar maalesef bizleri bekliyor. Özellikle de kadınların hamile oldukları veya çok yorgun oldukları zamanlar kazaların en çok yaşandığı dönemlerdir. Tasarımcı Mehmet Akça hamilelik döneminde evde alınabilecek önlemler ve yapılabilecek küçük değişikliklerle daha risksiz bir yaşam için tavsiyelerde bulunuyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-am0DwAI9rt0/Tfm4WA7CAkI/AAAAAAAABkc/Cg7BtpygOXQ/s1600/4045_420x315.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-am0DwAI9rt0/Tfm4WA7CAkI/AAAAAAAABkc/Cg7BtpygOXQ/s400/4045_420x315.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5618724698465632834" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte sizlere hamileyken evinizde yapabileceğiniz dekorasyon önerileri:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Evinizde sürekli kullanılmayan gereksiz tüm şeyleri ortadan kaldırın ve düzenli bir şekilde depolayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Evde her hangi olası bir durum için mutlaka bir ilk yardım dolabı bulunmalı. Günümüzde hala birçok kişinin evinde maalesef ilk yardım dolabı  bulunmamakta! Bunun yanında eğer mümkünse, evde bir yangın söndürücüsü ve yangın alarmı bulundurun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Evin belli yerlerinde bulunan, masa ve sehpa köşelerine yaralanmaları önlemek için köşe koruması takın. Bunları rahatlıkla yapı malzemeleri satan mağazalardan bulabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Antrede ya da evinizin önemli bölgelerinde, acil merkezlerle ilgili tüm telefon numaralarını görünebilir bir yere not edin ya da hazır bulundurun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Ev içindeki aydınlatmaların doğru ve net bir şekilde yapılması bazı aksilikleri önceden görmenizi sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Mekanda sık kullanılan her türlü eşyayı, kolaylıkla ulaşılabilecek yerlerde konumlandırınız. Bu şekilde, yüksek yerlerde bulunan eşyaları almak için sandalye ve merdiven gibi şeylere ihtiyaç duyulmaz. Bu da düşme riskini belli bir düzeyde azaltır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Koridor gibi sık kullanılan alanlardaki yer döşemelerinin kaygan olmamasına dikkat edin. Takılıp düşmeleri önlemek için, halı kenarları kalkmış ya da kıvrılmış olmamalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Bunların yanında, anne adaylarının büyük zamanını geçirdiği diğer önemli alanlar mutfak ve tabii ki banyolardır. Dikkatsiz kullanılan bir mutfak ve banyo, maalesef kolaylıkla evin en tehlikeli alanı haline gelebilir. Bu alanları kullanırken son derece dikkatli olmakta fayda var. Örneğin; dolap ve çekmece kapaklarının kapalı olmasına dikkat edin. Telaşla iş yaparken, farkında olmadan buralara çarparak vücudunuza zarar verebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Bunların yanında eğer maddi olarak yapabilme gücüne sahipseniz, dolap ve çekmece kapaklarını özel kayar mekanizmalı yaptırın. Bu sayede kullanan kişi, çok güç sarf etmez ve bunun yanında ulaşılması zor olan alanlara kendini zorlamadan rahatlıkla ulaşabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Banyoda sık yaşanılan kazalardan diğeri ise, kayarak düşmelerdir. Özellikle hamilelik döneminde evin banyo ve tuvalet bölümü kazalara, düşme ve yaralanmalara kar¬şı düzenlenmelidir. Bunları önlemek için banyo zeminini kaymayan ve özel ıslaklığa dayanıklı malzemeler ile kaplayabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Rahat hareket etmeaçısından, klozet ve duş kabinine tutacaklar yerleştirmek işinizi kolaylaştırabilir. Banyoda yanma vb. kazaları önlemek için ise, su sıcaklığı ayarlanabilen termostat vb. cihazları kullanmanızı tavsiye ederim. Banyoya konulacak sıcaklık göstergesi sayesinde, banyo sonrası anne adaylarının soğuk algınlığına yakalanma riski azaltılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Banyoda meydana gelebilecek en önemli sorunlardan diğeri de şofben zehirlenmesidir. Zehirlenme olasılığını ortadan kaldırmak için, banyoda yeteri kadar havalandırma ortamı sağlanmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Dikkat edilmesi gereken diğer önemli husus ise, anne adayları banyo ve tuvalet bölümünde iken, herhangi bir olası duruma karşı kesinlikle kapıyı arkadan kilitlememelidirler. Ya da kilitlense bile bu kapı kilidinin önden ve arkadan kontrol edilebilme özelliğine sahip olanının kullanılması daha iyi olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Gelelim yatak odalarına. Yatak odaları kadınların hamilelik döneminde oldukça hassas bir şekilde düzenlenmelidir. Örneğin: Yatak odanız küçük ise, burayı açık tonlu ve birbirinin kontrastı renkler ile büyük gösterebilirsiniz. Ortada bulunan sehpa vb. her zaman kullanılmayan araç ve gereçleri kaldırmak yer açısından olumlu sonuç verir. Fakat rahat kullanım açısından, karyolanın başucuna uygun bir yere küçük sehpa konumlandırmalısınız. Bunun üzerinde telefon, el feneri, kişinin acil kullanması gereken ilaçları ve su bulundurulması iyi olur. Ayrıca anne adaylarının burada sık zaman geçireceği düşünülürse, kitap, dergi ve bilgisayarı da burada bulundurmak kişinin iyi vakit geçirmesi açısından yararlı olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Yatak odası ile banyo ve tuvalet arasındaki alanda, dolaşmayı engelleyecek herhangi bir şey kesinlikle bulundurulmamalıdır. Yatak odası bölümünün tuvalet ve banyoya yakın olan odalardan seçilmesi, hamile bayanlar için çok fayda sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mehmet AKCA / Hürriyetaile&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-6049993151929180790?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/6049993151929180790/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2011/06/hamilelere-dekorasyon-onerileri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/6049993151929180790'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/6049993151929180790'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2011/06/hamilelere-dekorasyon-onerileri.html' title='Hamilelere Dekorasyon Önerileri'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-am0DwAI9rt0/Tfm4WA7CAkI/AAAAAAAABkc/Cg7BtpygOXQ/s72-c/4045_420x315.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-8766566204781959673</id><published>2011-06-01T00:34:00.000-07:00</published><updated>2011-06-01T00:36:43.308-07:00</updated><title type='text'>İkinci Evimiz Ofislerimiz</title><content type='html'>Ofis mekanları evlerden sonra gelen, günümüzün ve dolayısı ile hayatımızın büyük bir bölümünü geçirdiğimiz önemli mekanlardandır. Bu nedenle ofisimizin tasarımı ve düzeni çok önemlidir. Tasarımcı Mehmet Akça, ofis tasarımını tüm yönleriyle ele alıyor ve bizlere önerilerde bulunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tasarım İçin Bir Program Hazırlayın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ofis tasarımı yapılırken, ilk önce işyeri için gerekli olan ihtiyaçları tanımlayan detaylı bir program hazırlanmalıdır. Ardından bu bölümlerin plan üzerinde yerleşim detayları kesinleştirilmelidir. Bu aşamada çalışanların bulunduğu bölüm tasarımcıya bağlı olarak, çok farklı şekillerde planlanabilir. Burada önemli olan ofisteki işin gün içerisindeki hareket durumudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birimlere Göre Tasarım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurumsallaşmış büyük şirketlerden örnek verecek olursak, pazarlama birimi için açık plan tipi uygun olurken, Ar-Ge gibi sessizlik gerektiren birimlerin daha ayrı bölümlerde konumlandırılmış olması büyük önem taşıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun yanında önemli hususlardan bir diğeri ise idari bölümdür. Buranın diğer birimlerden ayrı olarak planlanıp tasarlanması gerekiyor. Mesela müdür odasının hemen yanına, sekreter bölümünün yapılması gibi. Yine bunun yanında genel müdür yardımcısı, muhasebe ve personel müdürlüğü gibi bölümler bu alanlara yakın konumlandırılmak zorundadır. Bu şekilde bir planlama yapıldığı taktirde, ilgili kişilerin rahat iletişim kurması ve iş akışı yönünden hızlı bir sirkülasyon sağlayacağı kesindir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangi Birime Hangi Mobilya?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Planlama işlemleri bittikten sonra, son olarak plan üzerinden 'hangi birimin, ne tür mobilyaya ihtiyacı var' gibi problemlerin çözülme aşamasına geçilmelidir. Dikkatinizi çekerim bu konu için problem olarak bahsediyorum. Çünkü gerçekten mobilya seçimi büyük problemdir. Mutlaka herkes bu konuda takılıp kalıyor. Dolayısı ile çok iyi bir şekilde tasarlanıp, iyi bir seçim ve yerleştirme düzeni yapılması gerekiyor. Bence ofislerdeki en önemli mobilya, çalışan kişinin performansını büyük ölçüde etkileyen çalışma masasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalışma Masası ve Evrak Dolabı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İdeal standarda sahip bir çalışma masasının uzunluğu 160-210 cm arasında ve derinliği ise 75-115 cm arasında olmalıdır. Masada çalışan bir kişinin arkasında duvar veya bölücü ya da buna benzer başka bir malzeme kullanılmak isteniyor zaman zaman. Bu tür bir uygulama yapmak için, masa ile bu yer arasındaki mesafe en az 106 cm olmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her çalışan personelin masası için, birer çekmece ünitesi mutlaka tasarlanmalıdır. Bu çekmece ünitesinin tekerlekli ve masanın altına rahatça girebilecek şekilde tasarlanması, rahat kullanım açısından büyük önem taşıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ofise gelen ziyaretçilerin oturmaları için masa önüne ya da yanlara koltuk koymak isteyebilirsiniz. Bu koltuklar çalışana dönük bir şekilde yerleştirilmek istenirse oturan kişinin ayaklarının rahat etmesi için koltuk ile masa arasındaki mesafe 25 cm ve daha yukarı olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ofislerde kullanılacak evrak dolaplarının raf yüksekleri bayanlar için 175 cm, erkekler için ise 183 cm olmalıdır. Dolap alt ve üst bölüm şeklinde ayrı parçalar halinde yapılacak ise, alt bölüm için yerden yüksekliği 71-76 cm arasında, derinliği ise 45-60 cm arasında olmalıdır. Çekmeceli evrak dolaplarının yüksekliği ise maksimum 145 cm olmalıdır. Bu tür dolaplardan herhangi biri çalışan kişinin arkasına konumlandırılacak ise, hem rahat hareket sağlanabilmesi hem de oturur pozisyonda evraklara erişilebilmesi için dolap ile masa arasında 106 cm mesafe bırakılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalışma Masalarının Arasındaki Mesafe&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ofislerdeki ortak çalışma alanlarında iki kişi sırt sırta gelecek biçimde yerleşim yapılabilir. Bu tür bir durum için masalar arası mesafe 150-200 cm olabilir. Eğer masalar çalışanların karşılıklı olacakları biçimde yerleştirilmek istenirse arada sirkülasyon alanı dahil, masaların birbirine uzaklığı 120 ile 147 cm olmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna ek olarak son zamanlarda birçok ofiste, dört ya da beş kişinin bir arada çalıştığı yonca masalar kullanılıyor. Bu masanın tercih sebebi, fazla alan kaplamadığından dolayı ve birden fazla personelin bir arada rahatça çalışabilmesini sağladığı içindir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplantı Odası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ofislerde kullanılan toplantı masalarının en az üç kişi kullanacak şekilde tasarlanması faydalı bir uygulamadır. Bunun için daire bir masa tercih edilecekse, masa çapının en az 120 cm yapılması gerekir. Kişi sayısının artmasına bağlı olarak kare ya da dikdörtgen şekilli masalar daha rahat bir kullanım sağlar. Üç kişilik bir masa kullanımı için ayrılması gereken alan ölçüsü en az 235x235 cm dolayında olmalıdır. Toplantı masasının etrafında, rahat kullanım için mutlaka bir alan bırakılması faydalı olur. Bunun için ise 76 cm daha yer ayırmak rahat kullanım açısından iyi olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asistanların çalışma masası derinliği 75-90 cm, uzunluğu ise 150 cm yapılmalıdır. Masanın L biçiminde tasarlanması fax, yazıcı vb. makinelerin rahat konumlandırılması için faydalıdır. Bu tarz bir masanın derinliği 45 cm, uzunluğu ise 76 cm civarında yapılabilir. Bunların yanında danışma vb. aynı işlerde kullanılması istenen yerlerin, banko şeklinde tasarlanması fikir olarak en uygun olanıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bu mekanlarda yapılan işlemlerin, ergonomik kurallar dikkate alınarak uygulanması, zamanlarının büyük bölümünü ofis vb. çalışma alanlarında geçiren biz insanlar için rahat ve yaratıcı çalışma imkanı sağlayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hürriyetaile / Mehmet AKÇA&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-8766566204781959673?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/8766566204781959673/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2011/06/ikinci-evimiz-ofislerimiz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/8766566204781959673'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/8766566204781959673'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2011/06/ikinci-evimiz-ofislerimiz.html' title='İkinci Evimiz Ofislerimiz'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-7762153873706515510</id><published>2011-05-14T00:53:00.000-07:00</published><updated>2011-05-14T00:54:46.380-07:00</updated><title type='text'>Yaşlılar için Evde Güvenlik Önlemleri</title><content type='html'>Yaşlı insanlar tıpkı bebekler kadar özel ve masumdurlar. Yaşlılar belli bir yaşın üstüne geldiklerinde, artık bazı şeyleri maalesef başkalarının yardımı olmadan yapamazlar. Bu duruma özellikle evde çok rastlanıyor. Dolayısı ile herhangi kaza ve benzeri tatsız problemler yaşamamak için, neler yapmamız gerektiğine dair bazı ipuçlarını Tasarımcı Mehmet Akça’dan aldık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşyaları Kolay Ulaşılabilecek Yerlere Koyun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genel olarak ev içinde sık kullanılan her türlü eşyayı, herkesin kolaylıkla ulaşılabileceği yerlerde konumlandırmaya özen gösterin. Böylece, yüksek yerlerde bulunan eşyaları almak için sandalye ya da merdivene çıkmak zorunda kalınmaz ve bu da düşme riskini büyük ölçüde azaltır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yer Döşemelerine ve Halılara Dikkat&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle koridor gibi çok kullanılan alanlardaki yer döşemelerinin kaygan olmamasına dikkat edin. Takılıp düşmeleri önlemek için, halı kenarlarının kalkık ve kıvrık olmamasına ya da var ise yerdeki paspas gibi şeylerin kaymamasına ve olduğu yerde toplanmamasına özen gösterin. Çünkü bu tarz şeyler adım atmakta zorluk çeken yaşlı kişiler için büyük tehlike kaynaklarındandır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutfak Rahat Kullanabileceği Tarzda Olmalı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı yaşlı kişiler yalnız yaşıyor ve dolayısı ile yemeklerini kendileri yapıyorlar. Bu durumda yemek yaparken kolun tencereye takılmaması önlemek ve herhangi başka bir kaza yaşamamak için, bu kişilerin kol ağzı kısa ve dar olan kıyafetler giymesine dikkat edin. Bunun yanında ocağın yüksek bir yerde olmamasına da özen gösterin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günümüzde yapılan mutfaklarda artık bu tarz şeyler çok mümkün değil. Çünkü her şey standart ve kişinin rahat kullanımına göre özel yapılıyor. Ama herkesin mutfağı yeni olmayabilir. Bu durumları göz önünde bulundurarak, yaşlı kişilerin rahat kullanabileceği bir konuma getirilmesi gerekir. Örneğin, ocak düğmelerinin açıp kapama konumunu kolayca fark edilecek şekilde işaretleyiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutfak Aydınlatması Yeterli Olmalı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elektrik çarpmalarını önlemek için, elektrik kablolarını lavabo ve ocaktan uzak bir yerde tutunuz. Mutfağın doğru bir şekilde aydınlatılmış olmasında fayda var. Çünkü yaşlı kişilerin gözlerinde görme ya da ellerinde titreme problemi olabileceği göz önünde bulundurulursa, meyve ve sebzeleri soyup doğrarken meydana gelecek kazalar biraz olsun önlenmiş olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Banyo ve Tuvalet Zemininde Kaymayı Önleyici Malzemeler Kullanın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Banyoda en çok yaşanılan kazaların başında ise, kayarak düşme problemleri meydana gelmektedir. Bunu önlemek için banyo zeminini kaymayan ve özel ıslaklığa dayanıklı malzemeler ile kaplayabilirsiniz. Klozet ve duş kabinine tutacaklar yerleştirebilirsiniz. Suyun sıcaklığını ayarlamak için termostat vb. cihazları kullanmakta fayda var. Bu şekilde sıcak sudan meydana gelebilecek yanmaları ve haşlanmaları önlemiş olursunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Banyoda meydana gelebilecek en önemli sorunlardan bir diğeri de şofben zehirlenmesidir. Zehirlenme olasılığını ortadan kaldırmak için, banyoda yeteri kadar havalandırma ortamının olmasına dikkat edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Merdivenlerden Gereksiz Eşyaları Kaldırın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun yanında merdivenlerde dikkat edilmesi gereken yerlerin başında geliyor. Örneğin, merdiven başlarında ve aralarda uygun mesafeye bağlı olarak aydınlatma ve açıp kapama düğmeleri olmalıdır. Eğer merdiven kaplaması var ise, bunlar iyi durumda olmalı, kenarları kalkmışsa mutlaka tamir edilmelidir. Kenarlarda tırabzanların olması faydalı olacaktır. Ayrıca merdivenlerde yürümeyi zorlaştıracak gereksiz herhangi bir eşya bulundurulmamalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acil Durumlar İçin Yatak Ucuna Bir Sehpa Koyun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özel durumlar için kişinin yatağının yanında bir sehpa ve üzerinde telefon, el feneri, acil kullanması gereken ilaçları ve su bulunması çok faydalı olur. Bunun yanında antrede de her zaman bir el fenerinin bulunması faydalı olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlaçların kullanımı için Plan Yapın ve Görünür Bir Yere Asın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlaçların kullanımı ile ilgili detaylı bir plan ve takvim vb. yapacağınız listeyi okunaklı yaparak, evde bulunan yaşlı birey için rahat görülecek bir yere asmalısınız. Mesela buzdolabı kapağı ya da antreye asabilirsiniz. Her ilaç kendi kutusunda tutulmalı, birbiri ile karıştırılmamalıdır. Ayrıca yaşlı kişinin, doktorun önerisi dışında başka ilaç kullanmamasına dikkat edilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortamın Havasına Dikkat Edilmeli&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşlı insanlar havasız ve kapalı ortamlardan uzak durulmalıdır. Pencereler gerektiğinde kolayca açılabilmelidir. Yaşlılar ani ısı değişikliklerinden çabuk ve olumsuz etkilendikleri için etkin bir ısıtma ortamı sağlanması yararlı olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hürriyetaile / Mehmet AKÇA&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-7762153873706515510?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/7762153873706515510/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2011/05/yasllar-icin-evde-guvenlik-onlemleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/7762153873706515510'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/7762153873706515510'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2011/05/yasllar-icin-evde-guvenlik-onlemleri.html' title='Yaşlılar için Evde Güvenlik Önlemleri'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-3065810666053121364</id><published>2011-04-05T13:41:00.001-07:00</published><updated>2011-04-05T13:43:47.882-07:00</updated><title type='text'>bölmek için dekoratif yollar</title><content type='html'>Evinizde çeşitli bölümler yaratmak istiyorsanız yapabileceğiniz çok şey var. İşte size dekoratif yollarla odaları bölmenin yolları..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-Yy35XquxkJg/TZt-ztbW0II/AAAAAAAABek/TOat0SGP8JM/s1600/imperiaflex_0_0_0.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 230px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-Yy35XquxkJg/TZt-ztbW0II/AAAAAAAABek/TOat0SGP8JM/s400/imperiaflex_0_0_0.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5592202789143367810" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bölmeler, duvarları yapılmış hacimlerin veya büyük birimlerin gereksinimler doğrultusunda daha küçük birimlere ayrılması; konut mekânları ve işyerlerinde görülmesi istenmeyen bölümlerin perdelenmesi amacı ile yapılır. Bunun yanı sıra bir bölgeyi tamamen kapatabileceği gibi sadece dekoratif amaçlı da kullanılabilir. &lt;br /&gt;Bölmeleri konstrüksiyon yönünden: Sabit bölmeler, sökülebilir bölmeler, dekoratif bölmeler, hareketli bölmeler şeklinde dört gruba; teknik özelliklerine göre ise; ses yalıtımlı bölmeler, ateşe dayanıklı bölmeler ve ısı yalıtımlı bölmeler olarak üç gruba ayırabiliriz. Bunların yanında, günümüzde kullanılan bölmelerin özelliklerine kısaca değinecek olursak:&lt;br /&gt;.Sabit duvarlar gibi binalarda fazla ağırlık problemi yaratmaz.&lt;br /&gt;.Dekoratif görüntü verirler.&lt;br /&gt;.Sonradan değitşirme vb. işlemler için maliyetleri düşüktür. Sökülen ürün başka bir yerde de kullanılabilir. &lt;br /&gt;.Hareketli olabilir, istenildiğinde yeri değiştirilebilir.&lt;br /&gt;.Malzeme, renk ve desen seçenekleri oldukça fazladır.&lt;br /&gt;.Uygun teknik kullanıldığında seri üretime ve hızlı montaja elverişlidir.&lt;br /&gt;.Uygulanmada ve bulunduğu yerden kaldırılmak istenildiğinde, bina yapısına zarar vermeyen bir özelliğe sahiptir.&lt;br /&gt;Bölme türleri &lt;br /&gt;Sabit bölmeler: Bölmenin iskeleti, ahşap veya profil demirden hazırlanarak çeşitli yöntemlerle binaya tutturulur. İskeletin bir veya iki yüzeyi alçıpan, ahşap veya ahşap esaslı levhalar, metal, plastik ve cam plakalarla kaplanır. Ahşap iskeletin ölçüleri yapılacak olan bölmenin büyüklüğüne göre belirlenir. Ahşap iskeletin yüksekliği 3.5 m. olan bölmelerde dikme kalınlığı 8 cm., 4 m. yüksekliğindeki bölme iskeletlerinde ise bölme kalınlığı 10 cm. olmalıdır. Dikmelerin aralıkları, plaka kalınlıklarına göre 60-80 cm. arasında değişir.&lt;br /&gt;Sökülebilir bölmeler: Seri olarak üretilmiş panolarla hazırlanabilen bölmelerdir. Bu özelliği nedeniyle yapımı, sökülmesi ve taşınması oldukça kolaydır, her zaman birden farklı yerlerde kullanılabilme şansına sahiptir.&lt;br /&gt;Dekoratif bölmeler: Özellikle rahatsız edici ses ve gürültü bulunmayan büyük ofislerde ayrı çalışma mekanlarının düzlenmesinde, tuvalet, mutfak ve giyinme kabini gibi birimlerin girişlerinde veya görünmesi istenmeyen kısımların perdelenmesinde kullanılır.&lt;br /&gt;Hareketli Bölmeler: Günümüzde ahşap, metal ve plastik malzemelerden yapılırlar. Bu bölmeler, raylı sürme düzenine asılarak hareketi sağlanan panolardan oluşur.&lt;br /&gt;Ses geçirmez bölmeler: Büyük oranda ses geçişinin engellenmesi istenen özel mekanlarda kullanılır. Bu durumda bölme farklı kalınlıklarda, iki katlı yapılırsa sese yalıtım özelliği gelişir. Farklı kalınlıklar rezonans olayını önlemektedir. Ses geçirmez bölmelerin yapımında yonga levha, lif levha, alçıpan vb. gereçler kullanılmaktadır.&lt;br /&gt;Ateşe dayanıklı bölmeler: Bunların yapımında yanmayan gereçler kullanılır. Bölmenin iskeleti metal profillerden oluşturulur. Üzeri ateşe dayanıklı alçıpan plakalar, çimentolu plakalar ve ateşe dayanıklı emprenye edilmiş ahşap ve ahşap esaslı plakalar ile kaplanır.&lt;br /&gt;Alçı plakalı bölmeler (Alçıpan): Ortası alçı iki yüzü karton kaplı, fabrikasyon olarak standart veya özel boyutlarda üretilen düzgün yüzeyli plakalardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alçıpan plaka çeşitleri&lt;br /&gt;Normal tip: Çeşitli ölçülerde iki yüzü karton kaplı alçı plakalardır. Diğer malzemelere göre çok iyi ses ve ısı yalıtımı sağlayan hafif ve kuru bir yapı malzemesidir. Bu malzeme normal şartlarda 30 dakika yangına dayanıklıdır.&lt;br /&gt;Yangına dayanıklı tip: Normal kartonlu alçı plakaların özelliklerine ilave olarak yangına dayanıklılık sağlayan özel formüllü alçıdan yapılmış, cam elyaf katkılı plakalardır.&lt;br /&gt;Suya dayanıklı tip: Kartonlu alçı plakalar, alçının kimyasal işlemleri ile suyu itici hale getirerek ve diğer iki tipten farklı bir kartonla kaplanarak üretilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evim Nisan 2011 / Mehmet AKÇA&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-3065810666053121364?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/3065810666053121364/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2011/04/bolmek-icin-dekoratif-yollar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/3065810666053121364'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/3065810666053121364'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2011/04/bolmek-icin-dekoratif-yollar.html' title='bölmek için dekoratif yollar'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-Yy35XquxkJg/TZt-ztbW0II/AAAAAAAABek/TOat0SGP8JM/s72-c/imperiaflex_0_0_0.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-3021898378219077294</id><published>2011-03-28T05:49:00.000-07:00</published><updated>2011-03-28T05:52:51.808-07:00</updated><title type='text'>Koç ve Balık Burcunun Dekorasyon Tercihi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-whNcvsNri3Y/TZCEj8Ai85I/AAAAAAAABeY/V0anTT56_e0/s1600/2815_420x315.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 299px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-whNcvsNri3Y/TZCEj8Ai85I/AAAAAAAABeY/V0anTT56_e0/s400/2815_420x315.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5589112890505491346" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son zamanlarda dikkat çeken önemli bir dekorasyon trendi, burçların gizemini kullanarak evi dekore etmek. Herkesin dekorasyon zevki mutlaka farklıdır. Fakat burcunuzun dekorasyon tarzınız hakkında size bazı ipuçları verdiğini biliyor muydunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burçlara göre evinizi nasıl dekore edeceğinizi öğrenmek çok kolay. Mesela evinizde hangi renkler çoğunlukta? Bu detaylara bakarak, bunların hepsi sizin kişiliğiniz ve aynı zamanda burcunuzla ilgili ipuçlarını verir. Astrologların söylediğine göre insanların karakterlerinden bahsettiğimizde, aslında bilmeden de olsa onların burçlarının özelliklerinden bahsederiz. Astroloji hakkında yazılar okuyan kişilerin, evlerini astrolojinin işaretlerine göre dekore etmekten hoşlandıklarını görüyoruz. Eğer astrolojiyle ilgileniyorsanız ve evinizi astrolojik simgenize göre dekore etmek istiyorsanız, burada verdiğim bazı ipuçlarını okumanızda yarar var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk Tercih Kırmızı Mobilyalar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ateş grubundan olan koç burcu insanları, hareketli, atılgan ve hırslıdırlar. Evleri de doğal olarak bu durumu yansıtacak biçimde olmalıdır. Kırmızı renk ve tonları koç burcunu çeker. Bu renklerlerdeki mobilyalar, onların dekorasyon da daha çok kullanacağı mobilyalar arasında yer alır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deri döşemeler ve sportif aksesuarlar koç burcu insanının çok sevdiği objelerdir. Ayrıca her zaman kendi evlerini kendileri dekore etmeyi isterler ve severler. Evlerindeki herhangi bir yeri zaman zaman bozup, yeniden dekore etmek hoşlarına gider. Ahşap mobilya ve aksesuarlara meraklıdırlar. Kumaşlarda ise basit desenlere ve sevdikleri rengin tonlarına önem verirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burçların yaşamımızdaki etkilerini artık hepimiz biliyoruz. Bu etkiler dekorasyon alanında da kendini gösteriyor ve her burca göre zevkler değişiyor. Peki balık burcu, ev dekorasyonunda neleri tercih ediyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Balık burcu insanları, duygusal oldukları için açık mavi ve tonlarındaki döşemelerden çok etkilenirler. Kendisini daha huzurlu ve daha mutlu hissetmek için duvara posterler ve resimler asmayı ihmal etmezler. Geleneksel bir dekorasyon anlayışına sahiptirler. Ev dekorasyonunda uçuk kaçık parçalardan bir şeyler elde etmeyi severler. Balık burcu insanı, doğasında istediği gibi dekorasyon yapma tercihini içinde her zaman yaşatan bir gruptur. Bu yüzden genelde iyi bir ev atmosferi ve dekorasyon tarzları vardır. Farklı obje ve renklerden yola çıkarak eşsiz olanı yakalamayı ve hoş bir hava oluşturmayı severler. Onların evine gelenler, kendilerini en az kendi evlerindeki kadar rahat hissederler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hürriyetaile / Mehmet AKÇA&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-3021898378219077294?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/3021898378219077294/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2011/03/koc-ve-balk-burcunun-dekorasyon-tercihi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/3021898378219077294'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/3021898378219077294'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2011/03/koc-ve-balk-burcunun-dekorasyon-tercihi.html' title='Koç ve Balık Burcunun Dekorasyon Tercihi'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-whNcvsNri3Y/TZCEj8Ai85I/AAAAAAAABeY/V0anTT56_e0/s72-c/2815_420x315.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-8278339038420223998</id><published>2011-03-16T03:44:00.000-07:00</published><updated>2011-03-16T03:45:48.428-07:00</updated><title type='text'>ihtiyaçlar dekorasyona yön verir mi?</title><content type='html'>Dekorasyonda yaratıcılığı tetikleyen çoğu zaman “ihtiyaç”lardır ve “ihtiyaçlar” temelinde kültürle birlikte doğar, zamanla gelişip farklı şekiller alır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelişen dünya ile birlikte, ev ve evde yaşam kültürü de değişiyor, gelişiyor, yeni şekiller kazanıyor. Bugün artık ev, insanların sadece hayatını sürdürdüğü bir yer olmaktan öte, diğer insanlarla birlikte "eğlenceli bir paylaşım ve yaşam alanı". Bu değişim beraberinde, evlerin görünümüne daha fazla önem verme duygusunu da ortaya çıkarıyor. Gelişen teknolojiler ve yaşam kültürleri ise bu noktada farklı stilleri de denemeyi gündeme getiriyor. &lt;br /&gt;Kültürler değiştikçe paralel olarak dekorasyon stilleri, anlayışları da değişiyor. Bazı kültürlerde ise dekorasyonu ihtiyaçlar kadar estetik kaygılar da belirler. Kimi evler olabildiğince sade iken, kimileri alabildiğince gösterişlidir. Yaratıcılığı tetikleyen çoğu zaman "ihtiyaç"lardır. Bu durum gösteriyor ki, dekorasyon "ihtiyaçlar" temelinde kültürle birlikte doğar ve zamanla gelişip, farklı şekiller alır. &lt;br /&gt;Doğası gereği sürekli değişen, yenilenen insan, kendiyle beraber kültürleri ve dekorasyonu da değiştirir. Bunun en güzel örneklerini iskandinav ülkelerinde görmekteyiz. Örneğin; Danimarka, Litvanya, Finlandiya, Norveç İzlanda vb. Kuzey Avrupa ülkelerinde bulunan evlerde, diğer ülkelerin evlerine nazaran genelde çok eşya bulunmaz. Az ve sade dekorasyon onlar için yeterlidir. Evlerin duvarlarını tamamen beyaza boyayıp ona göre de sade ve lüks bir mobilya yerleşimi ile dekorasyonu tamamlarlar. İsveç halkı genelde dekorasyon için beyaz rengi kullanmayı tercih eder. Çünkü beyaz renk saflığı, temizliği ve asaleti temsil eder. Ayrıca mekânı daha ferah ve geniş gösterir. Bundan dolayı bu ülkelerde beyaz renk çok önemlidir. Bu tarz evlerin dekorasyonunda, bazı odaların tek bir duvarını renkli duvar kâğıdı ile kaplayarak dekore edebilme şansına sahipsiniz. &lt;br /&gt;Kuzey Avrupa ülkelerinin dekorasyon stilinde koltuklar açık renkli, minderleri ise genelde çeşitli renklerle kaplanmış olarak tercih ediliyor. Bu şekilde mekâna daha canlı bir görünüm kazandırılıyor. İskandinav ülkelerinde mutfaklara diğer bölümlerden daha çok özen gösteriliyor. Mutfak tasarımında, tüm dolaplar beyaz ve tonları kullanılarak yapılıyor. Bunun yanında, açık ve koyu rengi bir arada kullanarak göze hoş gelecek bir görüntü yaratabilirsiniz. Örneğin; koyu meşe, venge ve bal rengi mobilyalar, beyaz bir fon üzerinde birbirleriyle mükemmel uyum sağlayacaktır. Eski ve yeni ürünleri bir arada kullanmayı deneyin. Parlak beyazın tonları ile açık kahverengi, çikolata ve ketenin tonlarını bir arada kullanarak bir odayı çok ferah ve yaratıcı gösterebilirsiniz. Özellikle perde ve yastıklar için dokusu olan kumaşları kullanmayı deneyin. İpek ve kadife malzemeleri, masa örtüsü ve battaniyeler de kullanın. Sade bir zemin kullanmayı isteyebilirsiniz. Bu şekilde göze hoş gelebilir ama kışın soğuk bir his yaratır. İstenmeyen bir görüntü yaratmaması için, zemine yün halı ve koyun postları sererek sıcak bir görüntü ve konfor sağlayabilirsiniz. Yine kış aylarında, beyaz renge kaplı bir masanın üzerine, mumlarla dolu kâseler koyarak içinizi ısıtacak sıcak bir atmosfer sağlayabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evim Şubat 2011 / Mehmet AKÇA&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-8278339038420223998?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/8278339038420223998/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2011/03/ihtiyaclar-dekorasyona-yon-verir-mi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/8278339038420223998'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/8278339038420223998'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2011/03/ihtiyaclar-dekorasyona-yon-verir-mi.html' title='ihtiyaçlar dekorasyona yön verir mi?'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-5969520171999221769</id><published>2011-03-07T12:58:00.000-08:00</published><updated>2011-03-07T13:02:59.183-08:00</updated><title type='text'>Punk Shui In, Feng Shui Out!</title><content type='html'>Feng Shui'ye karşı çıkan yeni akım, şu günlerde kendinden bir hayli bahsettiriyor. Punk Shui adı verilen bu akıma göre, evin her bölümünü darmadağın yapmak gerekiyor. Bu yeni akımın asıl amacı, sizi daha yaratıcı kılacak bir ortam oluşturmak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-YvTxkcMEuLE/TXVHqGHpG-I/AAAAAAAABeI/Rr6sduS6tlY/s1600/2669_420x315.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-YvTxkcMEuLE/TXVHqGHpG-I/AAAAAAAABeI/Rr6sduS6tlY/s400/2669_420x315.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5581446101718342626" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günümüzde herkes birbirinin aynısı şeylere takılıp kalıyor. Dolayısıyla da belli bir zaman sonra yaşadığımız ortamlar sıkıcı gelmeye başlıyor. Bu durumda da yeni şeyler yaratmak gerekiyor. Bu açıdan Punk Shui kişinin özgürleşmesi, farklılık yaratması, kendinden bir şeyleri ortaya koyması ve daha da önemlisi özgüven kazanması anlamına geliyor. Çok yaygın olmasa da dekorasyonda bir akım sayılabilecek olan Punk Shui, Feng Shui'nin tersi yaratılmış bir stil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aykırı Ruhların İlacı: Punk Shui&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Feng Shui; doğanın iyi enerjilerinden, renklerin gücünden faydalanan ve evi ona göre dekore etmemizi sağlayan bir akım. Fakat sizin aykırı ruhunuz, bu gibi modası geçmekte olan fikirlerden sıkılmış olabilir. Eğer böyle bir durum söz konusu ise Punk Shui'yi mutlaka denemenizi şiddetle tavsiye ediyorum. Bu akım eve düzen yerine kaos getirmeyi, hayatı olduğu gibi yaşamayı öneriyor.&lt;br /&gt;Birbirine uyumlu mobilyalar, düzenli ve aydınlık iç mekanlar sizi rahatsız etmeye başladıysa ve artık her şeyden sıkıldıysanız yapacağınız tek şey, içinizden gelen sese kulak verip bu yeni trendi denemeniz. Çünkü Punk Shui negatif-pozitif fark etmez, bütün enerjileri evde ve tüm mekanlarda kullanmayı önerir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kırın, Delin, Parçalayın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tarz dekorasyon sitili sayesinde, evinizdeki her şeyi canınızın istediği şekilde hatta daha da ileri giderek sıra dışı ve vahşice dekore edebilme şansına sahipsiniz. Örneğin: İki kişilik bir koltuğu ortadan ikiye bölerek, ayrı ayrı tek kişilik koltuk yaratabilirsiniz. Bunun yanında, televizyonu kırın, bir şeyleri parçalayın, kapılara ve duvarlara resimler çizin, delikler açın. Tabloları söküp yerine uçuk kaçık obje vb. şeyler asın. Böyle bir girişimin sonucunda ortaya çıkan manzaranın korkunç olacağını, evinizin bir harabe ya da bir çöp evden farkı kalmayacağını düşünebilirsiniz. Eğer amaç, her zaman farklı olmak ve herkesin yapamadığını demekse bu tarz tam size göre. Ama yine de denemek ya da denememek size kalmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Punk Shui'nin Feng Shui'den Farkı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Punk Shui'ye göre mutfak istediğiniz kadar dağınık olabilir hatta masayı tersine çevirip koyabilirsiniz. Bu stil sayesinde tercihlerinizde özgürsünüz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Duvarlara alışılmışın dışında farklı şeyleri asabilirsiniz. Örneğin: Kırık bir gitar, vantilatör, cam biblo, dal parçası ya da kırık bir ayna vb…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Kapıları ve duvarları istediğiniz şekilde boyayabilir ya da resimler çizebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Evinizin çeşitli köşelerinde kaktüs yetiştirebilirsiniz. Çünkü dikenler kaosu beslerler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Her sabah evinizin farklı bir köşesinde uyanmak, gözünüzü açtığınızda farklı objeleri görmek, size iyi gelebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Yatağınızın yerini değiştirin. Kapıyı göremeyeceğiniz, bir yere koyun. Tehlikenin nereden geleceğini bilmemek ve yakalanma duygusu belki heyecanınızı artırabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Eski, kırık dökük, kullanılmamış ne varsa yaratıcılığınızın sınırlarını zorlayarak kullanmayı deneyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Farklılık olması açısından camlara kilit takabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Sehpa, masa yerine aynı işlevi görecek farklı şeyler kullanın. Mesela eski bir araba lastiğinin üzerine cam koyarak orijinal bir fikir yaratabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.hurriyetaile.com/kadin/dekorasyon/punk-shui-in-feng-shui-out_2669.html"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mehmet AKÇA / Hürriyetaile&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-5969520171999221769?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/5969520171999221769/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2011/03/punk-shui-in-feng-shui-out.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/5969520171999221769'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/5969520171999221769'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2011/03/punk-shui-in-feng-shui-out.html' title='Punk Shui In, Feng Shui Out!'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-YvTxkcMEuLE/TXVHqGHpG-I/AAAAAAAABeI/Rr6sduS6tlY/s72-c/2669_420x315.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-3514918915549694253</id><published>2011-02-21T07:14:00.000-08:00</published><updated>2011-02-21T07:16:26.900-08:00</updated><title type='text'>Çöpleri yok ediyoruz</title><content type='html'>Mutfakta biriken çöpler hepimiz için büyük bir problem. Bu durumu çözmenin bir çok kolay yolu var. Çöp öğütücüler, çöplerin ayrı ayrı biriktirilmesi gibi fikirler bu problemi çözmenizi sağlayacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-CSw55Z8RR8Q/TWKBk8ieXjI/AAAAAAAABeA/mn91sgtqV4M/s1600/imperiaflex_0_0_0.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 280px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-CSw55Z8RR8Q/TWKBk8ieXjI/AAAAAAAABeA/mn91sgtqV4M/s400/imperiaflex_0_0_0.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5576161760364092978" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alışveriş yaparken, aldığımız eşyaların hangi çöp kutusuna atılacağını ya da nasıl yok edileceğini daha ilk anda düşünmek zorundayız. Atıklarımızı gelişi güzel atarsak, cam gibi değerli maddeleri de farkında olmadan çöp kutusuna atabiliriz. O nedenle bu maddeleri baştan kaynağında ayırmak gerekiyor. Zararlı ve tehlikeli maddelerin de ayrı toplanıp normal çöpe atılmaması önemli bir nokta. Günümüzde sokaklarda bir değil, üç adet çöp kutusu bulunuyor. Plastik, evsel ve kâğıt gibi maddeleri ayırarak atmak, dikkat etmemiz gereken önemli noktalar. Evde oluşturulan çöp ve katı artıkları çöp kovasına atarken, hiç düşünüyor musunuz? Örneğin bir floresan lambanın normal çöp kutusuna atıldığında, onunla birlikte civa, kurşun, çinko, nikel gibi tehlikeli maddelerin diğer atıklarla karıştığını. Bu durum elbetteki biliniyor. Fakat bunları dikkate almak ve uygulamak zor geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız, işe öncelikle mutfakta üç adet çöp kovası oluşturmakla başlayın. Belki mutfağınız küçük olabilir ya da üç adet çöp kovası bir mutfak için fazla olabilir. Bunların hepsini illa mutfakta barındırmanı za gerek yok. Kâğıt ve plastik için yapacağınız çöp kutularını, evinizin uygun yerlerine konumlandırmakta özgürsünüz. Bu ayırma işlemini baştan evin içinde çözerseniz, sokaktaki çöp kutuları na ayrı ayrı atmak sizin için oldukça basit olacak. Çöpleri kaynağında çözmenin basit ve önemli yollarından biri de çöp öğütme cihazı. Bu cihaz, mutfakta oluşan tüm sebze, meyve, et ve balık artıklarını toz şekline getirerek atık su borusundan kanalizasyona gitmesini sağlar. Böylece mutfakta oluşan çöpün % 90'nı yok edilmiş olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutfakta belli süre bekleyen çöpler etrafa kötü koku yayar. Bu tarz bir uygulama ile yiyecek artıkları anında yok edileceğ i için, mutfakta kötü koku sorunu kalmaz. Yiyecek artıklarının, anında yok edilmesiyle evinizde normal olarak bekleyen artıklara gelen sinek, böcek ve kemirgenlerin ve yuvalanması büyük oranda önlenmiş olur. Çöp öğütücüler çelik ve mermer evyelere, rahatlıkla takı labilme şansına sahip. Gelişen teknoloji sayesinde de bir çok özellikleri bulunuyor. Daha az elektrik ve su sarfiyatı, sessiz sistem gibi. Mutfakların olmazsa olmazı arasına giren çöp öğütme cihazı, bu konuda oldukça yararlı bir ürün. İşe yarayacak önemli ve küçük bir püf noktası da mutfakta oluşan yemek gibi tüm ıslak atıkları gazete kâğıdına ya da kâğıt torbanın içine sararak çöp kutusuna atmak. Bu işlemi yaptığınız takdirde, kâğıt ıslaklığı içine çekecek ve pis kokuların oluşmasını önleyecek. Bu sayede çöp kovası da her zaman temiz kalacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çöpleri değerlendirmek, kaynakları korumak anlamına gelir. Çöplerin ve atıkların ayrılarak toplanmasına yönelik bilgi ve projelerden faydalanmanızı öneriyorum. Çünkü bu hepimizin geleceği için çok önemli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Plastik atıklar&lt;br /&gt;Plastik şişe, pet bardak, poşet, süt ve içecek ambalajları.&lt;br /&gt;2. Kâğıt atıklar&lt;br /&gt;Elektrikli süpürge torbaları, karton, mukavva, ambalaj kâğıdı ve tüm kâğıt malzemeler.&lt;br /&gt;3. Evsel atıklar&lt;br /&gt;Meyve ve sebze atıkları, yumurta kabuğ u, kahve telvesi, sallama çaylar, yemek ve gıda maddesi atıkları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evim dergisi / Ocak 2011 / Mehmet AKÇA&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-3514918915549694253?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/3514918915549694253/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2011/02/copleri-yok-ediyoruz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/3514918915549694253'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/3514918915549694253'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2011/02/copleri-yok-ediyoruz.html' title='Çöpleri yok ediyoruz'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-CSw55Z8RR8Q/TWKBk8ieXjI/AAAAAAAABeA/mn91sgtqV4M/s72-c/imperiaflex_0_0_0.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-4115848341111709439</id><published>2011-02-13T00:18:00.000-08:00</published><updated>2011-02-13T00:21:55.353-08:00</updated><title type='text'>Importance Of Glass in Architecture and Decoration</title><content type='html'>The history of glass goes as far as 5000 years. With advances in technology, glass usage is ever increasing. Glasswork in Turkey started near İzmir with the making of eye-beads.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The most important property of glass is that its a healthy material. Glass is the only material that is easy to clean and that doesn’t harbor microbes. Being an attractive material is another property of glass. This makes glass indispensable in interior decoration. When you look around, do you see any product without a glass content? Door, windows and many other products including glasses are made of glass. We can safely deduce that glass has become an indispensable material in today’s world. No other material is able to provide the aesthetics and elegance that glass does. Being an environmentally friendly material also makes glass an important choice.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-bititaHtwIs/TVeUSO73nNI/AAAAAAAABd4/HgbQZ7Boqus/s1600/2.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 227px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-bititaHtwIs/TVeUSO73nNI/AAAAAAAABd4/HgbQZ7Boqus/s400/2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5573086104862039250" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Glass is no more just a decorative item. Not only that, but it also spread to all aspects of our daily lifes. Companies worldwide are paying a great deal of attention to their products design in an effort to gain more market share. The level of competition in the furniture sector has forced designers to create new and more attractive designs. Customers started prefering a special kind of glass that is 5 times stronger than normal glass and doesn’t shatter upon impact. This in turn led to a higher level of glass use in furnitures. Bedroom furniture sets used to have two pieces of mirrors on the wardrobes’ doors, nowadays we can see bedroom sets with all surfaces covered in colored glass and matching glass accents on other pieces. Showcases, TV stands and tables are also made largely of glass. Kitchen and bathroom furnitures are also experiencing an increase in glass content. Glass is the second most common choice of material in kitchen sinks these days. In the modern furnitures of today, consumers can even specify that the space between lower and upper cabinets be glazed with glass.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Technology has reaced such a stage that any image or form, including your own image, can be printed on furnitures. This increases the appeal of furnitures. Glass has become an indispensable material in the architecture and design sector.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-4115848341111709439?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/4115848341111709439/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2011/02/importance-of-glass-in-architecture-and.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/4115848341111709439'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/4115848341111709439'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2011/02/importance-of-glass-in-architecture-and.html' title='Importance Of Glass in Architecture and Decoration'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-bititaHtwIs/TVeUSO73nNI/AAAAAAAABd4/HgbQZ7Boqus/s72-c/2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-4016626450215571068</id><published>2011-01-23T03:59:00.000-08:00</published><updated>2011-01-23T04:05:19.694-08:00</updated><title type='text'>A'dan Z'ye yemek odası</title><content type='html'>Masa seçiminden sofra düzenine, doğru ölçülendirmeden yerleşim planına yemek odası ya da yemek alanına dair bilmek isteyebileceklerinizin bulunduğu küçük bir rehber hazırladım size... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/TTwYyjQgamI/AAAAAAAABds/Tj5B1W7sZdg/s1600/Secret%2Byemek%2Bodas%25C4%25B1.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/TTwYyjQgamI/AAAAAAAABds/Tj5B1W7sZdg/s400/Secret%2Byemek%2Bodas%25C4%25B1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5565350496260090466" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teknoloji ve gelişen mutfak ve yemek kültürü sayesinde yemek odası ve mobilyaları bugün çok farklı noktalara geldi. Günümüzde artık yemek daha çok salonda yeniliyor. Bunun için de ailedeki kişi sayısına göre yemek odası takımına ihtiyaç duyuluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yemek odası için yuvarlak formlu masalar her zaman rahat kullanım imkanı sunarlar. Minimum 90 cm.'lik çapı olan yuvarlak masaların rahat kullanım ölçüsü 110-125 cm. arasındadır. Köşeli yemek masası ise az yer kaplar. Özellikle yemek masası üst tablasının kayar malzeme ile yanlara doğru çekilerek büyüyen modelleri son derece kullanışlı ve pratik bir çözüm olarak karşımıza çıkıyor. Bu tarz yemek masaları özellikle dar alanlarda rahatlıkla kullanılabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine yemek odanız küçükse ve katlanabilir kapılarla genişletilebilme şansına sahipseniz böyle bir uygulama sayesinde çok rahat edebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yemek masalarında yükseklik 78 cm. dolayındadır. Masa genişlikleri, karşılıklı iki kişinin yemek yemesine uygun olarak, ortada bırakılacak servis boşluğu ile birlikte en az 80 cm. olmalı dır. Bu genişlik daha fazla bir servis ve kullanım için 100- 105 cm.'ye çıkıyor. Dikdörtgen masaların boy ölçüsü her kişi için en az 60 cm. olmalıdır. Eğer masa başlarına da birer kişinin oturması düşünülürse toplam ölçüye 20 cm. daha eklenmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yemek sandalyesinin oturma yüksekliği önde 44-46 cm., arkada ise 2 cm. daha alçalmaktadır. Arkalık yükseklikleri ortalama 80-90 cm. arasındadır. Oturma genişliği 42-44 cm., derinliği 44-47 cm. arasında yapılır. Yemek sandalyesinde fazla eğimli bir oturuş şekli gerekmediği için bu eğim 6-8 cm. arasındadır. Bazı yemek takımlarında masanın boş taraşarına konulmak üzere kolçaklı sandalye gerekebiliyor. Sandalyenin kolçak yükseklikleri yaylı döşemeli sandalyeler için ortalama 18 cm., yaysız döşemelilerde ise 20 cm. dolayında olur. Vitrin için ortalama yükseklik 170 cm., genişlik 105 cm. ve derinlik ise 35 cm.'dir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ölçüler evin yapısına ve tasarlayan kişiye göre değişebilir. Bunun yanında kaşıklığın ölçüleri de vitrin ile aynı olur sadece genişlikte vitrin ölçüsünün yarısı oranında olmalıdır. Konsolun ölçüleri ise genişlik 174 cm., derinlik 43 cm. ve yükseklik ölçüsü 78 cm.'dir. Konsolun yerleştirildiği yerdeki duvarın boş kalmaması için tablo ya da ayna düşünmek duvarın boş görüntüsünü önlemek amacıyla hoş bir görüntü sağlar. Konsol üzerindeki aynanın ölçüleri ise genişlik 80 cm., derinlik 2 cm. ve yükseklik 168 cm. civarında yapılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutfak ve salon arasındaki mesafenin fazla olduğu evlerde, yemeklerin mutfaktan düzenli taşınması için üç veya dört tekerlekli özel bir arabaya ihtiyaç duyulur. Kullanıldığı yerin özelliğine göre servis arabasının ölçüleri değişiklik gösterir. İki üç rafı, bir iki çekmecesi ve şişeler için bir servis sepeti bulunur. Üst tablalar kalın ve sağlam camdan, ara tablalar sürme şeklinde yapılırsa daha estetik ve kullanışlı hale gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son olarak yemek alanının aydınlatılmasından bahsetmek gerekiyor. Masada oturan bir kişinin karşısındaki insanın yüzünü görmesi için, masa aydınlatmasında kamaştırma olmamasına özen gösterilmeli. Masanın üst yüzeyi ile aydınlatma arası mesafe için 60 cm. yeterli olur. Bu alan için yukarıdan sarkan ve yüksekliği ayarlanabilir lambaları tercih etmelisiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evim-Aralık 2010 / Mehme AKÇA&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-4016626450215571068?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/4016626450215571068/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2011/01/adan-zye-yemek-odas.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/4016626450215571068'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/4016626450215571068'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2011/01/adan-zye-yemek-odas.html' title='A&apos;dan Z&apos;ye yemek odası'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/TTwYyjQgamI/AAAAAAAABds/Tj5B1W7sZdg/s72-c/Secret%2Byemek%2Bodas%25C4%25B1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-2108052083125394250</id><published>2011-01-11T12:46:00.000-08:00</published><updated>2011-01-11T12:52:04.872-08:00</updated><title type='text'>Taking Care of Antique Furniture</title><content type='html'>It’s actually not that hard to protect your antique furnitures from moth, dust and dirt!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/TSzCrkJnpSI/AAAAAAAABdk/OvydjwjoNJ4/s1600/antika-mobilya.png"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 296px; height: 296px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/TSzCrkJnpSI/AAAAAAAABdk/OvydjwjoNJ4/s400/antika-mobilya.png" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5561033693589906722" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The most important aspect of preserving antique furniture is regular cleaning. Dust is the biggest enemy of antique objects. Antiques require far more attention in their care when compared to most other objects. They need to be at least dusted once in a week. This can be done with a brush with natural hair bristles. Cleanining with chemicals or detergents wear off the varnish on antique furnitures. Dusting at least weekly will help preserve your antiques against such effects.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sun and humidity also present a great danger for wood, which is a living material. Sun wilts the color while humidity causes decay in furnitıres. As excessive heat will cause cracking in antiques, it is important to keep them away from heat sources like radiator grilles. Woodworms also present a great danger to wooden items. There are special warnishes and chemicals used for preventing these types of threats, which can be purchased from the manufacturer or from authorized dealers. These chemicals are applied onto the furniture using a hair brush and then wound in nylon, the furniture is kept in this state for 15 dats. These chemicals are very dangerous to human health and to prevent harm to yourself and others, it is important to wear gloves and a mask, avoid contact with eyes and inhalation, and to keep it away from all living things. Once the required time is up, you remove the nylon layer on your furniture and the old veneer on the furniture is cleaned off with a paint remover. You apply paint remover on every part of the furniture and wait for a few minutes and then scrape off with a scraper.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;In the carved parts of the furniture, clean away the old varnish with a wire brush. If you’d like to do this at home, you can try using ammonium and gran alcohol mixed in half. I wouldn’t advise you to try the antique polishing products in the market. These products, over time, accumulate over the carved parts, creating unwanted layers over your antique. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;It is french polish that is generally used on antique products. There are white and yellow types of this polish. White french polish is used on oak or mother-of-pearl decorated furnitures. Yellow french polish is preferred on walnut or other dark colored furnitures.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nowadays, there are many fake products being offered as antique products. When shoppping for antique furnitures, it is important to know about the model and its features to avoid bad experiences. Make sure the product you’re buying is solid wood. The inner shelves, drawer ends, backing pieces may give you an idea whether the item you’re looking at is geniune. Mother-of-pearl can be checked with a hot needle. If the needle easily penetrates the material when hot, it means its a plastic immitation. Make sure to have a friend that knows about antiques when going antique shopping.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-2108052083125394250?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/2108052083125394250/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2011/01/taking-care-of-antique-furniture.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/2108052083125394250'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/2108052083125394250'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2011/01/taking-care-of-antique-furniture.html' title='Taking Care of Antique Furniture'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/TSzCrkJnpSI/AAAAAAAABdk/OvydjwjoNJ4/s72-c/antika-mobilya.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-5124641463916980551</id><published>2010-12-19T14:43:00.000-08:00</published><updated>2010-12-19T14:47:20.080-08:00</updated><title type='text'>Cam malzemenin mimarlık ve dekorasyondaki önemi</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/TQ6LK6oIhDI/AAAAAAAABdQ/kabtvfxYjjc/s1600/2.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 227px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/TQ6LK6oIhDI/AAAAAAAABdQ/kabtvfxYjjc/s400/2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5552528410246939698" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Camın tarihi 5000 yıl öncesine uzanmaktadır. Dünyada gelişen teknoloji sayesinde, cam malzeme kullanımı her geçen gün hızla ilerlemektedir. Türkiye'de ise camcılık ilk kez İzmir çevresinde ve gözboncuğu yapımında kullanılmıştır. Camın en önemli ve dikkat çeken özelliği sağlıklı olmasıdır. Kolay temizlenebilen ve üzerinde mikrop barındırmayan tek malzeme cam’dır. Bunun yanında şık olması da, camın diğer önemli bir özelliği. Bundan dolayı cam, ev dekorasyonun da büyük önem taşımaktadır. Etrafınıza baktığınızda, cam malzemenin içinde yer almadığı bir ürün görebiliyor musunuz? Kapı ve pencerelerden tutun, bardaklara kadar günümüzde her şey cam malzemeden yapılmakta. O halde görüyoruz ki cam malzeme, günümüzün vazgeçilmez bir parçası haline gelmiş durumda. Camın verdiği estetik ve zarafeti, dekorasyonda başka hiçbir malzeme vermemektedir. Cam, doğaya zarar vermemesi açısından da, önemli bir tercih nedenidir. Artık cam bir süs eşyası olmaktan çıktı. Hatta bununla kalmayıp, yaşam alanlarının hemen her köşesine yerleşti. Son zamanlarda, dünya pazarında söz sahibi olmak isteyen firmalar, kaliteli ürünlerinin yanında albenilerini de artırmak için tasarımlarına büyük önem ve özen gösteriyorlar. Mobilya sektöründe de yaşanan kıyasıya rekabet, tasarımcıları ürünlerinin çekiciliğini artırmaya ve yeni modeller geliştirmeye yönlendirdi. Özellikle mobilya sektöründe kullanılan camlarda, mukavemeti mevcut camlara göre ortalama 5 kat daha fazla olan, kırıldığı zaman insanlar için tehlike oluşturmayan ve tamamen dağılmayan camlar, kullanıcılar tarafından daha da çok talep görmeye başladı. Mobilya sektörü bu gelişmelerle birlikte yeni ürünlerinde ve tasarımlarında daha çok cam malzemeye yer vermeye başladı. Eskiden yatak odası takımlarında sadece elbise dolaplarının yüzünde iki tane ayna olurken, şimdi kapaklarının tamamı  renkli camlardan oluşan ve komodin, şifoniyer hatta karyola gibi modüllerinde de aynı formda camların kullanıldığı yatak odası takımları evlerde yerini alıyor. Vitrin, gümüşlük, konsol, T.V sehpası, masa gibi ürünlerde ve yemek odası takımlarının da büyük bölümünde cam kullanılmakta. Mutfak ve banyo mobilyasında kullanılan dolaplardaki cam kullanımının artmasının yanında, lavabo evyelerinde klasik mermerden sonra cam kullanımında da son zamanlarda büyük bir artış gözlenmektedir. Hatta günümüzün modern mutfaklarında, tezgâh ve üst dolap arasındaki boşluk dahi cam malzemeden yapılabilmektedir. Artık teknoloji öyle bir hale geldi ki, bilgisayar ortamında görebildiğiniz her türlü resim, kaplama, kumaş ve daha aklınıza ne geliyorsa ve buna resminizde dâhil olmak üzere, mobilya yüzeyine baskı olarak uygulanabiliyor. Tabi bu sayede, mobilyanın albenisi de büyük oranda artıyor. Günümüzde artık cam, mimarlık ve tasarım alanının vazgeçilmez ve önemli bir parçası haline geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mehmet AKÇA / POLSKA / 19-Aralık-2010&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/TQ6LKqwWSGI/AAAAAAAABdI/0gm3MP6N2P8/s1600/3.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 255px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/TQ6LKqwWSGI/AAAAAAAABdI/0gm3MP6N2P8/s400/3.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5552528405986429026" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-5124641463916980551?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/5124641463916980551/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2010/12/cam-malzemenin-mimarlk-ve.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/5124641463916980551'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/5124641463916980551'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2010/12/cam-malzemenin-mimarlk-ve.html' title='Cam malzemenin mimarlık ve dekorasyondaki önemi'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/TQ6LK6oIhDI/AAAAAAAABdQ/kabtvfxYjjc/s72-c/2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-2881124736480181554</id><published>2010-12-03T02:56:00.000-08:00</published><updated>2010-12-03T02:58:43.623-08:00</updated><title type='text'>Eyvah! oğlum yatak odama girdi</title><content type='html'>Ebeveyn yatak odasındaki tuvalet masası, çekmeceler, elbise dolapları ve gece lambaları gibi donanımlar, küçük yaştaki çocuklar için ciddi bir kaza riski oluşturur. Peki bu riskleri nasıl ortadan kaldırırsınız? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/TPjNIRxs-zI/AAAAAAAABc0/iTZZLhStffs/s1600/imperiaflex_0_0_0.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 269px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/TPjNIRxs-zI/AAAAAAAABc0/iTZZLhStffs/s400/imperiaflex_0_0_0.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5546408483201284914" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Parfüm, kolonya, ilaç ve kozmetik gibi malzemeleri orta yerde ve tuvalet masası üzerinde bırakmayın. Bu gibi zehirli madde içeren ürünleri, öze- çocuk kilidi bulunan çekmece ve yüksek dolaplarda muhafaza edin. &lt;br /&gt;- Elbise dolabı kapaklarının, kilitlerinin içeriden açıldığına emin olun. Çocuklar saklambaç ve benzeri oyun oynarken, içeride kilitli kalabilir. &lt;br /&gt;- Elektrikli battaniye kullanıyor olabilirsiniz. Fakat çocuğunuz odada iken mutlaka prizden çekin. &lt;br /&gt;- Başucu abajurlarının kablo ve prizlerine dikkat edin. Çocuğunuz odadayken başucu lambasının fişini çekin ya da dikkatli olun. &lt;br /&gt;- Saç kurutma makinesi gibi elektrikli cihazları kesinlikle prizde takılı bırakmayın, unutmayın.&lt;br /&gt;- Bozuk para ve süs taşları gibi küçük objeleri çekmece ve sehpa gibi eşyaların üzerinde bulundurmayın. &lt;br /&gt;- Özellikle elbise dolabı, kitaplık gibi ev eşyalarını, üzerlerine düşme riskine karşı öze- bağlama aparatları ile duvara ve zemine sabitleyin. Ağır eşyalarınızı kesinlikle gardırobun üzerinde depolamayın. &lt;br /&gt;- Katlanır tip dolaplara ve kapılara çocuğunuzun parmağı sıkışabilir. Buralara öze- güvenlik aparatı takın. &lt;br /&gt;- Odadaki pencerelerin camlarına, 10 cm.'den fazla açılmayacak ve çocuğun açamayacağı şekilde öze- kilit taktırın. &lt;br /&gt;- Pencere önüne herhangi bir mobilya veya eşya koymayın. Çocukların bu gibi eşyalar üzerine çıkıp aşağıya düşme tehlikesi çok yüksek. &lt;br /&gt;- Çocukların üzerine çıkabileceği, 90 cm. yüksekliğin altındaki eşyaların köşe ve kenarları keskin olmamalı, yuvarlatılmış olmalı. Keskin köşelere öze- koruyucu aparatlar takın. &lt;br /&gt;- Halı ve kilimlerin kaymaması için altlarına, kaymayı önleyen malzemeler yerleştirin. &lt;br /&gt;- Dolap ve komodin gibi eşyaların açma kapatma kulplarının, özellikle küçük ve yuvarlak olanları çocuğun boğulmasına sebep olabilir. Bunların çok iyi monte edildiğinden emin olun. Zaman zaman bunların gevşeyip gevşemediğini mutlaka kontro- edin. Küçük yuvarlak kulpların kullanılmamasında fayda var. Çünkü bunların arkasındaki vidalar, zamanla farkında olmadan çıkıp düşebiliyor. &lt;br /&gt;- Duvara monte aparat ve raşarı, çocuğunuzun üstüne düşmeyecek şekilde, sağlam olarak sabitleyin. &lt;br /&gt;- Boğulmayı önlemek için perdelerin ve şerit perdelerin açma ve kapatma iplerinin çocuğunuzun ulaşamayacağı yükseklikte olması gerekir. &lt;br /&gt;- Öze- güvenlik aparatları ve iplerin, çocuğunuza zarar vermeyecek şekilde tasarlanmış olanlarını tercih edin. &lt;br /&gt;- Kapıların içeriden kilitlenmemesine çok dikkat edin. Bu kapıların üzerinde kesinlikle anahtar bırakmayın. &lt;br /&gt;- Çocuklar dolapların cam kapaklarını, bir şey vurarak kırabilirler. Bu tip cam kapaklara camın kırılsa bile dağılmasını önleyen cam güvenlik filmi taktırın. &lt;br /&gt;- Cam malzeme kullanımını minimumda tutmanızda fayda var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evim / Deko-günlük / Kasım 2010 / Mehmet AKÇA&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-2881124736480181554?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/2881124736480181554/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2010/12/eyvah-oglum-yatak-odama-girdi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/2881124736480181554'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/2881124736480181554'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2010/12/eyvah-oglum-yatak-odama-girdi.html' title='Eyvah! oğlum yatak odama girdi'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/TPjNIRxs-zI/AAAAAAAABc0/iTZZLhStffs/s72-c/imperiaflex_0_0_0.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-1213753212758107410</id><published>2010-11-07T01:45:00.000-07:00</published><updated>2010-11-07T01:47:55.336-07:00</updated><title type='text'>kutulasak da mı saklasak?</title><content type='html'>Taşınmak ya da yazlıkları kaldırmak gözünüzde büyüyüp sizi strese sokuyorsa, çözüm: KUTULAR! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşe ilk başlarken, kutulanacak tüm eşyalarınızın listesini yapın. Çıkarmış olduğunuz listeye bakarak, kaç tane kutu gerekiyor, büyük ya da küçük boy kutuya mı ihtiyacınız var öncelikle bunların hesaplamasını yapın. Eski CD ve kitaplar bizim için her zaman değerlidir. Onları atmaya ya da başka birilerine vermeye asla kıyamayız. Bu tür eşyalar evde her zaman kalabalık görüntü oluşturur. Onları kullanmasak bile mutlaka raf vb. yerlerde sergileriz. Bunu herkes gibi bende zaman zaman yaşıyorum. Ama artık kullanılmayan ve boşuna yer kaplayan bu eşyaları ortalıktan kaldırmanın zamanı geldi. Kitapları toplamak kolay iştir. Seçmiş olduğunuz kutunun bir tanesine sadece kitapları yerleştirin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer tek kutu yetmiyorsa, mecburen kitaplarınızın ihtiyacı kadar kutu kullanacaksınız. Kitaplardan sonra CD vb. her zaman kullanmadığınız, eşyalar için de aynı işlemi yapın. Bu işlemin ardından en önemlisi, kışın kullanılmayan kıyafetler için kutulama işlemi yapılması. Yazlık vb. kışın ihtiyacınız olmayacak kıyafetleri, türüne göre aynı kutuya yerleştirin. Eğer mümkünse, tüm çamaşırlarınızı yıkayın ve ütüleyip öyle kutulayın. En azından ütüleyip koyduğunuz giyeceklerin hepsinin ütüsü bozulmayabilir. Yani kutulanan kıyafetleri, zamanı geldiğinde geri çıkarmak isterseniz, bazılarını tekrar ütülemekten kurtulabilirsiniz. Kutuların üzerine de içinde hangi eşyalar var, onların listesini yazıp rahat görebileceğiniz bir köşesine yapıştırın. Bence bu listeyi kutunun sağyan köşesine yapıştırabilirsiniz. Böylelikle kutuları üst üste koyduğunuzda, tekrar kutulara bakmak istediğinizde ihtiyacınız olan kutuyu indirmeden içinde ne olup olmadığını yan tarafındaki listeye bakarak bilgi sahibi olursunuz. Eğer bir daha kullanmayacağınız fazla kıyafet ve ayakkabılarınız varsa, bunları kutulayıp yardım derneklerine ulaştırabilirsiniz. Bu sayede hem evdeki fazla eşyadan kurtulursunuz, hem de bazı insanları sevindirmiş olursunuz. Kutulama işleminde kuvvetli yapışan ve kaliteli bir koli bandı kullanın. Ağır eşyalar için kalın ve kaliteli kutular kullanmakta fayda var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ev taşırken ne yapmalı?&lt;br /&gt;Evinizden taşınıyor olabilirsiniz. Taşınma işlemi başlı başına ayrı bir iştir. Dolayısıyla taşınma işlemi için bir takım düzenli ve pratik fikir yapmak gerekir. Öncelikle, kırılabilecek eşyalar için balonlu köpük temin edin. Daha sonra evin hangi odasından kutulama işlemine başlayacaksınız buna karar verin. Eğer çok katlı bir evde yaşıyorsanız işe en üst kattan başlayın. Odaları ayrı ayrı kutulayın, bir tanesi bitince diğer odaya geçin. İşe olabildiğince erken başlayın. Kutulama ve toplanma işlemi tahmin edilenden daha uzun sürer. Ağır eşyaları her zaman küçük kutulara yerleştirin. Bu şekilde kolilerin taşınması daha kolay hale gelir. Bu kutuların ağırlıklarını az tutmakta fayda var. Çünkü bel ve sırt sakatlanmalarına neden olabilir. Kutuları araca yerleştirirken, ağır eşyaların özellikle kutuların altına gelmesine dikkat edin. Kimyasal olarak solunması zararlı, temizlik vb. maddeleri ayrı bir kutuya yerleştirin. Herhangi bir probleme karşı bu kutuyu diğer eşyalarınızdan ayrı tutun. Antika, aile yadigarı gibi değerli eşyalarınızın çizilmemesi ve kırılmaması için, onları kutuya koymadan önce gazete ile sarın. Pasaportlar, evlilik cüzdanı, kira kontratları v.b önemli dokümanları birlikte kutulayıp güvenli bir yere koyun. Bu şekilde bir kutulama tekniği kullanırsanız, tüm kolileri açmak zorunda kalmazsınız. Sadece üzerindeki listeye bakarak, ihtiyacınız olan kutudan eşyalarınıza kolaylıkla ulaşırsınız... &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Evim - Ekim 2010 / Mehmet AKÇA&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-1213753212758107410?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/1213753212758107410/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2010/11/kutulasak-da-m-saklasak.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/1213753212758107410'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/1213753212758107410'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2010/11/kutulasak-da-m-saklasak.html' title='kutulasak da mı saklasak?'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-818465042621799093</id><published>2010-10-29T12:46:00.000-07:00</published><updated>2010-10-29T12:48:14.000-07:00</updated><title type='text'>Ev-ofis için öneriler</title><content type='html'>Teknoloji ve internetin hızlı gelişimi sayesinde günümüzde işler ev ofislerden yürütülmeye başlandı. Bu şekilde, çalışmak daha da keyifli hale geliyor. Günümüzün yükselen trendi ev-ofis devri! Evini ofis olarak kullananlara, çalışma alanlarını düzenlerken yardımcı olacak bazı öneriler…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Kim istemez ki evinde koltuğun üzerine uzanıp rahat çalışmayı. Günümüzdeki teknolojik gelişmeler sayesinde, bu istek hayal olmaktan çıktı. Bu konuda yapmanız gereken tek şey, evinizin bir odasını ofis olarak dekore etmek. Kendinizi rahat ve huzurlu hissedeceğiniz bir çalışma alanı hazırlamak tamamen sizin elinizde…&lt;br /&gt;Avrupa ülkelerinde uzun yıllardır kullanılan, bizim ülkemizde ise yeni yeni uygulanmaya başlayan ev-ofis uygulamaları gün geçtikçe herkesin ilgisini çekmeye başladı. Öncelikle evinizin en uygun odasını ya da bu alanı yaratabileceğinize inandığınız bir köşesini seçin. Bu alanı seçerken sessizlik, ferahlık ve çalışırken işinize rahatça yoğunlaşabileceğiniz bir yer olmasına dikkat edin. Ofis olarak seçeceğiniz odanın, oyun odasının, misafir odasının ve mutfağın yanında olmamasına özen gösterin. Oturacağınız bir koltuk, yeterli depolama alanı, gerekli elektronik donanım ve ışık, ev-ofisinizin temel ihtiyaçları arasında yer alıyor. Bazı durumlarda iş için misafir kabul etmeniz gerekebilir, bu gibi durumlarda gelen misafirlerin evin tamamında gezinmeden çalışma mekânına ulaşmalarını sağlamak çok önemli. Aksi halde ev-ofis’iniz ciddi bir dezavantaj oluşturur. Müşterilerin gelip gitme olasılığına karşılık, yaşama mekânınızı daha ciddi dekore etmeniz ve gerçek bir ev rahatlığından uzak, biraz da iş yerine yakın bir şekilde sürekli derli toplu tutmanız çok önemli. Bilgisayar ekranını pencerenin ya da bir ışık kaynağının önüne veya karşısına yerleştirmeyin. Ayrıca doğrudan güneş ışığına da maruz bırakmayın ve soğuma fanlarının en iyi şekilde çalışması için ise bilgisayar kasasının etrafını boş bırakın. Faks, modem ya da çeşitli iş donanımı ve hizmetleri için fazla telefon hattına ihtiyacınız olabilir. Elektronik donanımın tümünü çalıştırmak için elinizde yeterli priz olması gerekmekte. Ayrıca evinizde prizlere voltaj koruyucu takmanız, bilgisayar ve diğer elektronik cihazlarınız için çok yararlı olacaktır. Hard disk sürücüsünü ve disketleri güçlü manyetik alanlar yaratan cihazlardan uzak tutun. Fotokopi cihazınız varsa hava akımı olan bir yere yerleştirin. Böylece kötü kokudan ve yayılan karbon monoksitten kurtulursunuz. Elektrikli cihazların havanın nemini almalarını ve artı bir elektrik yükü vererek sağlıksız bir ortam oluşturmalarını, yerleştireceğiniz ev bitkileri ile önleyebilme şansına sahipsiniz. Rahat temizlenebilen ve mekâna uyum sağlayan mobilyaları tercih ediniz. Koltuğunuz omurganızı destekleyen formda, ayarlanabilir yükseklikte ve her yere kolayca ulaşabilmeniz için tekerlekli olmalı. Eğer odanız geniş ise, bolca depolama üniteleri yaptırınız. Bu sayede evrak ve malzemelerinizi rahatça düzenlemiş olursunuz.&lt;br /&gt;     &lt;br /&gt;     Ev-ofis’te görsel konfor sağlamak için aydınlık düzeyi ve dağılımı, renk sıcaklığı gibi konuları göz önünde bulundurmak gerekiyor. Görsel konforun sağlanması için ışık dağılımı en iyi şekilde hazırlanmalı. Çalışma alanlarında genellikle masa üstü aydınlatmalar kullanılır, ancak ışık kaynağının tavanda olması daha faydalıdır. Bu şekilde gözünüzün fiziksel yorgunluğunu önlersiniz. Eğer aydınlığın şiddetini yetersiz buluyorsanız, işte o zaman masa üstü aydınlatmalarını tercih edin…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evim dergisi / Eylül 2010 / Mehmet AKÇA&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-818465042621799093?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/818465042621799093/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2010/10/ev-ofis-icin-oneriler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/818465042621799093'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/818465042621799093'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2010/10/ev-ofis-icin-oneriler.html' title='Ev-ofis için öneriler'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-3044436782660957871</id><published>2010-10-15T02:34:00.000-07:00</published><updated>2010-10-15T02:41:56.800-07:00</updated><title type='text'>Dış mekan mobilyalarındaki teknolojik malzemeler</title><content type='html'>Günümüz teknolojisi sayesinde ahşabın dışında, bahçe ve teraslarda oldukça farklı malzemeler kullanılmaya başlandı. Bahçe çitleri, branda ve bahçe mobilyaları yapımında adını sık duyduğumuz malzemeler var. Bunlar: Metal, alüminyum, plastik, rattan, kompozit vb. malzemelerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kompozit: Reçine katkı malzemeleri ilave edilmiş, termoset reçinelerin ya da termoplastların elyaflar ile (cam, karbon, aramid vb.) dolgu malzemeleri ilave edilerek bu karışımın belirli bir işleme tabi tutulması sonucunda sertleşmesi ile ortaya çıkan ürünlerdir. Saf haldeki reçinelerin katkı malzemesi ile sertleştirilmesi sonucu elde edilen kompozit ürünlerin mekanik mukavemet değerleri, diğer plastiklere göre oldukça yüksektir. Kompozit ürünler günümüz de, otomotiv, karayolları, gıda, ev aletleri, havacılık, inşaat, spor, eğlence, denizcilik, elektrik, elektronik, mobilya, şehir mobilyaları, tekne-yatçılık, aydınlatma vb. birçok sektörde kullanılmakta. Kompozit malzeme birçok metal ve ahşap malzeme ile karşılaştırıldığında çok hafif olur. Alüminyum ve çelik ile karşılaştırıldığında ise daha dayanıklı hale gelir. Kompozit malzemeler hem dayanıklı hem de hafif olacak şekilde tasarlanmıştır.  Bu malzemeler iklim ve yoğun kimyasallara karşı dirençlidir. Hava ve değişen ısı ortamına uygundur. Islak veya kuru, sıcak ya da soğuk olduğunda mevcut şekillerini her zaman korurlar. Örneğin havadaki nem oranın değişmesiyle, ahşap genleşir ya da sertleşebilir. Kompozit malzemeler  bu nedenle, sabit olması gereken hassas ölçülü mekânlar için oldukça uygun bir üründür. Kompozit malzemenin yanında en çok kullanılan diğer malzeme ise, plastik ve plastik görünümlü rattandır. Plastik mobilyanın en büyük avantajı, temizlenebilir ve ucuz olmasıdır. Dezavantaj olarak ise, güneş ışınlarına uzun süre maruz kaldığında yıpranarak, renkleri solar. Plastik malzeme, renk alternatifi ve hafifliği nedeniyle tercih edilir. Rattan ürünlerin hava şartlarından dolayı, bahçelerde ve teraslarda kullanılamaması nedeniyle, dış mekân için uygun olan plastik malzemeyle tasarlanmış olan rattan örgüsü kullanılır. İçi alüminyum olan bu ürünlerin, dışı rattan stili ile örülmüş plastiktir. Bu şekilde uzun ömürlü olup, her türlü hava şartlarında kullanılabilir. Özellikle bahçe mobilyası olarak kullanılan plastik masa ve sandalyeler, ahşaptan sonra en çok kullanılan bahçe malzemeleridir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olumsuz hava şartlarına karşı, en dayanıklı malzemelerden olan diğer seçenek ise, tik ağacıdır. Bu ağaç türü, alüminyum ve paslanmaz çelik ile birlikte kullanılıyor. Günümüz de oldukça ilgi gören paslanmaz çelik, dış mekân mobilyalarındaki yerini hala koruyor. Sağlamlık, ergonomiklik ve estetiği bir arada isteyen tüketicilerin talebini karşılamak üzere mobilya sektörü paslanmaz çeliği, her türlü ahşap ve plastik malzemeyle bir arada rahatça kullanıyor. Dış mekân mobilyalarında en çok kullanılan ahşap çeşitleri: Tik, sedir, ıroko ve bambu ağacıdır. Ahşaptan sonra akla gelen diğer malzeme de metal’dir. Atmosferik koşullar altında zarara uğramasına ve ağır olmasına karşın, biraz bakımla rahatlıkla kullanılabilen ve birçok malzemeye göre sağlam olduğu için, çok tercih edilen bir malzemedir. Son zamanlarda onu tamamlayan konsepti ile birlikte kullanılan tik mobilyalar ve bahçe salıncakları oldukça popüler durumda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evim ağustos sayısı / Mehmet AKÇA&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-3044436782660957871?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/3044436782660957871/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2010/10/ds-mekan-mobilyalarndaki-teknolojik.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/3044436782660957871'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/3044436782660957871'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2010/10/ds-mekan-mobilyalarndaki-teknolojik.html' title='Dış mekan mobilyalarındaki teknolojik malzemeler'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-3560995741940517679</id><published>2010-07-27T11:23:00.001-07:00</published><updated>2010-07-27T11:24:44.409-07:00</updated><title type='text'>kış bahçesi her mevsime yakışır</title><content type='html'>İster soğuk kış günlerinde, ister sıcak yaz günlerinde, yılın her ayı keyişi kullanılabilen kış bahçeleri (limonluklar) hakkında bilmedikleriniz ya da yanlış bildikleriniz mutlaka vardır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/TE8kNkf5roI/AAAAAAAABcQ/b10AOednkUc/s1600/imperiaflex_0_0_0.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 359px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/TE8kNkf5roI/AAAAAAAABcQ/b10AOednkUc/s400/imperiaflex_0_0_0.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5498653485597044354" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kış bahçelerini, bahçe ve yeşil hissini soğuk mevsimlerde de yaşayabilmek amacı ile farklı stillerde ve farklı malzemeler ile yapılan cam mekanlar olarak tanımlayabiliriz. Kış bahçesinin en büyük avantajı, ısıtma ve soğutma tesisatı na sahip olmaları ve içinde dinlenme amacı ile zaman geçirilebilmesidir. Tarih kitaplarında geçen ilk kış bahçesinin, bitkilerin yetiştirilmesi amacıyla M.Ö. 600 yıllarında yapıldığı söyleniyor. Kış bahçesi fikrini ilk ortaya atanlar ve geliştirenler Romalılar. Romalılar bitkileri için özel yapılar inşa edip onları olumsuz hava koşullarından korumuşlar. Kış bahçelerinin günümüzdeki inşa edilme sebebine gelince... Eski çağlarda olduğu gibi, sadece bitki yetiştirmek ve onları kötü doğa koşullardan korumak değil elbette. Yaşadığımız yere estetik ve keyifli bir ortam kazandırmak başlıca amaç. Ve ağırlıklı olarak cam malzemeden inşa ediliyor, kış bahçeleri ya da diğer adıyla limonluklar... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kış bahçesi oluşturmak için yapmanız gereken ilk şey, ışığın nereden geldiğine dikkat etmek. Bahçenizin en çok ışık alan yeri ya da balkonunuz kış bahçesi olması açısından daha uygundur. Kış bahçeleri sayesinde kışın ortaya çıkan ve insanı rahatsız eden kapalı havalardan etkilenmezsiniz. Kış bahçesi oluşturmaktaki diğer amaç, güneşin tüm olumsuz etkilerinden arınmış, süzülmüş gün ışığıyla sağlıklı ortamlar yaratmaktır. Isıtma ve soğutma sistemine sahip kış bahçeleri, evlere dekorasyon yönünden de ayrı bir zenginlik kattığı için, son yıllarda oldukça popülerlik kazanmaya başladı. Evinizde istediğiniz bir noktaya sabit, sürme ve katlanabilir kanatlara sahip her genişlikte pencere yerleştirebilirsiniz. Bu mekânlar kesinlikle, açılır ve kapanır özellikte olmalı. Kış bahçelerinde havalandı rma, gölgelendirme sistemleri ve ısı yalıtımı doğru bir şekilde yapılırsa, dört mevsim kullanıma uygun bir alan elde edilir. Bahçe ya da balkonu kapatırken, kullanılan çelik profillerin ince, camların ise fazla olmasına dikkat edin. Kış bahçelerinde yer döşemesi olarak kullanılan ahşap kaplama, ortamı daha sıcak gösterir. Ama bu alanda birden fazla bitki yetiştirileceği için, bazı durumlarda su, büyük problem yaratabilir. Bu mekânlar için seramiği tercih etmek, daha uygun olur. Kış bahçesi için seçeceğiniz mobilyalar ahşap, rattan ya da hasır malzemeden olabilir. Bitkileriniz için kademeli raflar kullanabilir ve buralara aksesuarlarınızın bir kısmını yerleştirebilirsiniz. Aydınlatma için gün ışığı veren lamba ya da şorasanlar bitkiler için idealdir. Alanı ısıtmak için, merkezi sistem ya da portatif ısıtıcılar kullanılabilir. İçerdeki fazla nemi almak için ise, otomatik havalandırma sistemi kullanmanızı tavsiye ederim. Bu şekildeki ortamlarda, nem oranı % 80'den az olmamalıdır. Aynı zamanda bitkileriniz için kış bahçenizin belli oranda sabit bir sıcaklığa sahip olması gerekir. Sıcaklığın 16 ile 18 derecenin altına düşmemesi için, termostat destekli ısı sistemleri kullanmanızda fayda var. Kış bahçelerindeki bitkiler genellikle tropik olanlardan seçilse de, ısıyı ayarlayıp doğru bakımı yaparak istediğinizi yetiştirebilme şansı na sahipsiniz. Güneye bakan bir balkonu, dışarıyla çok az temas sağlayacak şekilde sabit camlarla kapatı rsanız, yazın içerisi 50 derece olabilir. O zaman da burada ne oturabilir, ne de bitki yetiştirebilir. Kış bahçeleri geceleri normal ısıya bırakılmalı. Yani ortam hafif soğuk olmalı. Bazı bitkiler, gece uyurken sıcaktan rahatsız oluyorlar. Çünkü bitkiler uyurken sıcağı sevmez. Bu faktörleri göz önünde bulundurmanız, mekânınız için çok faydalı olur... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Temmuz 2010 Mehmet AKÇA - Evim Dergisi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-3560995741940517679?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/3560995741940517679/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2010/07/ks-bahcesi-her-mevsime-yaksr.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/3560995741940517679'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/3560995741940517679'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2010/07/ks-bahcesi-her-mevsime-yaksr.html' title='kış bahçesi her mevsime yakışır'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/TE8kNkf5roI/AAAAAAAABcQ/b10AOednkUc/s72-c/imperiaflex_0_0_0.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-5293781787445446964</id><published>2010-06-28T05:15:00.000-07:00</published><updated>2010-06-28T05:17:32.626-07:00</updated><title type='text'>Antika mobilya bakımı nasıl yapılır?</title><content type='html'>Değerli antika mobilyalarınızı güve, toz ve kir gibi zararlı etkilerden korumak aslında zor değil!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mehmet Akça’nın verdiği tavsiyeler sayesinde, antikalarınız uzun yıllar güvende olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Antika mobilyaları korumanın en önemli yolu, rutin bir şekilde yapılan temizliktir. Toz, antika eşyaların bir numaralı düşmanıdır. Çünkü antika mobilyaların korunması, diğer mobilyalara göre daha fazla titizlik istiyor. Antika mobilyaların ömrünün uzun olması için, en az haftada bir tozlarının alınması gerekir. Bu işlemi, doğal kıllı bir fırça yardımıyla yapabilirsiniz. Temizleme işlemini, deterjanlı ya da kimyasal madde yardımıyla yaptığınız zaman antikanın cilası bozulur. En az haftada bir yapılan toz alma işlemi, mobilyanızı bu tür etkilerden koruyacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşayan bir malzeme olan ahşap için, güneş ve rutubet çok tehlikelidir. Güneş, mobilyanın renklerini soldurur ve şişme yapar. Rutubet ise, çürümelerine yol açar. Aşırı ısının, antika mobilyaların çatlamasına yol açtığından dolayı, ahşap antika mobilyaların kalorifer gibi ısı kaynaklarına yakın yerlere yerleştirilmemesine dikkat etmek gerekir. Bunun yanında, ahşap mobilyanın tozdan sonra ki en büyük bir diğer düşmanı ise: "Ahşap kurtlarıdır. Ahşap, eğer kurtluysa üzerinde minik delikler oluşur ve tozlar dökülür. Bu tarz tehditler için özel antika mobilya ilacı ve cilası bulunmaktadır. Bunları, üreticinizden ya da yetkili yerlerden temin edebilirsiniz. Bu gibi zararlar için üretilen ilaçlar, bir kıl fırça yardımıyla ahşaba iyice sürülür ve bir naylonla sıkıca sarılarak, kapalı bir yerde 15 gün bekletilir. Bu ilaçlar insan sağlığı açısından oldukça zararlıdır. Bu gibi zararlara maruz kalmamak için, ilacı sürme işlemi sırasında ellere eldiven giymek, maske takmak, göze bulaştırmamak ve solumamak gerekir, ilacı ve ilaçlanmış mobilyayı her türlü canlıdan uzak tutmak da dikkat edilecek önemli noktalardan biridir. Gerekli süre geçtikten sonra, mobilya üzerindeki naylon çıkartılır ve üzerindeki eskimiş cila, bir boya sökücü ile temizlenir. Mobilyanın her bölümüne boya sökücü sürülür ve bir dakika beklenir. Sonra da sistreyle (özel cila kazıma aracı) kazıyarak temizlenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oymalı kısımlarda ise, temizlik tel bir fırça yardımıyla yapılır ve mobilya eski ciladan arındırılır. Temizlik işini, evde kendiniz yapmak isterseniz, yarı yarıya amonyak ve ispirto karışımıyla da cila temizliğini yapabilirsiniz. Antikayı, piyasada satılan cilalarla parlatmaya çalışmak tavsiye edilen bir durum değildir. Zira bu cilalar zamanla mobilyanın kıvrımları, oymaları gibi yerlerinde birikerek, istenmeyen tabakalar oluşmasına yol açar. Antika mobilyalarda genellikle gomalak cilası kullanılır. Gomalak cilanın beyaz ve sarı olmak üzere iki türü vardır. Beyaz gomalak cilası açık renklidir. Beyaz cila meşe kaplamalı ya da sedef işi mobilyalarda kullanıldığında güzel sonuçlar verir. Ceviz ve koyu renkli mobilyalarda da sarı gomalak cilası tercih sebebidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günümüzde piyasada antika adı altında birçok sahte ürün satılmaktadır. Antika mobilya alırken, model ve özelliği hakkında bilgi sahibi olmak, üzücü sonuçlarla karşılaşmamak için son derece önemlidir. Ayrıca aldığınız ürünün masif (ahşap) olmasına dikkat edin. İç raflar, çekmece dipleri, arka kısımlarının komple masif olması da gerçek olup olmadıkları hakkında size fikir verir. Sedefli eşyaların da plastik olup olmadığını, ısıttığınız bir iğneyi ürüne batırarak anlayabilirsiniz. Ürün delinirse kesinlikle plastik malzemedir. Dikkat etmeniz gereken husus, antika mobilya almaya giderken, yanınızda o işten anlayan birini götürmeniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milliyet / 31 Mart 2010&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-5293781787445446964?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/5293781787445446964/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2010/06/antika-mobilya-bakm-nasl-yaplr.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/5293781787445446964'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/5293781787445446964'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2010/06/antika-mobilya-bakm-nasl-yaplr.html' title='Antika mobilya bakımı nasıl yapılır?'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-641128734816664336</id><published>2010-06-02T11:49:00.000-07:00</published><updated>2010-06-02T11:52:12.267-07:00</updated><title type='text'>Sorunlu banyoları nasıl yenilemeli?</title><content type='html'>Küçük, kullanışsız özetle sorunlu ve mevcut alanı nasıl değerlendireceğinizi bilemediğiniz bir banyonuz varsa, akılcı bir planlama ve doğru ürün ve malzeme seçimi ile işinizi kolaylaştırabilirsiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/TAan62LxpFI/AAAAAAAABcI/z6yY0RwBrZI/s1600/imperiaflex_0_0_0.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 312px; height: 366px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/TAan62LxpFI/AAAAAAAABcI/z6yY0RwBrZI/s400/imperiaflex_0_0_0.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5478250626161943634" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dar ve küçük banyolar evlerin en sıkıntı yaratan köşelerinden biridir. Banyolar dar mekânlar olduğu için, banyoda kullanılan mobilyaların da yer kazandıran şekilde tasarlanmış olmaları kullanıcı tercihi açısından oldukça önemlidir. Genelde banyo daha az zaman ve az para harcanmak istenen mekan konumundadır. Aslında bir banyonun tasarlanmasında ya da yenilenmesinde, az bütçeyle yeni bir banyo çözümü elde edilmesi sanıldığı kadar zor değildir. &lt;br /&gt;Zaman zaman, küçük banyolarda ferah bir kullanım yaratmak için, küçük değişiklikler yapılmak istenir. Örneğin büyük bir duş kabini yerine, daha küçüğü tercih edilip banyoda kullanımı hiç etkilemeyecek bir şekilde konumlandırılabilir. &lt;br /&gt;- Küçük banyolarda mekânı daraltacağı için küvet tercih edilmemelidir. Eğer küvet kullanılmak isteniyorsa da, kısa olanını ve derin olanını tercih etmek en doğru seçim olur. &lt;br /&gt;- Banyo seramikleri ile de banyoyu, daha ferah bir ortam haline getirebilirsiniz. Seramikler, dünyanın her yerinde en iyi banyo kaplaması olarak tercih edilmektedir. Taş gibi zengin bir dokuya sahip olan seramik, doluluk hissi vererek, mekana ağır bir hava kazandırır. Aynı zamanda su geçirmez bir malzemedir. Kolay temizlenir ve suya dayanıklıdır. Bunların yanında tabii ki seramiklerin dezavantajları var. Soğuktur ve kaygan yapıya sahiptirler. Fakat kayganlığı dokusuyla engellenebilir. &lt;br /&gt;- Bu kaplamaların yanında size vinil banyo kaplamalarını da önerebilirim. Son zamanlarda vinil kaplamalar en popüler seçimlerden biri haline geldi. Vinil kaplama kişinin kendisinin de kolayca uygulayabileceği bir malzeme ve birçok stilde kaplanabilme şansına sahip. &lt;br /&gt;- Banyoda uygun bir ortam varsa, banyoyu doğal ışıkla aydınlatmanız, en doğru seçim olacaktır. Banyolarda en önemli aydınlatma, sık kullanılan ayna ve banyo tezgâhlarına uygulanmaktadır. Aynalar için en iyi aydınlatma şekli, dikey yönde yerleştirilmiş floresan lambalar. Eğer makyaj vb. kişisel işlemlerinizi banyoda yapıyorsanız, genel aydınlatmanın dışında lavabo aynasının her iki yanında da eşit dağılım yaratan aydınlatma veya aynanın üzerinde bir ışıklandırma kullanın. Enerji tüketimini azaltmak için, tasarruflu lambaları seçmek uygun bir seçim olacaktır. Her zaman aşırı aydınlatmadan uzak durun ve banyonun büyüklüğüne göre bir aydınlatma tercih edin. Eğer mümkünse ışık şiddeti ayarlanabilen, doğal ışık düzeyinde bir aydınlatma sağlayan regülâtörler ya da elektrik düğmeleri kullanın. &lt;br /&gt;- Farklı aydınlatma yöntemleri ile banyonuzu daha ferah gösterebilirsiniz. Işık şiddeti düşük spotlar belirli yerlerin üzerine ya da tavana yerleştirilebilir. Örneğin, oturma odanızdaki gibi ufak bir masaüstü lambası ile ortama sıcaklık katabilirsiniz. &lt;br /&gt;- Ayna kullanmak banyoları her zaman olduğundan daha geniş göstermiştir. Aynayı giriş ya da pencere karşısına yerleştirerek ışıktan faydalanabilirsiniz. Düz duvarın tamamını ayna ile kaplamak da ferahlık duygusu yaratır. Bunun yanında, kocaman bir ayna yerine farklı ölçü ve kombinasyonlarda birçok ayna kullanarak da değişik bir görüntü yaratabilirsiniz. &lt;br /&gt;- Lavabolar duvara monte edildiğinde ya da kendi ayakları üzerinde durduğunda daha fazla yer kullanımı sağlar. Eşyaları saklamak için en doğru tercihlerden biri de gömme dolaplardır. Dolaplar duvara asıldığında, hiçbir mekan kaybı yaratmaz. &lt;br /&gt;- Tuvaletin üzerinde bulunan duvar yüzeyi raflar için en uygun alandır. Çünkü bu bölüm genellikle çok fazla kullanılmayan yerlerden biridir. &lt;br /&gt;- Köşe raf üniteleriyle, banyoda bulunan köşeleri değerlendirmeye çalışın. &lt;br /&gt;- Banyonun içine açılan kapı her zaman mekan kaybına yol açar. Bu nedenle mekanınız elverişli ise, sağa ve sola kayar ya da katlanır kapıları tercih etmek akıllıca bir davranış olur. &lt;br /&gt;- Banyonuzda görünen eşyaları minimum düzeyde tutmaya çalışın. Dışarıda sadece havlu, sabun, diş fırçası gibi malzemeleri bulundurun. Bunları da lavabonun altında bulunan açık şekildeki raflarda konumlandırabilirsiniz. Dağınıklık ne kadar az olursa, banyonuz o kadar büyük ve sade görünecektir. &lt;br /&gt;- Banyonuzda duş kabini kullanıyorsanız, duş kabinindeki girinti çıkıntı olan kısımları, şampuan, sabun gibi ürünleri koymak için değerlendirebilirsiniz. &lt;br /&gt;- Havlu ve bornozların asılması için kapı arkalarını kullanmanızı tavsiye ederim. Bu işlemler sayesinde, dar olan banyonuzda biraz olsun rahat bir ortam yaratmış olursunuz. &lt;br /&gt;- Banyoları düzenlerken, mutlaka bir plan üzerinde çalışmak gerekir. Çünkü banyoda yapılabilecek uygulamalar bellidir. İçinizde mutlaka önümüzdeki zamanlarda banyosunu yeniletmek isteyenler olacaktır. Bu konuda bazı teknik detaylar vermek istiyorum. &lt;br /&gt;- Standart bir lavabonun yerden yüksekliği 85 cm. dolayındadır. Bu yükseklikteki lavabo tezgahının altına çamaşır makinesini rahatlıkla yerleştirebilirsiniz. Bu şekilde makine için yerden tasarruf etmiş olursunuz. Klozetin yerden yüksekliği ise genelde 45 cm. yapılmaktadır. Etrafında rahat hareket edebilmek için klozet, 90 cm.&amp;#8217;lik bir boş alana yerleştirilmelidir. Küçük banyolar için, minimum duş alanı ölçüsü 70x100 cm. dolaylarında olmalıdır. Tabii bu mekanın genişliğine göre farklı ölçüler şeklinde olabilir.&lt;br /&gt;- Bu banyoları küçük çocukların da kullandığını unutmamak gerekir. Dolayısıyla onlar için, dolapların alt çekmecesine çocukların lavaboya erişmesini sağlamak için basamaklı bir platform yaptırabilir ya da hazır alabilirsiniz. Bunlar kullanılmadığı zaman dolabın içine ya da varsa altındaki boşluğa itilebilir. &lt;br /&gt;- Banyoda renk seçimi çok önemlidir. Soğuk ve solgun tonlar banyoyu daha aydınlık ve ferah gösterir. &lt;br /&gt;- Banyo kapınız, dolap kapaklarınız ya da duşa kabininiz buğulu ya da buzlu cam ise değiştirmenizi öneririm. Tabii bu göreceli bir kavramdır. Kimi kişiler, şeffaf cam ya da buzlu vb. özellikli camları tercih edebilir. Fakat genelde düz cam kullanmaya dikkat edin. Artık bu tarz malzemeler, eskilerde kaldı. Çünkü günümüzde desenli ve birçok farklı özelliğe sahip camlar bulunmakta. Bunlar mekanın atmosferini kolay bir şekilde değiştirebilmekte. &lt;br /&gt;- Banyo ve tuvaletiniz için kullanılan elektrik düğmelerinin mutlaka dışarıda olmasına özen gösterin. Banyo da kullanacağınız prizlerin içine su sızdırmaz, kapaklı ve topraklı olmasına dikkat edin. &lt;br /&gt;- Banyolara su tesisatı döşenirken, dikkat etmeniz gereken en önemli nokta, zeminde iki adet yer sifonunun bulunması ve akıntı yönünün yer sifonlarına göre olmasıdır. Gidiş yönü su tesisatınız da esnek hacimsel boruları, geliş yönü su tesisatınız da ise plastik ya da metal alaşım özelliğine sahip plastik boruları tercih edin. Lavabo, küvet ya da duş ve çamaşır makineniz için gelir ve gider su tesisatlarının uygun yapılmış olmasına dikkat edin. &lt;br /&gt;- Banyoda, ışık kumandasına bağlı otomatik havalandırma vantilatörü kullanmanızı tavsiye ediyorum. Bu sayede ışık yandığında vantilatör çalışacak ve ışık kapatıldıktan hemen sonra vantilatör kendiliğinden duracaktır. Bu işlem hem banyonuzun havalanmasını sağlayacak, hem de şofben gibi gazlı ısıtıcı kullanımında zehirlenmeleri biraz olsun önleyecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mehmet AKÇA / Evim Dergisi Mayıs 2010&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-641128734816664336?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/641128734816664336/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2010/06/sorunlu-banyolar-nasl-yenilemeli.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/641128734816664336'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/641128734816664336'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2010/06/sorunlu-banyolar-nasl-yenilemeli.html' title='Sorunlu banyoları nasıl yenilemeli?'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/TAan62LxpFI/AAAAAAAABcI/z6yY0RwBrZI/s72-c/imperiaflex_0_0_0.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-182161399249691196</id><published>2010-02-22T05:56:00.000-08:00</published><updated>2010-02-22T05:58:31.136-08:00</updated><title type='text'>Hangi masaya, hangi aydınlatma?</title><content type='html'>Yaşam alanlarında ışığı her zaman doğru kullanmıyoruz. Oysa, birkaç küçük noktaya dikkat ederek doğru aydınlatmayı sağlamak, masamız için en uygun armatürü seçmek son derece kolay. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/S4KNTcmtk0I/AAAAAAAABbc/6OGv3TbD8Us/s1600-h/masa.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 350px; height: 258px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/S4KNTcmtk0I/AAAAAAAABbc/6OGv3TbD8Us/s400/masa.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5441066665052574530" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Işığı doğru bir şekilde kullanmak çok önemlidir. Genelde hepimiz bu konuda sorun yaşarız. Bir masa lambasını ele alalım. Yüksekliği ayarlanabilen, abajur şapkasının açısı ve konumu değiştirilebilen bir lamba düşünün. Bu tarz aydınlatmaları, en çok ihtiyaç duyduğunuz yere kolaylıkla yönlendirebilme imkânınız vardır. Ofislerde özelikle masa başı çalışmalarda, gün ışığının sol taraftan alınması dikkat edilmesi gereken bir konudur. Masanın bulunduğu yerde, gün ışığı yok ise ya da bir başka ışık kaynağına ihtiyaç duyulacak ölçüde yetersiz ise, soldan aydınlatma yapılması gerekmektedir. Işık kaynağını sola aldığınızda daha rahat bir görüş ve netliğin ortaya çıktığını görebilirsiniz. Tam tersine ışık kaynağını sağa aldığınızda ise, gözde zorlanma ve görüş netliğinde düşüş meydana gelecektir. Benzer şekilde ışık kaynağının önde ve arkada olması halinde de yine göz zorlanması, parlama ve netlik kaybı ortaya çıkabilir. Masa aydınlatması için, parıltı oranı düşük, ışıklı tavan çözümlerini önerebilirim. Uzmanlar bu konuda, büyük yüzeyli armatürler ve petekli, aynalı, reşektörlü armatürlerin tercih edilmesini öneriyorlar. Çalışma masasının üzerinde bulunan masa lambasının yanı sıra odada merkezi bir aydınlatma da kullanmak gerekir. Sadece masa lambasıyla çalışmak gözleri yorabilir. Masa lambasının yüksekliğinin ve ışık seviyesinin ayarlanabilir olması önemlidir. Bilgisayar kullanıyorsanız, gözlerinizin fazla yorulmasını önlemek amacıyla, ortamı arkadan aydınlatacak şekilde konumlandırılmış bir duvar aydınlatması ya da ayaklı lamba da tercih edebilirsiniz. Akrobat lambalar kullanım esnekliği açısından, çalışma masaları için en ideal aydınlatma türleridir. Gelelim asıl konuya; yemek masalarında aydınlatma seçimine... &lt;br /&gt;Yemek masalarında, yiyecek ve içeceklerinizin doğal görünerek iştah açmasını istiyorsanız, masanızda doğru renkte ışık seçimi yapmalısınız. Yuvarlak veya kare biçimindeki yemek masalarının kullanılması durumunda, masanın üzerine tavandan uzanan ve son zamanların modası sarkıt lambalar size uygun bir çözüm yolu sunabilir. Yalnız bu aydınlatmaların, ışığı doğrudan göze gelmeyecek şekilde sarkıtılması ve karşılıklı oturan kişilerin birbirlerini görmelerine engel olmaması gerekir. Bu lambalar içinde, akkor lamba türünden sıcak ışık veren aydınlatmalar uygun bir seçenektir. Yemek masası için kullanılacak olan, asansörlü ve tavandan asılabilen bir yemek ışığı, masadan en az 1 metre yükseklikte olacak şekilde konumlandırılmalıdır. Kitap, gazete vb. yayınları okumak için, aydınlıktan daha fazla ışık kaynağına ihtiyaç duyulmaktadır. Örneğin; kullandığınız ışığın kalitesi çok önemlidir. Eşit dağılımlı, doğrudan gelen, dingin ve titremeyen ışık olması gerekmektedir. Bu tarz işlemler için halojen veya şoresan lambalar kullanılmalı ve ışığın yansıma yaparak gözünüze gelmesini engelleyecek bir yere yerleştirmelisiniz. Masa lambaları ya da ayaklı lambalar, rahat ışık sunmanın yanında enerji tasarrufu da sağlamalıdırlar. Kullanılabilecek en uygun ürün, tavana monte edilen, ayrı düğmeleri olan ve ışığı ayarlanabilen bir aydınlatmanın olması, büyük fayda sağlayacaktır. Bunların yanında, mekânların vazgeçilmezi olan dekoratif masalar da kullanılan aydınlatmalardan söz etmek gerekirse: Mumları masanın üzerinde bulunan şamdanlı bir avizenin içine yerleştirerek, mekâna farklı bir hava katabilirsiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece bardaklara ışık vermek ve ışıldamalarını sağlamak istiyorsanız, şapkası çevrilebilen ampullü bir abajurla bunu sağlayabilirsiniz. Eğer modern bir ortam yaratmak istiyorsanız, ışığın yoğunluğunu mekânın tarzı üzerinde yoğunlaştırıp masanın üzerine şamdan içinde mumlar koyabilirsiniz. Hatta saydam abajur başlarını ve avizeleri, natürel renklere boyayıp hoş bir atmosfer yaratabilirsiniz. Alternatif olarak, sadece dekoratif masanıza özel bir vurgu yapmak isteyebilirsiniz. Bunun içinde size önerim, halojen spotlar, aşağı ve yukarı doğru hareket eden lambaderler, zemin aydınlatmaları ve abajurlar en ideal vurgu aydınlatmalarıdır. Masanız cam ise, ışığın cam üzerinde yansıması göz için rahatsız edici olabilir. Bu durumda masa örtüsü kullanarak yansıma sorununu ortadan kaldırabilirsiniz. Yatak odalarında bulunan tuvaletmasaları için, genellikle ayna önü aydınlatması yapılmaktadır. Tabi bu tasarıma göre de değişebilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuvalet masası için ışık düzenlenirken, aydınlatma aynanın her iki tarafına ve aynı seviyeye yerleştirilerek, yüzde herhangi bir gölge oluşmasını engelleyecek şekilde ışıklandırma yapılmalıdır. Bununla ilgili bir diğer alternatif ise, tuvalet masasının aynalı bölümünün üstünde ışık bandı bulunuyorsa, buraya birkaç adet halojen spot takarak aydınlatma sağlayabilirsiniz. Bu tarz işlemler için seçilen aydınlatmalar, genellikle parlak tonlu ışıklardır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-182161399249691196?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/182161399249691196/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2010/02/hangi-masaya-hangi-aydnlatma.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/182161399249691196'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/182161399249691196'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2010/02/hangi-masaya-hangi-aydnlatma.html' title='Hangi masaya, hangi aydınlatma?'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/S4KNTcmtk0I/AAAAAAAABbc/6OGv3TbD8Us/s72-c/masa.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-3293928658337376162</id><published>2010-01-04T11:59:00.000-08:00</published><updated>2010-01-04T12:00:30.329-08:00</updated><title type='text'>sağlıklı ev yaşamı için ne yapmalı?</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/S0JI12_8F9I/AAAAAAAABbU/hdUBgR29yag/s1600-h/imperiaflex_0_0_0.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 284px; height: 225px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/S0JI12_8F9I/AAAAAAAABbU/hdUBgR29yag/s400/imperiaflex_0_0_0.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5422976991441459154" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ürünlerde kullanılan kimyasal maddelerin ve ağır metallerin ciddi anlamda insan ve çevre sağlığını tehdit etmesiyle başta gıda olmak üzere birçok sektörde ürünler ekolojik/organik olarak üretilmeye başlandı. Gıda maddeleri, tuvalet kağıdı, ağaçtan yapılmış oyuncaklar, ev mobilyaları, tişörtler, yatak örtüleri, havlular, döşemelik kumaş ve perdeler, kozmetik ürünler, ayakkabılar, deri çanta ve daha birçok dekorasyon malzemesi organik olarak üretilip tüketiliyor. &lt;br /&gt;Mimari ve tasarımda, doğa dostu bir yaşam yaratmak için, enerji kaynaklarını doğru ve bilinçli kullanmak gerekir. Son zamanlarda herkes, çevrenin ve doğanın bozulmaması için duyarlı davranmaya çalışıyor. Peki biz neler yapabiliriz? &lt;br /&gt;- Mutfakta masif ahşaptan yapılmış tezgâh kullanabiliriz. &lt;br /&gt;- Evi kirletmeyen çöp öğütücüleri tercih edebiliriz. &lt;br /&gt;- Yemeklerimizi, eskiden kullanılan ve ısıya dayanaklı topraktan yapılmış çömleklerde pişirebiliriz. &lt;br /&gt;- Doğal bir sofra yaratmak için, metal tabaklar, keten peçete ve masa örtüsü kullanabiliriz.&lt;br /&gt;- Yatak şiltelerinde sentetik elyaf yerine, yün ve keten elyaf gibi doğal malzemeleri tercih edebiliriz. &lt;br /&gt;- Tekstil ürünlerini ketenden yaptırabiliriz. Günümüzde, ketenin her yerde tercih edilmesi tesadüf değil. &lt;br /&gt;- Tüm mobilyalarımızı masif ahşaptan seçebiliriz. &lt;br /&gt;- Halıların kökboyası ile boyanmış olmasına dikkat edebiliriz. &lt;br /&gt;- Sudan, jeotermal kaynaklardan, güneş ve rüzgârdan yararlanabiliriz. Günümüzde, özellikle sıcak kentlerde, birçok evin aydınlanma, ısınma ve sıcak su gibi ihtiyaçlarının tümü güneş enerjisiyle sağlanıyor. &lt;br /&gt;- Cam geri dönüşümlü bir malzeme olduğu için, evimizde rahatlıkla kullanabiliriz. &lt;br /&gt;- Ekolojik bir evde duvarlar, ısıtma ve soğutmayı dengeleyen ve doğal yalıtım sağlayan kil tuğlalardan yapılabilir. &lt;br /&gt;- Duvar boyasını, kimyasal içermeyen ve toksik madde üretmeyen, kök boyalardan seçebiliriz. &lt;br /&gt;- Eski köy evlerinde olduğu gibi, çatılarda yabani otlar ve karton kutular yardımı ile doğal yalıtım sağlanabilir. &lt;br /&gt;Evler, çevre ile dost ekolojik mobilyalarla döşenmeye özen gösteriliyor. Ekolojik mobilya, ister ham ağaç, isterse de kaplama üzerine uygulanan cila olsun, hiçbir malzemesinde toksit madde içermediği için, insan sağlığına zarar vermiyor. Bu yüzden, özellikle bebek ve çocuk odalarında ekolojik mobilyalar, tercih sebebi oluyor. Ekolojik bir ev ve mobilya nas?l olmal?d?r? Bu soruyu k?saca aç?klamak gerekirse: &lt;br /&gt;- Rahat oturulan ve üstüne yat?labilecek kanepeler tercih edilmeli. İskeleti ve konstrüksiyonu metal ya da ahşap olabilir. &lt;br /&gt;- Kaplama malzemesi olarak keten, yün ve kumaş kullanılmalı. Özellikle keten ve pamuk için, üzerine oturduğunda insanı terletmeyen bir ürün olmalı. &lt;br /&gt;- Ekolojik ortamların aydınlatılmasında, genel bir ışıklandırma sistemi kullanılmalı. &lt;br /&gt;- Ekolojik mobilyaların toz tutmadığı konusunda hemen herkesin bilgisi var. &lt;br /&gt;- Ayna aydınlatma oranını artırdığı için, ekolojik bir evde aynanın çok kullanılmasında fayda var. &lt;br /&gt;- Uzmanlar anti-statik yatakların, cep telefonu ve televizyon gibi elektromanyetik cisimlerin etkilerini azalttığını belirtiyor.&lt;br /&gt;Doğaya saygılı ortamlarda yaşamak istiyorsak, havayı, suyu, toprağı kirletmek istemiyorsak, gelecek nesillere temiz ve yaşanabilir bir çevre bırakmak için, yaptığımız her şeye mutlaka dikkat etmemiz gerekiyor!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-3293928658337376162?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/3293928658337376162/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2010/01/saglkl-ev-yasam-icin-ne-yapmal.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/3293928658337376162'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/3293928658337376162'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2010/01/saglkl-ev-yasam-icin-ne-yapmal.html' title='sağlıklı ev yaşamı için ne yapmalı?'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/S0JI12_8F9I/AAAAAAAABbU/hdUBgR29yag/s72-c/imperiaflex_0_0_0.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-7069078981277692153</id><published>2009-12-19T11:31:00.000-08:00</published><updated>2009-12-19T11:44:27.414-08:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Dergi'nin geçtiğimiz Haziran sayısın da, "Demonte mobilya montajı" ile ilgili bir makale yazmıştım. Bu makaleye birçok mail geldi. Atakan ERTUĞ Bey, bana bu konuda mail gönderen arkadaşların için de yer alan bir arkadaşımız. Kendisi "demontemobilya.com" isimli sitenin sahibi. Ben arkadaşımızın sitesini inceledim, gayet başarılı bir çalışma yapmış. İçerisin de demonte mobilyayla ilgili teknik bilgi, fiyat vb. tüm bilgiler var. Size de faydalı olacağını düşündüğüm için, girmenizi tavsiye ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;www.demontemobilya.com&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim de "demonte mobilya montajı" isimli makaleme ulaşmak için;&lt;br /&gt;http://www.evimdergisi.com.tr/yazarlar/dekogunluk/01933/ adresine göz atabilirsiniz...&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.evimdergisi.com.tr/yazarlar/dekogunluk/01933/"&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-7069078981277692153?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/7069078981277692153/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2009/12/derginin-gectigimiz-haziran-saysn-da.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/7069078981277692153'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/7069078981277692153'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2009/12/derginin-gectigimiz-haziran-saysn-da.html' title=''/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-3326924243973799463</id><published>2009-12-02T01:50:00.000-08:00</published><updated>2009-12-02T01:58:39.016-08:00</updated><title type='text'>Evde çocuk güvenliği</title><content type='html'>Ev ortamı, bebek ve çocukların sağlıklarını ve yaşamlarını tehdit eden riskleri de içinde barındırır. Bu yüzden ebeveynlerin, ev içinde gerekli önlemleri almaları önemlidir. Herkesin her?eyi yapmaya gücü yetmeyebilir, ancak basit ve ucuz imkânlarla, yapılabilecek ?eyler de var. Merdivenler, pencere ve mobilyalar, bebek ve çocuklar için risk faktörlerinin başında gelir. Sandalye ve diğer tüm mobilyaların, pencerelerden uzakta olması, yüksek binalarda pencerelere takılacak parmaklıklar, emekleyen ve yeni yürümeye başlayan bebeklerin merdivenlerden uzak tutulması, bebeğin uyuduğu veya bulunduğu yatağın kenarlarının mutlaka korumalı olması, düşmelere yönelik alınacak önlemlerden birkaçı. Bunların yanında, önemli ba?lıklardan bazılarına da kısaca değinmek iyi olabilir: &lt;br /&gt;. Elektrik prizlerini, özel plastik koruyucular ile kapatabilirsiniz.&lt;br /&gt;. Tüm kimyasal madde içeren (temizlik ürünleri vs.) malzemeleri, çocuğun ulaşamayacağı yüksek dolaplarda veya özel güvenlik kilidi olan, kapalı alanlarda muhafaza edin. &lt;br /&gt;. Mobilyalarınızı, pencerelerden uzakta konumlandırın. &lt;br /&gt;. Cam sehpa ve masaları gerekmediği sürece evde bulundurmayın ya da gerekli güvenlik önlemlerini alarak kullanın. &lt;br /&gt;. Evinizin kapılarında, kapının çarpmasını önleyen kapı tutucu aparatların, tek parçalı olduğuna ve çocuklar tarafından çıkarılıp yutulmayacağına dikkat edin. &lt;br /&gt;. Çocuğunuzun kapıya ve çekmeceye, elini ve parmağını sıkıştırmaması için koruyucu aparat ya da kilit takın. &lt;br /&gt;. Koridorları, uygun ?ekilde aydınlatın. &lt;br /&gt;. Merdivenleri, çocuğunuzun düşmemesi için güvenli hale getirin. Gerekirse; güvenlik kapısı taktırabilirsiniz. &lt;br /&gt;. Çocuğunuzun TV, müzik seti gibi elektronik eşyalara ulaşıp, kendisine zarar vermesini önlemek için, yüksek veya kapalı alanlarda konumlandırın. &lt;br /&gt;. Deprem bölgesi olan ülkemizde, ölüm ve yaralanmaların önemli bir bölümünün, eşyaların üzerimize düşmesi ile meydana geldiğini düşünürsek; dolap, gardırop gibi yüksek eşyaların, depremde çocuğunuzun ve sizin üzerinize devrilmemesi için, gerekli korunma önlemlerini almanızda yarar var. &lt;br /&gt;. Pencerelere ve kapılara çocuk kilidi taktırın.&lt;br /&gt;. Karyolanın yanlarına (çocuğun başını vurmaması için) koruyucu kullanın ve sert, sıkı ve emniyetli olduğundan emin olun.&lt;br /&gt;. Gece lambasını, çocuğun karyolasından ve perde gibi kumaş eşyaların, yeterince uzağında, uygun bir yerde konumlandırın.&lt;br /&gt;. Evde aksesuar olarak bulunan boncuk vb. eşyaları, olabildiğince çocuklardan uzak tutmaya çalışın. &lt;br /&gt;. Çocuğun iki yaşından sonra, erişkin ölçüsündeki yatağa geçtiğinde, beş yaşına kadar yatak koruma bariyeri kullanın. &lt;br /&gt;. Evde boğulmaları, zehirlenmeleri ve parmak sıkışmalarını önlemek için, klozet kapaklarına özel kilit taktırmanız, size büyük fayda sağlayacaktır.&lt;br /&gt;. Bıçak ve çatalları, bulaşık temizleme deterjanlarını, plastik ambalajları çocuğun ulaşamayacağı yerlerde ve özel güvenlik kilidi olan dolaplarda muhafaza edin. &lt;br /&gt;. Ocak ve fırınların, açma-kapama düğmeleriyle çocuğun oynamasını engellemek için, özel koruma aparatları kullanın. &lt;br /&gt;. Yangın çıkma ihtimali göz önünde bulundurularak, ona nasıl davranması gerektiği konusunda küçük ipuçları verin. &lt;br /&gt;. Sandalye ve tabureleri, çocuğun tırmanıp çıkmaması için tezgâh, ocak ve dolaplardan uzak tutun. &lt;br /&gt;. Bahçe ve balkonunuzda bulunan bitki ve ağaçların, zehirli olup olmadıklarından emin olun.&lt;br /&gt;Bu öneriler, yaralanma ve ölümle sonuçlanan küçük kazalara karşı, bebek ve çocuklarınızın güvenliğini büyük ölçüde sağlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Makalenin orjinaline: http://www.evimdergisi.com.tr/yazarlar/dekogunluk/02139/ buradan ulaşabilirsiniz...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-3326924243973799463?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/3326924243973799463/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2009/12/evde-cocuk-guvenligi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/3326924243973799463'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/3326924243973799463'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2009/12/evde-cocuk-guvenligi.html' title='Evde çocuk güvenliği'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-8589242679306176728</id><published>2009-11-18T12:37:00.000-08:00</published><updated>2009-11-18T12:38:04.905-08:00</updated><title type='text'>Mutlulugun formulu bulundu:Ozguven, kibarlik ve cok calismak!</title><content type='html'>"Saadet parayla pulla mi, askla mi, basariyla mi elde edilir" diye yillardir sorariz. Oysa, bu sorunun gayet bilimsel bir cevabi varmis. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;"Saadet parayla pulla mi, askla mi, basariyla mi elde edilir" diye yillardir sorariz. Oysa, bu sorunun gayet bilimsel bir cevabi varmis. Pennsylvania Univerirsitesi'ndeki Pozitif Psikoloji Merkezi'nin direktoru Martin Seligman'in yurutmus oldugu bir arastirmanin sonuclarina gore, mutlu olmanin yolu bireyin kendisiyle barisik olmasi,  calismayi sevmesi ve hergun daha iyi bir seyler yapmayi istemesinden geciyor.  &lt;br /&gt;La Repubblica'da yayinlanan bir incelemeye gore, mutlulugun alti tane onemli kriteri var:&lt;br /&gt;Dostluklar ve sosyal iliskiler &lt;br /&gt;Evlilik &lt;br /&gt;Kendinden daha onemli bir olguya inanmak &lt;br /&gt;Kisinin degerlerine uygun ve ayni zamanda ona zevk veren hedeflere sahip olmasi &lt;br /&gt;Iste veya okulda basarili sonuclar elde etmek &lt;br /&gt;Saglikli olmak.&lt;br /&gt;Kucuk mutluluklar yaratmak icinse su on maddeyi yerine getirmek yeterli:&lt;br /&gt;Haftanin uc gunu yarim saat spor yapin, &lt;br /&gt;Her gunun sonunda, cevrenizdeki birine tesekkur edebileceginiz bes sey bulun, &lt;br /&gt;Haftada bir saat , yakin akrabalar veya arkadaslarla bir sohbet firsati yaratin, &lt;br /&gt;Bir bitki veya cicek ekin, &lt;br /&gt;Televizyon onunde gecirdiginiz saatleri azaltin, &lt;br /&gt;Hic tanimadiginiz birisine selam verin, &lt;br /&gt;Bir arkadasiniza telefon edin, &lt;br /&gt;Her gun en azindan bir kez kahkahayla gulun, &lt;br /&gt;Her gun, kendinize biraz zaman ayirin, &lt;br /&gt;Hergun en az bir kez birisine, kibar ve hos bir jest yapin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alıntıdır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-8589242679306176728?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/8589242679306176728/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2009/11/mutlulugun-formulu-bulunduozguven.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/8589242679306176728'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/8589242679306176728'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2009/11/mutlulugun-formulu-bulunduozguven.html' title='Mutlulugun formulu bulundu:Ozguven, kibarlik ve cok calismak!'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-2534804694232662930</id><published>2009-11-18T12:32:00.001-08:00</published><updated>2009-11-18T12:32:56.826-08:00</updated><title type='text'>Pozitif dusunmeyi ogren, mutlu ol!</title><content type='html'>Yeterli uykuyla ve kaliteli yiyeceklerle mutlulugu yakalayabilirsiniz&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Pek cok insan, pozitif dusuncenin gucunu bilir; ama cogu zaman pozitif dusunce yapisindan ister istemez uzaklasiriz. Pozitif enerji, pozitif enerji dogurur. Yasaminizda pozitif sonuclar almak istiyorsaniz ise once davranislarinizdan baslayin. Unlu kisisel gelisim danismani Virginia L. Walz bir makalesinde her zaman nasil pozitif dusunceye sahip olabilecegimizi anlatmis. Iste ipuclari...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;1) Bir saniye durun ve sunu fark edin... Yasiyorsunuz! Isler ne kadar kotuye gitse de yasadiginiz bu deneyimlerin alternatifinin ne olacagini dusunun: hicbir sey yasamamak; baska bir deyisle olum. Yasadiginiz icin sukredin. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;2) Durun ve gulleri koklayin; cidden! Hepimiz cok mesguluz. Ama ara sira, gunbatimini izlemeli; bir bulutun nasil olustuguna bakmali ya da bir agaci seyretmeliyiz. Gerekirse, ofisinize cicek getirin ve bunlari gunluk meditasyon araci olarak kullanin. Bu his dogal olarak olusmuyorsa, kendinizi tabiatin guzelligine inandirin. Bunda israr edin ve sonunda ne olduguna bakin. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;3) Rastgele kibar davranin: Gercekten. Ise yariyor. Otomobilin seridinize girmesine izin verin. Marketteki kasiyerle samimi bir sohbet gerceklestirin. Bir cocuga gulumseyin. Pozitif edimlerinizin farkinda olun.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;4) Kaliteli yiyecekler yiyin: Kaliteli yiyecegi hak etmekle kalmaz; onlara ihtiyac da duyarsiniz. Sagliginiza yatirim yapin. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;5) Duzenli olarak egzersiz yapin: Evet, yapiverin. Bir jimnastik salonuna yazilin. Cevrede bir jimnastik merkezi olup olmadigini arastirin. Bir jimnastik gurusu ya da milli sampiyon olmaniz gerekmez. Gununuzun 45 dakikasini, hem kaslarinizi calistirmak, hem de vucudunuzu, zihninizi ve ruhunuzu guclendirmek icin harcayin. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;6) Gunde en az bir kere samimi bir telefon gorusmesi yapin: Is icin ya da baska bir ihtiyaci karsilamak adina degil. Birini, dostca bir "merhaba" demek icin ve hicbir karsilik beklemeden arayin. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;7) Kisisel duygulariniz icin sorumluluk alin: Patronunuzu, amansiz rakibinizi ya da cocuklarinizi suclamayin. Evet, yapmalarini istediginiz ya da yapmalari gerektigini dusundugunuz seyleri yapmiyor olabilirler; ama onlar yapmayi istedikleri ya da yapmalari gerektigini dusundukleri seyleri yapiyorlar. Bu da gayet iyi bir durum. Kendiniz icin dogru olduguna inandiginiz seyi yapin; kendinize ve yasaminiza yonelik hislerinizin sorumlulugunu ustlenin. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;8) Yeterli uyku uyuyun: Uyku, sizi canli ve zinde tutar. Daha fazlasini soylememize gerek var mi?&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;9) Kendinizi affedin: Her zaman. Unutmaniz gerekmiyor; ama mutlaka bagislayin. Kimse mukemmel degildir ve her birimiz, secimlerimizi o an icin en iyisi olduguna inandiklarimiz arasindan yapariz. Kendinizi affedin ve siradaki ise yonelin. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;10) Unutmayin; sizi sevecek biri her zaman vardir: Kendiniz! Bu ifadeyle ilgili sikintilar yasiyorsaniz, bir "ilk 10" listesinde bulunanlardan daha fazlasini yapabilirsiniz. Kendinizi sevin. Hem mutlulugunuzun, hem de saglikli ve comert iliskiler yasama yetinizin temeli budur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-2534804694232662930?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/2534804694232662930/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2009/11/pozitif-dusunmeyi-ogren-mutlu-ol.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/2534804694232662930'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/2534804694232662930'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2009/11/pozitif-dusunmeyi-ogren-mutlu-ol.html' title='Pozitif dusunmeyi ogren, mutlu ol!'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-6591615181188955481</id><published>2009-11-03T06:59:00.000-08:00</published><updated>2009-11-03T07:00:39.198-08:00</updated><title type='text'>Genç odasına mobilya seçimi</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SvBFkWgWs9I/AAAAAAAABbI/_AcigfWtOzk/s1600-h/gen%C3%A7+odas%C4%B1.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 391px; height: 285px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SvBFkWgWs9I/AAAAAAAABbI/_AcigfWtOzk/s400/gen%C3%A7+odas%C4%B1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5399892444036117458" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Son yıllarda, gözlemlerime göre, tasarım süreci bir hayli gelişti. Özellikle Türkiye'de, bebek ve genç odası mobilyasına, çok rağbet olduğunu görüyoruz. &lt;br /&gt;Gençlik döneminde, gençlerin odaları çok önemlidir. Çünkü odası onun, her şeyini paylaştığı özel bir yeridir. Dolayısıyla, onu en mükemmel bir şekilde, düzenlemek kişinin kendisine bırakılmalıdır. Müdahale etmek, belki de ona yapılabilecek en kötü şey olabilir. Odası kendi kişiliğine ve seçeceği yaşam biçimine, hatta üniversitede seçtiği bölüme ve mesleğine uygun şekilde olmalıdır. Mümkün olduğu kadar, rahat harekete imkân veren ve kolay dekore edilebilen bir oda ve mobilya, en faydalı bir seçim olacaktır. Çünkü odasında zamanını geçirirken, rahat ve huzurlu olmasına imkân verecektir. Reklâm ve benzeri yayınlardan görüyoruz. Odanın şekline göre, uyum sağlayan, kolay taşınabilen mobilyalar oldukça beğeniliyor. Bu tarz mobilyaları gençlerin odasında kullanmak, modern bir tarz yaratmak, onun tüm yaşamında farkında olmadan güçlü olmasını sağlayabilir. Genç odası hazırlarken, odaya koyacağınız tüm ürünlerin, birbiriyle uyumlu olmasına özen gösterin. Gerekirse, odasını kendi istediği şekilde yaratsın. Bu konuda ona destek olmak, çok yararlı bir düşünce olacaktır. Herkesin gençlik döneminde, mutlaka yaptığı duvara poster asmak, bence boş olan odada farklı bir atmosfer yaratıyor. Aslında birçok genç odasında, çok fazla eşyaya gerek duymaz. Bir gencin, odasında istediği en önemli özellik, tüm eşyalarını rahatça sığdırabileceği, bir mobilyadır. Bunun yanında da, mobilyanın az yer kaplaması en önemli husustur. Son yıllarda genç odalarında, düz renklerin yanı sıra, yabancı ahşap kaplamalı malzemeler kullanılmaya başlandı. Örneğin, ben elma ve beyaz rengi çok seviyorum. Bunun yanında Latin ceviz, çikolata, samba vb. kaplamalar size önerebileceğim, renklerden en önemlileri. Evin duvarları için, mobilyaya uygun, canlı duvar kaplamaları uygulayabilirsiniz. Böylelikle odaya ayrı bir hava katmış olacaksınız. Eski dergileri, odanın belli yerlerinde, dağınık bırakarak farklı bir dekor yaratabilirsiniz. Emin olun, çok güzel bir görüntü ortaya çıkacaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genç odası mobilyası seçerken: &lt;br /&gt;İlk önce ucuz olan ürüne yönelmeyin. Farklı firmaların, farklı mağazalarını gezerek, ürünler hakkında bilgi alın. Benzeri olmayan ürünler beğenin. En önemli husus, ürünün hangi malzemeden yapıldığıdır (sunta, MDF ve masif gibi). &lt;br /&gt;Mağazalarda vitrine teşhir amaçlı konulmuş, genç odalarını satın almayın. Genellikle, ikinci sınıf ve problemli oluyorlar. Seçtiğiniz ürünlerin, üzeri desen kaplı ise, mutlaka desen çizgilerinin birbirini karşıladığına dikkat ediniz. Bu küçük detay, seçtiğiniz mobilyanın, malzemesini ve özellikle işçiliğinin kaliteli olup olmadığını gösteriyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genç odasında olması gereken &lt;br /&gt;mobilyalar:&lt;br /&gt;. Karyola&lt;br /&gt;. Tekli veya çiftli koltuk,&lt;br /&gt;. Şifoniyer&lt;br /&gt;. Komodin&lt;br /&gt;. Üç kapılı veya iki kapılı elbise dolabı&lt;br /&gt;. Ders çalışma masası&lt;br /&gt;. Kitaplık/kütüphane&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-6591615181188955481?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/6591615181188955481/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2009/11/genc-odasna-mobilya-secimi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/6591615181188955481'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/6591615181188955481'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2009/11/genc-odasna-mobilya-secimi.html' title='Genç odasına mobilya seçimi'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SvBFkWgWs9I/AAAAAAAABbI/_AcigfWtOzk/s72-c/gen%C3%A7+odas%C4%B1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-3033075598866862344</id><published>2009-10-04T00:01:00.000-07:00</published><updated>2009-10-04T00:05:52.580-07:00</updated><title type='text'>antre mobilyasına dair bilmediklerimiz</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SshJSh73PKI/AAAAAAAABaw/ezjjoavCnfU/s1600-h/imperiaflex_0_0_0.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 364px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SshJSh73PKI/AAAAAAAABaw/ezjjoavCnfU/s400/imperiaflex_0_0_0.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5388637536844725410" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'de, standart dışı evler hariç, tümünün giriş bölümü yani antresi genelde küçüktür. Antrenin küçük olması, beraberinde antre mobilyasının da küçük, fakat işlevinin büyük olmasını gerektiriyor. Buradan yola çıkarak, bir antre mobilyasında neler olmalıdır? Ne işe yarar? Fonksiyonları ve standart ölçüleri nelerdir? Bunlara kısaca değinmek, iyi olur sanırım.&lt;br /&gt;Antre (Entre) kelimesi, Fransızca'dan dilimize geçmiş. Antrelerin alışılmış mobilyası, genelde "portmanto"dur. Halk arasında antre, bir konuta girmek için kullanılan, odacık olarak tanımlanır. Günümüzde birçok evin giriş kısmı (antresi), aydınlık olmayan ve konumu itibariyle de, küçük alanlar. Çoğunlukla giriş (antre) bölümünün eve giriş ve çıkışta, insanların üzerinde, canlı izlenimler uyandırması istenir. Antre bölümlerinde, kırmızı, turuncu ve sarı gibi tonlar tercih edilir genelde. Antre mobilyası, birden fazla parçadan oluşuyorsa, aşırı uç renklerin aksine, zıt renklere yer verilmeli. Böylece antrede dinlendirici ve uyarıcı etki elde edebilirsiniz. Antre mobilyası: Palto, pardösü, manto, şapka, ayakkabı, terlik gibi eşyalarla, şemsiye ve baston gibi araçları saklamak konusunda bize yardımcı olur.&lt;br /&gt;Antre mobilyasının fonksiyonlarından, birkaç örnek vermek gerekirse:&lt;br /&gt;. Dışarıdan getirilen çanta, paket gibi eşyaları bırakmak. &lt;br /&gt;. Islak şemsiyeyi ve bastonu bırakmak.&lt;br /&gt;. Şapka koymak, palto ve ceket asmak.&lt;br /&gt;. Ayakkabı giyerken/çıkarırken oturmak.&lt;br /&gt;. Günlük ve yedek ayakkabılarla, terlikleri saklamak.&lt;br /&gt;. Fırça ve ayakkabı çekeceği gibi, araç-gereçleri saklamak ve bu tarz işlevleri sağlayan, mobilya olarak tanımlayabiliriz.&lt;br /&gt;Antre mobilyasnın teknik ölçülerini, detaylı olarak incelemeye ne dersiniz?&lt;br /&gt;1. Portmanto yükseklikleri, 180 cm.'den başlayarak kişilerin isteğine ve giriş (antre) bölümünün durumuna göre, daha da yüksek olabilir. Kullanılmayan eski eşyaların konulması için, üst bölümde dolap (yüklük) olması düşünülüyorsa, bu gibi durumlarda, yükseklik artırılarak tavana kadar çıkartılabilir. &lt;br /&gt;2. Portmanto yüksekliklerinin çoğunlukla, kapı pervazları hizasında hoş bir görüntü sağlamak için, ortalama 200 ile 240 cm. arasında olması uygundur.&lt;br /&gt;3. Askıya takılmış orta boy bir paltonun yüksekliği 120 cm.'dir. Buna göre askı yüksekliklerinin, yerden ya da varsa dolap üstünden, en az 120 cm. olması gerekmektedir. Bazı zorunlu durumlarında, ortaya çıkacağını düşünmek gerekirse, birkaç askı uzun giysiler için ayrılabilir.&lt;br /&gt;4. Ayakkabı dolap derinlikleri 33 ile 35 cm. arasında, sürme kapılar için de 38 cm.'den aşağıda olmamalı. &lt;br /&gt;5. Şapkalık raşarının genişliği, 18 cm.'den başlayarak isteğe ve duruma göre, daha geniş yapılabilmektedir. &lt;br /&gt;6. Aynaların biçim ve boyutları ne olursa olsun, üst kenarları ortalama göz yüksekliğinde (160 cm.), saç ve şapka kontrolü için, en az 10 cm. daha ilave edilerek, toplam 170 cm.'den kısa olmamalı.&lt;br /&gt;7. Askı sayısı, kullanılan yerin özelliğine ve mobilyanın tasarımına göre, değişiklik gösterebilir. Örnek vermek gerekirse: Bir makam odasının özel portmantosu için, 3 adet askı yeterli görülürken, kalabalık aileler için 10 ve daha fazla sayıda askı düşünülmeli.&lt;br /&gt;8. ?emsiyeliklerin yüksekliği 40 ile 50 cm. arasında olmalı.&lt;br /&gt;9. Elbiselerin rahat asılabilmesi için, her askı arası en az, 10 ile 15 cm. arasında olmalı.&lt;br /&gt;10. Telefon ve benzeri aksesuarlar için, raşı çekmecelerin genişliği, 40 cm. dolayında olmalı. &lt;br /&gt;11. Portmantonun genişliği 120 ile 140 cm. arasında olmalıdır.&lt;br /&gt;12. Yerdeki dolabın, yerden yüksekliği 40 ile 50 cm. arasında olmalıdır. &lt;br /&gt;Son olarak küçük bir ipucu vermek istiyorum: Evinizin giriş bölümünde, yerden yüksekliği 40-50 cm. arasında olan bir dolap olabilir. Onun üzerine süngerli bir minder yaptırarak, küçük oturma yeri yaratabilirsiniz. Bu oturma bölümü, ayakkabılarınızı daha rahat bir şekilde, giymenize ve çıkarmanıza büyük kolaylık sağlayacaktır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-3033075598866862344?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/3033075598866862344/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2009/10/antre-mobilyasna-dair-bilmediklerimiz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/3033075598866862344'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/3033075598866862344'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2009/10/antre-mobilyasna-dair-bilmediklerimiz.html' title='antre mobilyasına dair bilmediklerimiz'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SshJSh73PKI/AAAAAAAABaw/ezjjoavCnfU/s72-c/imperiaflex_0_0_0.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-9066119280817177080</id><published>2009-08-29T13:28:00.000-07:00</published><updated>2009-08-29T13:29:52.793-07:00</updated><title type='text'>tüketici haklarını biliyor muyuz?</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SpmPug8gfXI/AAAAAAAABZs/q1Uq9Qq1Qvs/s1600-h/imperiaflex_0_0_0.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 343px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SpmPug8gfXI/AAAAAAAABZs/q1Uq9Qq1Qvs/s400/imperiaflex_0_0_0.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5375485659523874162" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Hepimiz birer tüketici olarak, mobilyadaki yasal haklarımızı ne kadar biliyoruz? Anayasamızda, "Tüketicinin Korunması"hakkında 4077 sayılı bir kanun var. Bu kanunun amacı: Üretici firma veya satıcı firmadan talep edebileceklerimiz nelerdir? Kusurlu bir ürün satın aldığımızda, ne kadar sürede geri iade edebiliriz? Kanun, buna benzer konularda, yasal haklarımızı bize açıklıyor. Satın aldığınız mal ve hizmet sorunlu çıkabilir. Ürün sorunlu ise 30 gün içinde bu malı satıcıya geri verebilirsiniz. Bunun yanında, ödediğiniz bedelin iadesini, aynı kalitede bir ürünle değiştirilmesini veya ücretsiz onarımını talep edebilirsiniz. Satıcı bu talebinizi kabul etmek zorundadır. &lt;br /&gt;30 günü aşan bildirimler, ürünü kusurlu mal kapsamından çıkarmaktadır. Aldığınız üründe bir kusur var ise, bu bir ay içinde doğal olarak fark edilir. Tüketicinin, ürünü kullanmadığım için ya da tatilde olduğumdan dolayı, fark edemedim gibi gerekçeleri geçersiz sayılmaktadır. Örneğin, tüketici bir koltuk takımı satın aldı. Üretici firma ürünle beraber verdiği broşürde, kullanma klavuzunda veya garanti belgesinde, kumaşın temizliğinin sabunla köpürtülmüş su ve nemlendirilmiş bir bez ile temizlenmesini tavsiye ediyor. Ancak tüketici, bu koltuğa bulaştırdığı lekeyi sabunlu su ile temizleyemedi. (Yağ lekesi, mürekkep lekesi, vb.) Temizleyebilmek için kuru temizleme, halı yıkama makinesi, tuz ruhu, asit veya benzer bir kimyasal kullandı. Bu yöntemler kumaşa zarar verdiği için, ürün kusurlu mal kapsamına girmez. Tüketicinin buna benzer durumlarda, hatanın kendisinden kaynaklandığını kabul edip, problemin çözümü için firmayla iletişime geçmesi, kendisi için de faydalı olur. Çünkü tüm firmalar, kendilerine dürüstlükle yaklaşan tüketicilere yardım etmek ve müşteri memnuniyeti sağlamak ister. Firmaların, Müşteri Hizmetleri birimlerini kurmalarının sebeplerinden biri de budur. &lt;br /&gt;Üretici veya ithalatçı firmalar, sanayi malları için garanti belgesi düzenlemek zorundadır. Bir yıldan az olmaması gereken garanti süresi içinde, meydana gelen arızaların ücretsiz giderilmesi ve parçalarının değiştirilmesi zorunludur. Garanti süresi içinde aynı arıza ikiden fazla, değişik arızalar dörtten fazla olursa, ürünün aynı kalitedeki yenisi ile değiştirilmesini isteme hakkınız var. Ürünün serviste kalış süresi, hiçbir gerekçe ile 30 iş gününü geçemez. Yurt içinde üretilen veya ithal edilen sanayi mallarının Türkçe tanıtma ve kullanma kılavuzları ile birlikte satılması zorunludur. Elinizden geldiğince, kapıdan alışveriş yapmamaya özen gösterin. Kapıdan satışlar tüketiciyi en fazla zarara uğratan satış şeklidir. Özellikle tarihsiz ve eski tarihli sözleşmeleri imzalamayın. Bu tarz sözleşmelerde, 7 gün içinde hiçbir gerekçe göstermeden, satın almaktan vazgeçme hakkına sahipsiniz. Ancak, vazgeçme talebinizi sözlü değil, mutlaka iadeli taahhütlü mektup veya noter aracılığı ile yapmanız gerekir. Bunun yanında tüketici derneklerine de başvurabilirsiniz. Satıcı, 10 gün içinde, sizden aldığı parayı, kıymetli evrakı, sizi borç altına sokan her türlü belgeyi iade etmek zorundadır. 20 gün içinde de malını geri alma zorunluluğu vardır. Sizlere tavsiyem, kesinlikle kusurlu mal ve hizmeti kabul etmemeniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-9066119280817177080?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/9066119280817177080/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2009/08/tuketici-haklarn-biliyor-muyuz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/9066119280817177080'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/9066119280817177080'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2009/08/tuketici-haklarn-biliyor-muyuz.html' title='tüketici haklarını biliyor muyuz?'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SpmPug8gfXI/AAAAAAAABZs/q1Uq9Qq1Qvs/s72-c/imperiaflex_0_0_0.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-3000557948823854454</id><published>2009-08-16T06:30:00.000-07:00</published><updated>2009-08-16T06:31:52.118-07:00</updated><title type='text'>Çocuğunuzun odasında kullandığınız boya ne kadar güvenli?</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SogKQVJ_KfI/AAAAAAAABZU/WxRxVUveRSQ/s1600-h/bebek.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 270px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SogKQVJ_KfI/AAAAAAAABZU/WxRxVUveRSQ/s400/bebek.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5370553831312534002" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bebekler, dünyanın en masum ve sevimli varlıklarıdır. Onlar daha dünyaya gelmeden hazırlıkları başlar. Hepimiz bebekler için elimizden geldiğince, onların odasını en mükemmel ve sağlıklı olacak şekilde hazırlamaya özen gösteririz. Bebekler, küçükken savunmasız oldukları için, birçok tehlikeyle karşı karşıya kalırlar. Mesela, herhangi bir eşyayı tanımak için ağızlarına götürürler, tadına bakmaya çalışırlar. Dolayısıyla da gözle göremediğimiz birçok bakteriyle temas ederek hasta olabiliyorlar. Bu gibi durumlarda ilk önce, bebeğimize mobilya alırken nelere dikkat etmeliyiz, mobilyada kullanılan, kimyasallar nasıl olmalıdır, sorusunu aklımıza getirmeliyiz. Bunlara, kısaca da olsa değinmek faydalı olur diye düşündüm. &lt;br /&gt;Uzmanlar, bebek ve çocuk odasına mobilya alırken, son derece dikkatli olunması konusunda uyarıda bulunuyorlar. Çünkü bilinçli hareket etmezsek, sonradan önüne geçilemeyen problemlerle, karşı karşıya kalabiliriz. Burada söz konusu bebekler olduğu için, her şey titizlikle gözden geçirilmeli. Son yıllarda görüyoruz ki, artık tüketiciler bilinçli hareket etmeye özen gösteriyorlar. Durum böyle olunca, üreticilerin de bu doğrultuda sağlıklı ürünler geliştirmeye dikkat ettikleri gözden kaçmıyor. Örneğin Filli Boya?nın çıkarmış olduğu, EN 71-3 standardına uygun, su bazlı ve vital isminde yeni bir ürünü var. Bu standart, "boyanmış yüzeylerin ağızla temasını esas alan ve ağır metal sınırlaması getiren" özel bir standart türü. Bu standarda sahip boyalar, antimon, arsenik, baryum, kadmiyum, krom, kurşun, civa ve selenyum gibi vücuda girdikten sonra atılması zor olan, ağır metalleri sınırlıyor. Örnek olarak verdiğim ağır metaller, insan sağlığını ciddi şekilde tehdit etmekle beraber, çevreye de ciddi zararlar veriyor. Ağır metaller, kanser, kısırlık, hafıza kaybı, çocuklarda gelişme problemleri gibi sağlık sorunlarına neden olabiliyor. Su bazlı sistemler, bu konuda güvenilir görünse bile, her su bazlı boyanın da EN 71-3 standardına uygun olmadığını unutmamalıyız. Kendi sağlığımıza ve çocuklarımızın sağlığına önem veriyorsak, evlerimizde ve ofislerimizde kullandığımız kimyasalların, EN 71-3 standardına uygun olup olmadıklarını kontrol etmeliyiz. EN 71-3 standardına uygun boyalar, su bazlı olduğundan inceltmek için, tiner yerine su kullanılıyor. Boya ve verniğin su ile inceltilmesi, uygulama sırasında profesyonel kullanıcıların şikâyet ettiği göz yanması, nefes almakta zorluk gibi olumsuz etkileri engelleyerek, kolay ve rahat bir uygulama yöntemi sağlıyor. Rahatsız edici ve zararlı kimyasallar bulunmadığından dolayı, ev içinde mobilyalar kuruduktan sonra, kesinlikle kokuya neden olmuyor. Sizin de dikkatinizi çektiyse, eve yeni bir mobilya alındığında, belirli bir zamanın ardından, evin içinde farklı ve ağır kokular meydana gelebiliyor. Bunun sebebi, sağlıklı olmayan kimyasallar. Sadece bebek ve çocuk odası değil, evinizdeki tüm mobilyalarda, EN 71-3 standardına uygun boya ve verniklerin kullanılmış olmasına dikkat edin. Bu boya sayesinde mobilyalarımızı, uzun süre sararmadan ve koku yapmadan kullanabiliriz. Günlük yaşamda, evimizdeki ve işyerimizdeki mobilyalarla ile iç içe yaşıyoruz ve farkında olmadan, boyadan kaynaklanan tehlikelere maruz kalıyoruz. Bu standartlara sahip, boya ve verniklerin kullanıldığı mobilyaları satın alırsak, böyle sorunlarla karşılaşmayız. Kendinizin ve özellikle çocuklarınızın sağlığı için, su bazlı, zararlı kimyasallar içermeyen, insan dostu boya kullanılmış mobilyaları, satın almanızı tavsiye ediyorum. Bazı mobilya firmaları bebek ve çocuk mobilyası üretiminde, insan sağlığına önem veren kimyasalları kullanıyorlar. &lt;br /&gt;Sağlıklı boya ve vernikler için, detaylı bilgileri aşağıdaki web adreslerinden ulaşabilirsiniz: &lt;br /&gt;www.filliboya.com.tr, www.marshall.com.tr, www.polisan.com.tr.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-3000557948823854454?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/3000557948823854454/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2009/08/cocugunuzun-odasnda-kullandgnz-boya-ne.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/3000557948823854454'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/3000557948823854454'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2009/08/cocugunuzun-odasnda-kullandgnz-boya-ne.html' title='Çocuğunuzun odasında kullandığınız boya ne kadar güvenli?'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SogKQVJ_KfI/AAAAAAAABZU/WxRxVUveRSQ/s72-c/bebek.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-6163272929171829491</id><published>2009-06-08T04:25:00.000-07:00</published><updated>2009-06-08T04:26:40.908-07:00</updated><title type='text'>Demonte mobilya montajı</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/Siz1XxC6VKI/AAAAAAAABVc/aAv8JENmUPs/s1600-h/minifiks+mili.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/Siz1XxC6VKI/AAAAAAAABVc/aAv8JENmUPs/s400/minifiks+mili.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5344916646433281186" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/Siz1XjkyR1I/AAAAAAAABVU/o5O3HnGKOzk/s1600-h/minifiks+g%C3%B6vdesi.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 142px; height: 105px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/Siz1XjkyR1I/AAAAAAAABVU/o5O3HnGKOzk/s400/minifiks+g%C3%B6vdesi.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5344916642817263442" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Demonte mobilyalar günümüzün vazgeçilmezleri arasında yerini aldı. Etrafıma baktığımda eskiler hariç yeni mobilyaların tümü demonte. Eskiden yapılan mobilyalar hem ağır hem de sabit oluyordu, ama bu demonte stili çıktıktan sonra mobilyalar ağırlık olarak hafifledi, yani mobilyayı sabit kurulu şekilde değil tam tersine parça şeklinde alabiliyorsunuz bu sayede sökülüp yeniden takılabilme şansına sahip oldu. Bu sistemi sanırım Türkiye de kullanmayan şirket yoktur, büyük şirketlerin yanı sıra küçük marangoz atölyeleri bile bu sistemle çalışmaya başladılar, yabancı ülkeleri saymıyorum bile, çünkü onlar tüm yenilikleri bizden önce bulup kullanıyor, ardından biz kullanıyoruz. Bazı insanlar bu demonte mobilyada neymiş ben hiç beğenmedim çok basit ve sağlam değil diyorlar, eve belki karşıdan bakıldığında öyle bir izlenim verebilir ama kim ne derse desin şu bir gerçek bence bu demonte mobilya stili sağlam ve pratik bir o kadar da kullanım bakımından rahat. Evinizde taşınırken bile rahatça tek kişi ile söküp başka yere kurma imkânınız var. Hafele, hettich vb. şirketler mobilya firmalarının kullanması için demonte mobilya aksesuarları üretiyorlar, bu aksesuarlar sayesinde müşteri aldığı ürünü evinde bir tornavida ile tek başına bazen de hiçbir araç ve gerece ihtiyaç duymadan aksesuarları mobilyaya takabiliyor, örneğin klipsli menteşeler gibi. Söz kullanmaktan açılmışken demonte mobilyaların kurulumuyla ilgili sürekli kulağıma bazı dedikodular geliyor. Örneğin biz bu demonte mobilyayı kurmayı beceremiyoruz diyorlar. Tabi Türkiye’ deki kullanıcılar bu sistemi yavaş yavaş benimsemeye başladığı için bu konuda haklılar. Örnek vermek gerekirse büyük mobilya üreten İkea, koçtaş vb. şirketler de dahil mobilyalarınızı bir kutunun içine koyup size veriyorlar, bu bizim pek alışık olduğumuz olay değildi yakın zamana kadar, ama öyle ya da böyle alışmak zorundayız çünkü yenilik bence her zaman iyi bir şeydir. Şimdi ürünlerinizi mağazadan seçip siparişinizi verdiğiniz zaman ikea ve koçtaş gibi yerler hariç mobilya şirketleri ürününüzü evinize kadar getiriyorlar üstelik montaj ekibiyle birlikte. Bu durumda zaten montaj ekibi siz hiç bir şeye dokunmadan kendileri mobilyaları evinize kuruyorlar, böyle durumlarda demonte mobilyalarda problem yaşamıyorsunuz, ama kendiniz ikea, koçtaş gibi yerlerden ürününüzü alıp eve getirdiğinizde kendiniz kurmak zorundasınız dolayısıyla tek zorlanacağınız nokta içinden çıkan montaj şemasını okuyabilmek, tabi ürün teferruatlı ise kurmakta zorlanabilirsiniz bu gibi durumları çözmenin yolları ise, bu iş için teknik bilginiz olacak, yok ise kabiliyetinizin olması gerekiyor, onlarda yoksa bilen birinden yardım almanız gerekiyor. Bunların yanında da ürün kutusunun içinden çıkan montaj resminin okunaklı ve detaylı bir şekilde çizilmiş olması gerekiyor, bu gibi durumlarla sık sık karşılaşıyoruz. Bazı şirketler montaj resmini hiç iyi anlatamıyorlar bazıları ise çok teferruatlı anlattığı için müşteri çözemiyor, bu gibi durumların yaşanmaması için kısa ve öz bir şekilde çizilerek anlatılmış montaj şeması olması gerekmektedir. Şunu her zaman dikkat etmenizi tavsiye ediyorum, kutu içinde aldığınız demonte mobilyalarınızın kutusunun üzerinde yapıştırılmış ürün etiket şeması (Bu kutu üzerinde bulunan etiket şeması kutunun içindeki mobilyanın parçalarını, rengini ve adetlerini anlatan bir çizelgedir.) ve kutunun içinde bulunan kurulum (montaj) şemasının olmasına dikkat ediniz, bunlar ürünün içinden çıkmadığı taktirde ürün satıcınıza başvurarak bunları temin etme yoluna gidiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-6163272929171829491?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/6163272929171829491/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2009/06/demonte-mobilya-montaj.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/6163272929171829491'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/6163272929171829491'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2009/06/demonte-mobilya-montaj.html' title='Demonte mobilya montajı'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/Siz1XxC6VKI/AAAAAAAABVc/aAv8JENmUPs/s72-c/minifiks+mili.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-8182291891027314850</id><published>2009-05-09T23:03:00.001-07:00</published><updated>2009-05-09T23:03:30.927-07:00</updated><title type='text'>Mayıs ayında evde yenilemeler</title><content type='html'>• Bence bu yılki kış çok çabuk geçti, ya da bana öyle geliyor, kışın o yorucu atmosferini üzerimizden atmamız gerekiyor, bulutlu ve yağmurlu havaların yerine güneşli ve sıcak günlere bıraktığı şu zamanlarda evimizde birtakım yenilikler yapmanın zamanı geldi ve geçiyor bile. Öncelikle evde kıştan kalma giysileri toplayarak kutuların içine güzelce yerleştirin. Yatak odanızda dolapların üzerinde kutuları yerleştirebileceğiniz boş yerler varsa kutularınızı oralara yerleştirin, ya da herhangi boş ve her zaman kullanmadığınız yerleri bu tarz işlemler için kullanabilirsiniz. Evde dağınık ve fazla gördüğünüz tüm eşyalarınızı ortadan kaldırın boşuna kalabalık yaparak görüntü kirliliği yaratmasınlar. Elinize bir kağıt kalem alın ve yaza merhaba niteliğinde evde yapabileceklerinizin listesini yapın. Ben şimdiden başladım bile. Evde bozuk kapı kolu yada kapı kilitleri olabilir, eğer kendiniz yapabiliyorsanız bunları yenileriyle değiştirin yok ben yapamam, böyle şeylerde kabiliyetim yok derseniz hemen bir usta çağırın ve bu işi çözme yoluna gidin. Geçen gün evde bilgisayar koltuğumun üzerinde otururken karşıda tv ünitesinin önünde bulunan koltuğun ayağının yamuk durduğu dikkatimi çekti, kim bilir ne kadar zamandır öylede hiç farkında bile olmamışız, hemen elime bir şarjlı matkap aldım evde benim takım çantamın içinde böyle zamanlar için bulundurduğum vidalardan alarak ayağı koltuğuma taktım ve şimdi rahat bir şekilde kullanıyorum, sizde evinizde bu gibi koltuklarınızı elden geçirin, belki onlarında tamire ihtiyacı olan yerleri vardır da siz farkında değilsinizdir. Hazır tadilattan konu açılmışken, içinizde evini boyatmayı düşünenler mutlaka vardır. Onlar için birkaç ipucu vermek istiyorum. Öncelikle ev ya da ofisinizde nasıl bir boyama tarzı uygulayacaksınız? mekan ne kadar ışık alıyor? Dikkat çeken bir yer mi yoksa sakin bir mekan mı yaratmak istiyorsunuz? Bu gibi konulara karar vermelisiniz. Bir odayı canlı göstermek istiyorsanız bu canlı renklerin odanın boyutunu küçültme etkisi yaratacağını kesinlikle unutmamanız gerek. Boya kullanırken gözden kaçırmamanız gereken en önemli husus hep aynı markanın ürünlerini kullanmak. Boyayı uygularken mutlaka yanınızda işten anlayan bir kişi bulunsun eğer tek başınıza uygulama yapacaksanız boyanın üzerinde yazan talimata uyunuz. Boya yapmadan önce eski kurumuş ve boyaları atmış yüzeyleri kazıyınız ve nemli bölgelere kurumadan boya uygulamayınız. Çok soğuk ve sıcak ortamda boya uygulamayın. Boya işlemini hep ince katlar şeklinde uygulayın, boyanın alttaki yüzeylerini örtmek için parlak sıvı kalan yüzeyleri matlaştırın. Boya işlemi bittikten sonra eğer boyanız arttıysa tekrar kullanabilmek için boyaya yüzeyini örtecek şekilde kendi incelticisinden ekleyin ve karıştırmadan ağzını kapatarak serin bir yerde saklamanız gerekmektedir. Boya işlemini tamamladıktan sonra halılarınızı gözden geçirin ya da parke kullanıyorsanız cilasını ve bakımını yeniden gözden geçirin, çünkü bunlar sirkülasyona en çok maruz kalan yerlerdendir. Burada kısaca halılarla ilgili birkaç dipnota değinmek istiyorum.&lt;br /&gt;• Seçtiğiniz halı veya kilim ile kendi kişiliğinizi ifade edebilir, kişisel beğenilerinizi yansıtan mekânlar yaratabilirsiniz.&lt;br /&gt;• Zeminde halı ve kilim gibi dokuma ürünlerinin kullanılması, ortamdaki genel ses düzeyini ve ayak seslerini diğer tüm kaplama ürünlerine göre çok daha fazla emer.&lt;br /&gt;• Halılar, oda içindeki ısıyı azaltan değil, tam tersine koruyan bir özellik gösterirler.&lt;br /&gt;• Halılar insan anatomisine uygunluk gösterir ve bunları birer ayakaltı konforu olarak tanımlayabiliriz.&lt;br /&gt;• Halı bulunan odalarda, havadaki toz miktarı sert zemin kaplı odalara göre %50 oranında azalma göstermektedir.&lt;br /&gt;• Halılar adımlarımızın yere daha sıkı bir şekilde tutunmasını sağlar. Düşme durumlarında doğal bir yastık görevi görerek yaralanma riskini oldukça azaltmaktadır.&lt;br /&gt;• Viyana üniversitesinde yapılan bir araştırma sonuçlarına göre, evlerdeki mikroorganizma nüfusunun sadece %4 ü halılarda bulunmaktadır. Bu organizmaların en çok bulunduğu yerler cildimiz üzerinde beslendikleri için özellikle yatakların ayakucu, başucu ve koltuklardır.&lt;br /&gt;• Yeni yürümeye başlayan çocukların hareketlerini kontrol etmek oldukça güçtür, dolayısıyla çocuklar için sert ve soğuk bir zemin yerine yumuşak bir halı seçmek çok akıllıca bir fikir olmaktadır.&lt;br /&gt;Evdeki eskimiş prizleriniz mutlaka vardır onları yenileyin çünkü bugün başlamazsanız ya da bu tarz yenilikleri yapmaya biri sizi zorlamazsa hiçbir zaman yapmak canımız istemez, işin açıkçası biraz tembellik ediyoruz tabii. Evde tıkanmış veya lastiği eskimiş musluklarınız varsa onların tamirini yapın yada yaptırın. Ben geçenlerde bir alışveriş merkezinde dolaşırken gördüm, musluklarda su tasarrufu sağlamak için o kadar çok cihaz var ki bunları mutlaka kullanmanızı tavsiye ediyorum, çünkü dünyamızın hızlı bir şekilde yaşam standartlarının zorlaşmaya başladığı şu günlerde bir takım yenilikleri ilk olarak kendimiz yapmaya başlamalıyız ki çevremizdeki dostlarımıza da örnek olabilelim. Kısacası bu ay mutlaka kendiniz ve eviniz için yararlı bir şeyler yapın!!!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-8182291891027314850?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/8182291891027314850/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2009/05/mays-aynda-evde-yenilemeler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/8182291891027314850'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/8182291891027314850'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2009/05/mays-aynda-evde-yenilemeler.html' title='Mayıs ayında evde yenilemeler'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-4980579097083331841</id><published>2009-05-04T09:46:00.000-07:00</published><updated>2009-05-04T09:47:28.146-07:00</updated><title type='text'>Deri mobilyayı korumanın püf noktaları</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/Sf8cGlJewXI/AAAAAAAABU8/UsxYWV3AP6E/s1600-h/imperiaflex_0_0_1.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 205px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/Sf8cGlJewXI/AAAAAAAABU8/UsxYWV3AP6E/s400/imperiaflex_0_0_1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5332011383206625650" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu ay sizlere mobilyada kullanılan deri malzeme ile ilgili bazı püf noktalarını aktarmaya çalışacağım. Mobilyada her zaman kumaş malzemenin alternatifi olan deri malzeme son yıllarda yaygınlaşmaya başladı. Bu da doğal olarak beraberinde bir takım sorunlar getirdi. Bilindiği gibi deri doğal olduğu için piyasada özel malzeme olarak tabir ediliyor. Özel malzeme olduğu için de kumaş ile deriyi kıyaslamak kesinlikle yanlış olacaktır. Çünkü mobilyada kullanılan derinin temizliği kumaşa göre daha kolaydır, aynı zamanda da sağlığa uygun bir malzeme olarak da ön plana çıkmaktadır. O zaman hemen arayı açmadan biraz da deri malzeme nasıl kullanılmalı ve korunmalı konusunu irdeleyelim. Deriyi temizlemek kolay olmasının yanında dikkat ve titizlik isteyen bir iştir. Dolayısıyla evinizde bulunan deri mobilyaları temizlerken zararlı, yüksek kimyasal içeren maddeleri kullanmaktan kaçınmanızı tavsiye ediyorum. Derinin üzerinde bulunan lekeler hafif nemli bir bezle temizlenmeli ve hemen ardından silinen bölgenin nemi kuru bezle en kısa sürede alınmalıdır. Eğer derideki lekeler çıkmıyorsa, deriler için özel leke çıkarıcılar ya da mobilyayı aldığınız firmanın size önerdiği temizleyici maddeleri kullanmalısınız. Lekeler çıkmıyor diye sabun, benzin, tiner ve aseton gibi maddeler kesinlikle kullanılmaya çalışılmamalıdır. Evinize deri kaplı mobilya aldığınızda deri bakımıyla ilgili detaylı bilgiyi firmadan mutlaka isteyini. Çünkü birçok müşteri bu konularda bilgisi olmadığı için mobilyanın ve derinin ömrünü zamanından önce istemeyerek de olsa kısaltıyor. Evinizde evcil hayvan besliyor olabilirsiniz, bundan dolayı çok dikkatli olmalısınız, çünkü kedi ve köpek pençesi deriye zarar verir. Bunların yanı sıra deriler çok kolay bir şekilde ısıyla tahrip olur. Örnek verecek olursak deri malzeme ısıya maruz kaldığında nem kaybeder, hemen ardından kurur ve çatlayarak sertleşmeye başlar. Bu gibi sorunlarla karşılaşmamak için deri mobilyaları sıcak ortamdan ya da ısı kaynağından son derece uzak tutmaya özen göstermelisiniz. Deri mobilyaları kullanırken asit oranları fazla olan içecekler üzerine dökülecek olursa yine tahrip olurlar. Bu gibi durumlarda vakit kaybetmeden özel temizlik malzemesiyle temizlenmesi gerekmektedir. Bunların yanında deri mobilyalarınızı güneş ışığından uzak bir yere konumlandırmanızı ya da yardımcı maddelerle korumanızı öneririm çünkü güneş ışığı direkt deri üzerine geldiğinde zamanla derinin renginin solmasına sebep olur. Biraz da deri çeşitlerinden bahsetmek iyi olur sanırım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YAPAY DERİ: Sıvı PVC'nin gözenekli ve ince dokulara dönüştürülmesiyle üretilmektedir. Soğuduktan sonra sıcak etkili emprime makinesi yardımıyla istenilen deri dokusu kumaşa kazandırılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ANİLİNLİ DERİX Derinin cildinin içine işleyen bir boya türüdür. Bu tür deriler yüzey kaplaması içermediği için diğer derilere göre daha narin olurlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YARI ANİLİNLİ DERİ: Anilin boya ile birlikte pigmentli boyama yapılan deri çeşididir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PİGMENT BOYALI DERİ: Bu deri boyama yönteminde pigment boya kullanılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NUBUK: Özel bir finisaj ve zımparalama tekniği ile üretilmiş olan derinin üst tarafının kullanıldığı türdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SÜET DERİ: Yine özel zımparalama ve finisaj tekniği ile üretilmiş, derinin alt kısmının (et kısmı) kullanıldığı deri çeşididir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YARMA DERİ: Derinin cilt tabakasının tamamen çıkarılmış alt kısmıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ZIMPARALI VE PİGMENTLİ DERİLER: Derinin doğal yaşantısından kaynaklanan izleri ortadan kaldırmak için işlem yapılan türleridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BASKI YAPILMIŞ DERİLER: Deriye istenilen görünümü vermek için ya da doğal görünümünü yok etmek için yüzeyine motişer basılan deridir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-4980579097083331841?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/4980579097083331841/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2009/05/deri-mobilyay-korumann-puf-noktalar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/4980579097083331841'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/4980579097083331841'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2009/05/deri-mobilyay-korumann-puf-noktalar.html' title='Deri mobilyayı korumanın püf noktaları'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/Sf8cGlJewXI/AAAAAAAABU8/UsxYWV3AP6E/s72-c/imperiaflex_0_0_1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-2774747813159025685</id><published>2009-04-30T06:39:00.001-07:00</published><updated>2009-04-30T06:39:56.592-07:00</updated><title type='text'>Renkler bize ne ifade ediyor?</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SfmqJ5JnfaI/AAAAAAAABUM/lxeLfruYRws/s1600-h/renkler.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 151px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SfmqJ5JnfaI/AAAAAAAABUM/lxeLfruYRws/s400/renkler.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5330478720906395042" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bence madde, yalnız başına bir şey ifade etmez, onu canlandıran ve renklendiren ruhtur. Dolayısıyla oturma ve dinlenme ihtiyacımızı yerine getiren oda ve mobilyalar, maddi yönden olduğu kadar, manevi yönden de bizi tatmin etmelidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konuda rahatlık, sağlamlık, ucuzluk, şekil ve form durumlarına dikkat ettiğimiz gibi, renk, desen, görünüş gibi özellikleri de ön planda tutmamız gerekir. Doğada bulunan 1001 çeşit renk bizim duyularımız üzerinde farkında olarak veya olmayarak bazı etkiler yaratırlar. Psikologlar, insanlar üzerinde en fazla etki bırakan duyunun görme duyusu olduğunun kanısında hemfikirler.&lt;br /&gt;Gözümüzde ve ruhumuzda meydana getirdikleri çeşitli etkiler ile varlıklarını belirten renkler, sayılamayacak kadar çok. Bu çeşitli renkleri gözden geçirip, inceleyecek olursak bunların başlıca üç ana renge dayandığını görürüz. Bütün bu renklerin meydana gelmesine sebep olan üç renk: Kırmızı, sarı ve mavi'dir. Bu üç ana renge ''Temel renkler'' diyoruz. Ana renklerin birbiri ile karışımından ikinci derecede; turuncu, yeşil ve mor renkler meydana gelmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. SICAK RENKLER: Kırmızı, sarı ve turuncudur. Sıcak renkler aktif olup canlı, tahrik edici ve gösterişli bir özelliğe sahiptirler. Bir odanın dekorasyonuna canlılık, çeşitlilik verirler. Bir yeri aslından daha küçük gösterirler. Soğuk bir mekanda kullanıldığında sıcaklık katarken, sıcak ortamda kullanılırsa, bunaltıcı ve rahatsız edici bir etki yaratabilirler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. SOĞUK RENKLER: Mavi, mor ve mavi ile yeşil tonu taşıyan renkler üzerimizde bir serinlik ve sakinlik hissi yarattıklarından bunlara ''soğuk renkler''adı verilir. Soğuk renkler, insanın üzerinde hoş, serin ve dinlendirici etkileriyle göze çarparlar. Bu renkler, bir yeri aslından daha büyük gösterirler. Yazın sıcakta kullanılırsa serinlik ve rahatlık hissi verirler. Fakat soğukta kullanıldığında üşütücü ve serin bir hava yaratabilirler. Odalarımızın ve mobilyaların, kullanılış durumları ile özellikleri, mevsimler göz önünde bulundurularak, her iki gruptaki renkleri kullanmak en uygunu ve en doğrusudur. Sıcak ve soğuk renkler ayrı olarak düşünülecek ise birbirine yakın tonlarının kullanılması daha uygun olur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Renklerin özelliklerine göre, meydana getirdiği ve hissettirdiği değişik havadan, insan ruhu çeşitli durumlarda ister istemez etkilenir. Dolayısıyla renklerin üzerimizde bıraktığı etkiler; özel durumumuza, ruh halimize ve doğa şartlarının mevcut reaksiyonlarına bağlıdır.&lt;br /&gt;Etrafımızda bulunan ve karşılaştığımız çeşitli renklerin günlük hayatımızda bıraktıkları etkilerini, bazen önemli derecede hisseder ve çoğu zaman farkında bile olmayız. Peki, günlük hayatta hangi renkler bize ne gibi fayda ve zararlar veriyor. işte birkaç örnek: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KIRMIZI: Sıcak renklerin başında gelen kırmızı; canlı, tahrik edici ve dolayısıyla aktif bir etkiye sahiptir. Heyecanlandırır ve bazen de insanın tansiyonunun artmasına sebep olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SARI: Sarı renk; güneşi, ışığı temsil eden sıcak ve zengin bir renktir. İnsana cesaret ve ilham verir, yatıştırır. Zihin faaliyetlerinde bize yardımcı olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YEŞİL: İnsanda serinlik hissi yaratan yeşil renk, huzur ve ferahlık verir. Bilimsel kitaplarda da ifade edildiği gibi, yeşil renk gözler için gayet faydalıdır, onları dinlendirir ve canlılık verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MAVİ: Mavi renk, insana rahatlık ve huzur verir. Dinlendirici bir etkiye sahiptir. Sinirleri yatıştırır, gözleri rahatlatarak dinlendirir. Fakat açık mavi renk bazen insanın ruhunda bir soğukluk, yalnızlık ve dolayısıyla hüzün yaratmaktadır.&lt;br /&gt;Turuncu: Sıcak bir renk olan turuncu, şatafatlı, gösterişli bir etki ve hava yaratır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyaz: Masumiyeti, temizliği ve asaleti temsil eder. Yazın serin tutar ve aynı zamanda insanı daha genç gösterir.&lt;br /&gt;Siyah: Siyah renk, yalnızlık sembolü olup, insana ciddiyet ve sükunet verir. Dertlerini, sıkıntılarını ve endişelerini hatırlatır. Fakat bununla beraber, neşeli zamanlarınızda ve özel anlamlı günlerinizde siyah elbise giyinmekten çekinmeyin. Çünkü bu gibi durumlarda siyah, kişiliğinizi daha ön plana çıkarır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KAHVERENGİ: Kahverengi, ciddilik, düzgünlük, dayanıklılık ve metanet sembolüdür. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GRİ: Uzlaştırıcı ve denge unsuru olan gri renk, alçak gönüllülüğü temsil eder. Hassas ve çabucak etkilenen kişiler için sıkıntılı ve ümitsiz bir hava yaratabilir. Bunun için gri renk, yeşil ve kırmızı gibi canlı bir renklerle kullanılması tavsiye edilir.&lt;br /&gt;Menekşe rengi: Menekşe renginin, kendine has, etkili bir özelliği ve havası vardır. Esrarengiz, melankolik ve mistik bir etki yaratır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-2774747813159025685?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/2774747813159025685/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2009/04/renkler-bize-ne-ifade-ediyor.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/2774747813159025685'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/2774747813159025685'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2009/04/renkler-bize-ne-ifade-ediyor.html' title='Renkler bize ne ifade ediyor?'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SfmqJ5JnfaI/AAAAAAAABUM/lxeLfruYRws/s72-c/renkler.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-7272059501700118728</id><published>2009-04-12T11:18:00.000-07:00</published><updated>2009-04-12T12:47:13.588-07:00</updated><title type='text'>Küçük mekanlar için 21 akıllı çözüm</title><content type='html'>Merhaba,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hafta sizlere küçük bir evde yaşam standartlarını yükseltmek için 21 maddeden oluşan akıllı çözümler hazırladım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçekçi olmak gerekirse birçoğumuz büyük ve ferah bir evde yaşamak isteriz, ama günümüz şartları ve Türkiye şartları çoğu zaman buna elvermemektedir, dolayısıyla bizde elimizde olanlarla ya da uygulayarak yapabileceklerimizle bu şartları sağlamaya çalışırız. Buyurun neler yapabileceğimizi aşağıdaki maddelerde görelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. İlk olarak odanızı daha yüksek göstermek ve ferahlık hissini artırmak için, ışığı yansıtan renkleri kullanmanızı tavsiye ederim. Duvar ve tavanda aynı renk kullanıldığı zaman aradaki sınır ve geçişler hissedilmez, dolayısıyla tavan olduğundan daha yüksek gözükür. Yine bunun yanında alternatif olarak boyuna çizgili duvar kağıtları aynı sonucu elde etmenize yarayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Dar bir mekanın daha geniş gözükmesi için, yer döşemesinde nötr renkler ve mümkünse aynı malzeme yani tek tip malzeme kullanmanızı öneririm. Örnek verecek olursak ahşap döşemeler bunun için ideal bir çözümdür. Yine çizgili bir halıyı eni boyunca sermek de odayı daha geniş gösterecektir. Bunun yanında büyük ebatlı halılar mekanı olduğundan küçük gösterir, böyle bir problemle karşılaşmamak için parça halıların boyutlarının mobilyaların boyutlarından büyük olmamasına özen gösterin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Mekanın küçüklüğünün ikinci plana atılmasının diğer bir yolu da evde dikkati üzerine çeken bir odak noktası yaratmaktır. Bunun için odanın bir tarafını çok çarpıcı bir renkle boyayabilir ya da çok güzel bir sanat eseriyle süsleyebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Geniş yüzeyleri kaplayan desenli aksesuarlar yerine düz renkli bir kanepeyi desenli yatsılarla tamamlayabilir ya da odanın bir yanına küçük desenli bir duvar kağıda uygulayabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Ev ya da odanızın tavanı alçaksa, bordür tarzı yatay desenlerden kaçının. Tavana kadar uzanan bir mobilyada aynı etkiyi yaratacaktır. Bunların yerine tavanla bir olmayan kısa mobilyalar kullanmanızda fayda var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Uyumak ya da çalışmak için yeterli alanınız yoksa katlanan paravanlar bu tür alanlar yaratmak için ideal çözümlerdir. Yine tavana monte edilmiş ray sistemli perde veya kayar kapılar, paravanlar kafanızda oluşturduğunuz mekanları evinizde yaratmanız için size kolaylık sağlarlar. Bunların yanında artık günümüz teknolojisinin getirmiş olduğu olanaklarda var mesela açılınca yatak olabilen kanepeler küçük mekanlar da uyumak ve dinlenmek için birebir kolaylık sağlayan mobilyalardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7. Dar bir odada pek çok parçayı aynı yere sıkıştırmak yerine köşe koltuğu ya da bunun önüne içinde ya da altında pufları olan portatif bir orta sehpa düşünebilirsiniz, deneyin işinize çok yarayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8. Evinizde giriş ve çıkışın yoğun şekilde kullanıldığı alanların serbest kalmasına özen gösterin. Örneğin vestiyeriniz varsa bunu duvarın içine gömme tarzı yapabilirsiniz, bu şekilde hem alandan yer kazanırsınız hem de dolabın kapaklarını da duvarla aynı renk boyayarak mekanın düz ve ferah görünmesini sağlamış olursunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9. Bir mekanı canlı, ışıltılı ve cıvıl cıvıl göstermek istiyorsanız,  size tavsiyem beyaz krem ve açık sarı tonlarını kullanın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10. Evinizin penceresi bahçeli yeşil tonları taşıyan bir yere bakıyorsa, odanızın farklı görünmesi için sizde yeşil doğal tonlarda küçük aksesuarlar kullanın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11. Evinizde her zaman için az yer kaplayan uzun, dar ve portatif mobilyalar seçin. Gereğinden fazla boşuna yer kaplayan mobilyaları evinizde bulundurmaktan kaçının.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12. Mutfağınızda büyük boyutlarda camlı ve raflı bir mutfak dolabı yerine kullanım alanı geniş, düz hatlı dolapları seçin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13. Mutfağınızda tezgah ve üst dolap arasında kalan boşluğa kaşık çatal ve gerekli aksesuarları asmak için tel askılıklar monte edebilirsiniz, bu sayede hemen ulaşmak istedikleriniz elinizin altında olacak hem de diğer alanlardan tasarruf etmiş olacaksınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14. Evinizde zaman zaman yatak, oturma odası gibi odaların yerlerini değiştirin, bu sayede diğer yanda tam olarak dekore edemediğiniz oturma odanızı yeni yerinde istediğiniz şekilde kullanma şansına sahip olabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15. Mutfak ve banyoda kullanılan küçük yer ve duvar karoları yüzeylerin daha büyük algılanmasını sağlar. Çünkü göz çok sayıdaki küçük karoyu, büyük bir mekanla özdeşleştirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16. Mekanı geniş ve ferah göstermenin diğer yollarından biride beyaz renk kullanmaktır. Bu rengin pastel tonlarını kullanmanızda fayda var ve bu rengi farklı aksesuar ve dokularla derinlik katarsanız daha kullanışlı yere sahip olursunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17. Evinizde kullanacağınız aydınlatma elemanlarını, dekoratif lambaderler ve duvara monte edilen aydınlatmaları tercih etmenizi öneririm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18. Banyonuzda küvet kullanmaktan kaçının, bunun yerine küçük ebatlı duşa kabin kullanırsanız daha çok yerden tasarruf etmiş olursunuz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19. Evinizde bulunan radyatör, süpürgelik ve resimlerin duvara monte edildiği çivi tarzı aksesuarları duvarla aynı renge boyarsanız hem hoş bir görüntü yaratmış olursunuz hem de kamufle etmiş olursunuz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20. Küçük aksesuar ve çamaşır tarzı şeyleri depolamanın en güzel ve pratik yolu dekoratif kutulardır. Bunlar renkli ve dekoratif özelliği olduğu için evinizde daha derli, toplu bir mekan yaratmanızda sizlere en büyük kolaylık sağlayacaklardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;21. Evde kullanılan perdeler mekana sıcaklık katarlar bunun yanında düzgün olmayan problemli köşeleri de saklamanıza yardımcı olurlar, Fakat koyu renkli perde kullanarak pencereden dışarıyı rahatlıkla görmek istiyorsanız, jaluzi perdeleri kullanmanızı şiddetle tavsiye ederim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-7272059501700118728?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/7272059501700118728/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2009/04/kucuk-mekanlar-icin-21-akll-cozum.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/7272059501700118728'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/7272059501700118728'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2009/04/kucuk-mekanlar-icin-21-akll-cozum.html' title='Küçük mekanlar için 21 akıllı çözüm'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-6402226540299990181</id><published>2009-03-21T09:17:00.000-07:00</published><updated>2009-03-21T09:18:15.295-07:00</updated><title type='text'>Bebek ve çocuk odası hazırlama ipuçları</title><content type='html'>Bebek denilince bence akla ilk gelen saf ve güzel bir tebessüm, sizce de öyle değil mi? Bebek ve çocuklar hemen hemen her ailenin en büyük neşe kaynağı ve yaşama sevincidir. Hal böyle olunca daha onlar dünyaya gelmeden onun özel dünyası için aylar öncesinden hazırlıklar büyük bir özveriyle hazırlanmaya başlanır. Bende bu konularda bazı ipuçlarına ihtiyacı olanlar için pratik bilgiler hazırladım. Bebek odalarında görüntü estetiği ile beraber, özellikleri ve tasarımı da çok önemlidir. Bebek odalarını hazırlarken bebeğin rahatını düşünmek ve herhangi bir olası tehlikelerden korumak gerekir. Rahatlık ve emniyet bir bebeğin odasında olması gereken en önemli özelliklerdendir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evinizde bebek odası hazırlamayı düşündüğünüzde ilk iş olarak hangi odanın bebek odası için uygun oda olduğuna karar vermelisiniz. Uzmanlar ideal bebek odasının 12–15 metrekare ve en az bir penceresinin bulunması gerektiğine dikkat çekmektedirler. Genellikle bebek odaları için herhangi bir gürültüden rahatsız olmayacak şekilde uzak olanı, bunun yanında kolay kontrol edilebilir mesafede olan odalar seçilmelidir. Evin kuzey cephesinde olan odaları tercih etmeyiniz. Bu odalar genellikle soğuk ve nemli olurlar. Odanın doğudan ışık alan bölümlerini seçmeniz bebeğinizin sağlığı açısından büyük önem taşımaktadır. Bunun yanında bebek odasında olması gereken bir diğer özellik ise odanın rahat havalandırılabilmesidir. Bebek odasında gereğinden fazla eşya ile doldurulmaması gerekir, çünkü fazla ve gereksiz eşyalar odada kişinin hareketlerini, bebeğin görüşünü, hareket ve oyun alanını kısıtlar. Bunun yanında odanın sıcaklığına da dikkat etmek gerekir. Bebek ve çocuklar, soğuktan büyüklere göre daha çok etkilendiği için, odanın soğuk ve sıcaklık oranı eşitlenmelidir, genel olarak 20 – 22 derecede olması en uygunudur. Bebek odası zemininin mermer, seramik, taş vb. gibi sert ve soğuk bir malzeme ile kaplı olmamalıdır, bunların yerine ahşap parke kullanmak daha sağlıklı olacaktır, ahşap parke yumuşaklık, sıcaklık ve temizlik açısından daha kullanışlıdır. Bebeğinizin odasında çabuk kuruyan, koku bırakmayan su bazlı boyaları kullanmak sağlık açısından önemli yer tutmaktadır. Bebeğin gözlerini yormayacak, olumlu ve sakinleştirici etkiye sahip olan pastel renkler kullanabilirsiniz. Bebek odasında açık renkler kullanmak genellikle tercih sebebidir, çünkü açık renkler odayı daha huzurlu ve ferah göstermektedirler. Odanın duvarlarını renkli bordürler veya duvar süsleri ile renklendirebilir ve odanın hareketli görünmesi için renkli aksesuarları kullanabilirsiniz. Odada kullanılacak olan bordür ve aksesuarları bebek ve çocukların yırtmaması için erişemeyecekleri yerlere yapıştırmaya dikkat ediniz. Odada kullanılacak ışığın bebeğin gözüne direkt gelecek şekilde bağlanmasından özellikle kaçınılmalıdır. Işıklar genellikle bebeklerin ilgisini çektiği için ışık kaynağından etkilenmemesi için ayarlı ya da ışık kaynağı hafif derecede olan türlerini seçmenizi tavsiye ederim. Bebek odasına mobilya alırken ileride bebeğinizin büyüyeceğini düşünerek uzun zamanlar kullanabileceği çok fonksiyonlu ürünleri tercih etmeniz sizin ve bebeğiniz açısından faydalı olacaktır. Basit olarak sıralayacak olursak; bebek karyolası, şifonyer, komodin ve gardırop ilk etapta bebek odasında kesinlikle bulunması gereken mobilyalardır. Bebeğinizin güvenliği için yatağın kenar yüksekliği en az 60 cm olmalıdır. Korkulukta bulunan çubukların ara mesafeleri en az 2.5 cm en fazla 6 cm olmalıdır.  Beşik ya da karyolaların altında çekmecesi olan türlerini tercih ederseniz hem oda içindeki alandan tasarruf etmiş olursunuz hem de bebek için kullanacağınız çamaşır vb. malzemeleri el altında tutmanıza olanak tanıyacaktır. Tabi burada dikkat edilmesi gereken çok önemli bit husus var, mobilya malzemelerinin kalitesidir. Ucuz mobilya malzemeleri ve cilalarının sağlığa zarar verdiği kesinlikle unutulmamalıdır. Bunun yanında mobilyanın uzun ömürlü olması da ayrı bir detaydır. Mobilyada kullanılan cila ve boyaların kanserojen maddesi (kurşun) içermeyen ve kokusuz olan türleri tercih edilmelidir. Çocuğunuz için alacağınız karyola ya da beşiğin güvenliği de en önemli hususlardandır.  Örneğin, mobilyalarda sivri köşelerden ve sivri köşeli aksesuarlardan kaçınılmalıdır. Çekmecelerde kullanılacak ray sistemlerinin kendiliğinden yavaşlayarak kapanan türlerini tercih etmeniz hem sizin hem de bebeğinizin güvenliği için çok önemlidir. Bunun yanında bebek belli bir zaman sonra doğal olarak büyüyecek, dolayısıyla mobilyalara ister istemez tutunacak ya da dokunacaktır. Burada dikkat edilmesi gereken detay ise mobilyaların sabitlenmesidir, eğer mobilyaları arkadan yardımcı aparatlarla duvara sabitlerseniz çocuğunuzun sizin haberiniz olmadan istem dışı ev kazalarına karşı bir dizi önlem almış olursunuz.  Yatak seçerken mümkünse anti- bakteriyel ve doğal kauçuktan üretilmiş olan ürünleri tercih etmelisiniz. Nevresim takımı seçerken sentetik ürünler yerine %100 pamuklu kumaştan olan yumuşak malzemeli ürünleri tercih etmelisiniz. Bebek ya da çocuk için standart yorganlar yerine daha hafif olanları tercih ediniz.   Bunların yanında çocuklar için duvara monte edeceğiniz demonte raflar küçükken oyuncakları için, büyüyünce ise kitaplarını koymak için çok pratik bir çözümdür. Yeni konularda görüşünceye kadar hoşçakalın…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-6402226540299990181?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/6402226540299990181/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2009/03/bebek-ve-cocuk-odas-hazrlama-ipuclar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/6402226540299990181'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/6402226540299990181'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2009/03/bebek-ve-cocuk-odas-hazrlama-ipuclar.html' title='Bebek ve çocuk odası hazırlama ipuçları'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-1655697558528592401</id><published>2009-02-27T11:35:00.000-08:00</published><updated>2009-02-27T11:47:25.382-08:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SahDQulx8vI/AAAAAAAABNo/YpRcl6AXa-k/s1600-h/akca_portre.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 80px; height: 98px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SahDQulx8vI/AAAAAAAABNo/YpRcl6AXa-k/s400/akca_portre.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5307566115519591154" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mehmet AKÇA | Tasarımcı&lt;br /&gt; akca.mehmet@gmail.com&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yazımda sizlere elinden geldiğince mobilyada kullanılan deri malzeme ile ilgili bazı püf noktaları aktarmaya çalışacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizlerinde az çok bildiği gibi mobilyada son zamanlarda kumaş malzemenin alternatifi olarak deri malzemede oldukça yaygınlaşmaya başladı. Bununla birlikte doğal olarak beraberinde de bir takım sorunlar getirdi. Bilindiği gibi deri doğal bir malzeme olduğu için piyasa da özel malzeme olarak tabir ediliyor. Tabiîki de  özel malzeme olduğu için kumaş ile deriyi kıyaslamak kesinlikle yanlış olacaktır. Çünkü mobilyada kullanılan derinin temizliği kumaşa göre daha kolaydır, aynı zamanda da sağlığa uygun bir malzeme olarak da ön plana çıkmaktadır. O zaman hemen arayı açmadan birazda deri malzeme nasıl kullanılmalı ve korunmalı konusunu irdeleyelim. Deriyi temizlemek kolay olmasının yanında da dikkat ve titizlik isteyen bir iştir. Dolayısıyla evlerinizde bulunan deri mobilyaları temizlerken zararlı, yüksek kimyasal içeren maddeleri kullanmaktan kaçınmanızı tavsiye ediyorum. Derinin üzerinde bulunan lekeler hafif nemli bir bezle temizlenmeli ve hemen ardından silinen bölgenin nemi kuru bezle en kısa sürede alınmalıdır. Eğer derideki lekeler çıkmıyorsa, deriler için özel leke çıkarıcılar ya da mobilyayı aldığınız firmanın size önerdiği temizleyici maddeleri kullanmalısınız. Tam tersine lekeler çıkmıyor diye sabun, benzin, tiner ve aseton gibi maddeler kesinlikle kullanılmaya çalışılmamalıdır. Bunun ardından hemen şunu da belirtmek istiyorum ki, evinize deri kaplı mobilya aldığınızda deri bakımıyla ilgili detaylı bilgiyi firmadan mutlaka isteyiniz, çünkü birçok müşteri bu konularda bilgisi olmadığı için mobilyanın ve derinin ömrünü zamanından önce istemeyerek de olsa kısaltıyorlar. Evinizde evcil hayvan besliyor olabilirsiniz, bundan dolayı çok dikkatli olmalısınız, çünkü kedi ve köpek pençesi deriye zarar verir. Yine bunların yanında deriler çok kolay bir şekilde ısıyla tahrip olmaktadırlar, örnek verecek olursak deri malzeme ısıya maruz kaldığında nem kaybeder, hemen ardından kurur ve çatlayarak sertleşmeye başlar bu gibi sorunlarla karşılaşmamak için deri mobilyaları sıcak ortamdan ya da ısı kaynağından son derece uzak tutmaya özen göstermelisiniz. Deri mobilyaları kullanırken asit oranları fazla olan içecekler üzerine dökülecek olursa yine tahrip olurlar, bu gibi durumlarda en kısa zamanda özel temizlik malzemesiyle vakit kaybetmeden temizlenmesi gerekmektedir. Bunların yanında deri mobilyalarınızı güneş ışığından uzak bir yere konumlandırmanızı ya da bazı yardımcı maddelerle korumanızı öneririm çünkü güneş ışığı direkt deri üzerine geldiğinde zamanla derinin renginin solmasına sebep olmaktadır.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umarım yukarıda vermiş olduğum bilgiler biraz olsun sizler için faydalı olmuştur, gelecek ay tekrar birlikte oluncaya kadar hoşçakalın…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıdaki makalenin orjinaline "evim" dergisinin mart 2009 sayısından ulaşabilirsiniz...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-1655697558528592401?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/1655697558528592401/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2009/02/mehmet-akca-tasarmc-akca.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/1655697558528592401'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/1655697558528592401'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2009/02/mehmet-akca-tasarmc-akca.html' title=''/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SahDQulx8vI/AAAAAAAABNo/YpRcl6AXa-k/s72-c/akca_portre.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-8180222156401969611</id><published>2009-01-31T11:22:00.001-08:00</published><updated>2009-01-31T11:24:14.037-08:00</updated><title type='text'>Evim dergisinin şubat sayısı çıktı...</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SYSlQMN6PMI/AAAAAAAABMQ/9Ty7y6LpELU/s1600-h/evim+%C5%9Fubat+say%C4%B1s%C4%B1+2009.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 386px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SYSlQMN6PMI/AAAAAAAABMQ/9Ty7y6LpELU/s400/evim+%C5%9Fubat+say%C4%B1s%C4%B1+2009.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5297540759270603970" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni yazımı evim dergisinin şubat sayısından takip edebilirsiniz...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-8180222156401969611?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/8180222156401969611/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2009/01/evim-dergisinin-subat-says-ckt.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/8180222156401969611'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/8180222156401969611'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2009/01/evim-dergisinin-subat-says-ckt.html' title='Evim dergisinin şubat sayısı çıktı...'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SYSlQMN6PMI/AAAAAAAABMQ/9Ty7y6LpELU/s72-c/evim+%C5%9Fubat+say%C4%B1s%C4%B1+2009.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-2480738255408692630</id><published>2009-01-02T12:25:00.000-08:00</published><updated>2009-01-31T11:14:59.177-08:00</updated><title type='text'>Evim dergisi ocak sayısı çıktı</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SV54gBSQTqI/AAAAAAAABLw/oMpo5A51e1A/s1600-h/evim+dergisi+ocak+2009+say%C4%B1s%C4%B1.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 311px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SV54gBSQTqI/AAAAAAAABLw/oMpo5A51e1A/s400/evim+dergisi+ocak+2009+say%C4%B1s%C4%B1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5286795504075689634" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yeni yazımı evim dergisinin ocak sayısından okuyabilirsiniz...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-2480738255408692630?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/2480738255408692630/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2009/01/evim-dergisi-ocak-says-ckt.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/2480738255408692630'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/2480738255408692630'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2009/01/evim-dergisi-ocak-says-ckt.html' title='Evim dergisi ocak sayısı çıktı'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SV54gBSQTqI/AAAAAAAABLw/oMpo5A51e1A/s72-c/evim+dergisi+ocak+2009+say%C4%B1s%C4%B1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-7050566199660264473</id><published>2008-11-05T06:04:00.000-08:00</published><updated>2009-01-31T11:14:59.177-08:00</updated><title type='text'>(Sims) Kız çocuk odası</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SRGoT13WitI/AAAAAAAABLQ/SDEFkz9u7uo/s1600-h/S%C4%B0MS+6-12+ya%C5%9F+aras%C4%B1+k%C4%B1z+%C3%A7ocuk+odas%C4%B1.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SRGoT13WitI/AAAAAAAABLQ/SDEFkz9u7uo/s400/S%C4%B0MS+6-12+ya%C5%9F+aras%C4%B1+k%C4%B1z+%C3%A7ocuk+odas%C4%B1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5265174498203044562" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;MEHMET AKÇA DESIGN STUDIO' nun hazırlamış olduğu çocuk odası takımı görücüye çıkmıştır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-7050566199660264473?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/7050566199660264473/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/11/sims-kz-cocuk-odas.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/7050566199660264473'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/7050566199660264473'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/11/sims-kz-cocuk-odas.html' title='(Sims) Kız çocuk odası'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SRGoT13WitI/AAAAAAAABLQ/SDEFkz9u7uo/s72-c/S%C4%B0MS+6-12+ya%C5%9F+aras%C4%B1+k%C4%B1z+%C3%A7ocuk+odas%C4%B1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-3999807134386770442</id><published>2008-11-02T04:53:00.000-08:00</published><updated>2009-01-31T11:14:59.177-08:00</updated><title type='text'>Mobilya seçerken dikkat edilmesi gereken püf noktaları</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SQ2jP1oCzVI/AAAAAAAABK4/N52UJ2-buLw/s1600-h/akca_portre.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 80px; height: 98px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SQ2jP1oCzVI/AAAAAAAABK4/N52UJ2-buLw/s400/akca_portre.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5264043031954378066" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mehmet AKÇA | Tasarımcı&lt;br /&gt; akca.mehmet@gmail.com&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Merhaba,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değerli okuyucular, birçoğumuz günlük hayatta mobilya alırken malzemenin özelliğini bilmediği için yanlışlıkla, problemli ya da ömrü uzun olmayan ürünler alabiliyor. Dolayısıyla bu gibi hatalardan biraz olsun uzak durmak için mobilya alırken nelere dikkat etmemiz gerekiyor, bu konuda sizlere kısaca ipuçları vereceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Panel mobilya alırken aşağıda maddeler halinde vermiş olduğum noktaları dikkate almanızı öneririm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle dolap kapakları rahat ve düzgün kapanmalı (birbirine sürtme olmamalıdır)&lt;br /&gt;Çekmeceler kolay sürülebilmeli.&lt;br /&gt;Çekmece içlerinde kıymık, budak tarzı problemler bulunmamalı &lt;br /&gt;Sürgülü kapılar ve dolaplar gıcırdamamalı ve kolayca sürülebilmeli&lt;br /&gt;Boyca uzun kapaklar sağlam menteşelerle iyice desteklenmeli ve sarkma olmamalı&lt;br /&gt;Mobilyanın birleşme yerlerinde pürüz ve açıklık olmamalı&lt;br /&gt;Masa ayakları yere tam basmalı ve birbirleriyle eşit olmalı&lt;br /&gt;Mobilya yüzeyinde çizik, ezik ve tutkal lekesi bulunmamalı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Bunun yanında döşemeli mobilyalarda dikkat etmeniz gerekenler ise; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koltuğa oturduğunuz zaman rahat ve konforlu olmalı&lt;br /&gt;Konstrüksiyonu sağlam olmalı ve sallanmamalı&lt;br /&gt;Koltuğun kumaşı koltuk yüzeyine hatasız kaplanmış olmalı&lt;br /&gt;Köşeler iyi birleştirilmiş ve yapıştırılmış olmalı&lt;br /&gt;Koltuk dikişleri hatasız olmalı&lt;br /&gt;Desenler yüzeye ortalanmış ve dikişler desenle uyumlu olmalı&lt;br /&gt;Minderler esnek olmalı&lt;br /&gt;Temizlenebilir kumaş ve deriler dayanaklı malzemeden üretilmiş olmalı&lt;br /&gt;Mobilyada kullanılan düğme ve fermuar gibi aksesuar sağlam dikilmiş olmalı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değerli okuyucular, bedenen ve zihnen dinlenmeye ihtiyacı olan insanların aradığı rahatlık ve huzur, kullanışlı ve iyi döşenmiş mobilya ile elde edilmektedir. Kötü bir mobilya, sebep olduğu sırt, bel ve ayak ağrıları gibi zararları yanında, psikolojik olarak da kişiyi rahatsız ve huzursuz etmektedir. Bu tarz problemler yarattığı gibi zamanından önce bozulur, eskir ve kısa bir süre sonra da tamir edilmesi ve yenilenmesi zorunlu hale gelir. Bu yüzden mobilyaların seçiminin iyi yapılması gerekmektedir. Dolayısıyla mobilyaların seçiminde ihtiyaçlar, ekonomik durum ve zevk oldukça önemlidir. Ayrıca kullanışlılık, sağlamlılık ve uzun ömürlü olması da göz önünde bulundurulmalıdır. Görünüşü güzel olan bir mobilya rahat olmayabilir veya fiyatı pahalı olabilir. Diğer yandan dayanıklı, rahat ve uygun fiyatta olan mobilyanın da görünüşü güzel olmayabilir. Bu nedenle mobilyanın sadece dış görünüşüne bakmak yeterli değildir. Fiyatı, rahatlığı, kapladığı alan, dayanma süresi gibi konularda düşünülmelidir. Şunu belirtmek istiyorum “yasal bir zorunluluk olmasına rağmen, mobilyaların özelliklerini ve kalitesini içeren kullanma kılavuzu ve garanti belgesi” çoğu zaman tüketiciye verilmemektedir. Bu gibi hususlarda önce o ürüne ait kullanma kılavuzu istenmeli, kılavuzun verilmemesi durumunda mobilya dikkatli bir şekilde incelenerek satıcıdan mobilya ile ilgili tüm bilgiler edinilmelidir. Mobilyaların yapımında kullanılan malzemenin cinsi, birleştirme yerlerinin sağlam olması, cilasının düzgün olması da mobilya hakkında karar vermede önemli faktörlerdendir. Ayrıca satın alınması, düşünülen mobilyadaki döşemelik malzemenin zarar görmeyen, terletmeyen ve kolay temizlenen özellikte olması da önemli bir özelliktir. Alınan mobilyanın eve veya iş yerine nakliye masraflarının fiyata dahil olup olmadığı satın almadan önce öğrenilmelidir çünkü çoğu zaman şu sorunlarla karşılaşıyoruz, kişi katalogda mobilya için her şey dahil yazısını görüyor ve montaj ile nakliye masraflarının içinde olduğunu düşünerek ürünü tercih ediyor yada bazı firmalar nakliyenin dahil olmasına rağmen tüketicilere bu hizmeti sunmuyorlar. Kısacası, mobilya seçerken tüm bu özellikleri dikkate alarak kendinize ve kesenize uygun olanları tercih etmenizi şiddetle tavsiye ediyorum, değerli okuyucular bu haftaki konumuzun burada sonuna gelmiş bulunuyoruz, haftaya yeni konularla birlikte oluncaya dek hoşçakalın…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-3999807134386770442?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/3999807134386770442/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/11/mobilya-secerken-dikkat-edilmesi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/3999807134386770442'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/3999807134386770442'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/11/mobilya-secerken-dikkat-edilmesi.html' title='Mobilya seçerken dikkat edilmesi gereken püf noktaları'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SQ2jP1oCzVI/AAAAAAAABK4/N52UJ2-buLw/s72-c/akca_portre.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-8023166404978024374</id><published>2008-10-09T12:51:00.001-07:00</published><updated>2009-01-31T11:14:59.178-08:00</updated><title type='text'>Antre Mobilyası</title><content type='html'>Merhaba,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değerli okuyucular, bu haftaki konumuz herkesin evinde bulunan “antre mobilyası”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Antre mobilyası ne işe yarar, fonksiyonları, standart ölçüleri ve bir antre mobilyasında neler olmalıdır gibi konuları sizlere anlatmaya çalışacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk olarak kısaca antre mobilyasından bahsedeyim. Antre kelimesi Fransızcadan dilimize geçmiştir. Antre bir yapıya ya da konuta girmek için kullanılan odacık olarak tanımlanır. Antre mobilyası palto, pardösü, manto, şapka, ayakkabı, terlik vb. eşyalarla şemsiye, baston gibi araçları saklamamıza yarar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birazda antre mobilyasının fonksiyonlarından bahsedersek;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Dışarıdan getirilen çanta, paket vs. bırakma.&lt;br /&gt;2. Islak şemsiyeyi ve bastonu bırakma&lt;br /&gt;3. Şapka koyma&lt;br /&gt;4. Palto, ceket vs. asma&lt;br /&gt;5. Ayakkabı çıkarırken ve giyerken oturma&lt;br /&gt;6. Günlük ve yedek ayakkabılarla terlikleri saklama&lt;br /&gt;7. Fırça, ayakkabı çekeceği vs. saklama&lt;br /&gt;      8. Telefon sehpası ve oturma yeri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gibi işlevleri bize sağlayan mobilya olarak da adlandırabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son olarak antre mobilyasının standart ölçülerini vererek bu haftaki konumuzu da burada sonlandırmak istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Portmanto yüksekliği      : En Az 180cm&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Portmanto genişliği         : En Az 140-120cm&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dolap yüksekliği :           : 40-50cm&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayna boyu                       : 170cm&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oturma yeri yüksekliği   : 32-40cm&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Portmanto Derinliği        : En Az 32-35cm&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şapkalık yeri genişliği    : En Az 18cm&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Askı elamanları arası     : En Az 10-15cm&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftaya yeni konularla birlikte oluncaya dek hoşçakalın…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-8023166404978024374?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/8023166404978024374/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/10/antre-mobilyas.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/8023166404978024374'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/8023166404978024374'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/10/antre-mobilyas.html' title='Antre Mobilyası'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-1331642381025403656</id><published>2008-10-09T12:38:00.000-07:00</published><updated>2009-01-31T11:14:59.180-08:00</updated><title type='text'>Küçük banyolara çözüm önerileri</title><content type='html'>Merhaba,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değerli okuyucular, bu hafta sizlere banyolarla ilgili bir konu hazırladım, çünkü bundan önce hiç banyolarla ilgili bir şeyden bahsetmediğim için bu konuya değiniyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hafta sizlere küçük mekânlardaki banyoların çözüm önerilerinden bahsedeceğim. Lavabonuzu bir depolama ünitesinin üzerine yerleştirerek alandan tasarruf edebilirsiniz. Eğer banyonuz çok dar ise banyo tezgahı yerine ayaklı lavabo kullanmanız daha uygun olacaktır. Banyo mobilyası seçerken yuvarlak hatlı modelleri tercih edin. Yuvarlatılmış köşeler dar alanlar için rahatça hareket etmenize yarar sağlar. Şunu unutmayalım her evin banyosunda küvet olacak diye bir şey söz konusu değildir, bunun yanı sıra banyoda duş mu yoksa küvet mi kullanacağınıza karar verin. Duş sistemi daha az yer kaplar ve görüntü olarak da mekanı olduğundan büyük gösterir. Duvara monte edilen köşeli tuvalet sistemleri ve lavabolar, ayaklı modellere nazaran yerde daha fazla tasarruf etmenizi sağlayacaktır. Fakat böyle bir durumda duvarın bu ağırlığı taşıyabileceğinden emin olmalısınız. Yine farklı bir şekilde tuvaletlerden alan kazanmak istiyorsanız, duvar içi rezervuar sistemini kullanmanızı tavsiye ederim. Gömme dolap sistemleri, banyo malzemeleriniz için depolama işlevini büyük ölçüde görecektir. Eğer mekânda başka yer varsa çamaşır makinenizi banyoda tutmanızı tavsiye etmiyorum. Banyo ve tuvaletlerde doğala yakın bir tonda ışık veren ve ayarlanabilen aydınlatmalar kullanın, böyle yaparak daha aydınlık ve ferah bir ortama sahip olursunuz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değerli okuyucular, bu konuyu da burada sonlandırıyorum haftaya yeni yazı ve konularla birlikte oluncaya kadar hoşçakalın…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-1331642381025403656?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/1331642381025403656/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/10/kucuk-banyolara-cozum-onerileri.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/1331642381025403656'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/1331642381025403656'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/10/kucuk-banyolara-cozum-onerileri.html' title='Küçük banyolara çözüm önerileri'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-3626514219300476207</id><published>2008-09-08T01:29:00.000-07:00</published><updated>2009-01-31T11:14:59.182-08:00</updated><title type='text'>Autocad de line komutunu eşit parçalara bölme</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTiqqg7N6I/AAAAAAAAAwY/NnQ5m9CMh-c/s1600-h/5.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTiqqg7N6I/AAAAAAAAAwY/NnQ5m9CMh-c/s400/5.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243565088760870818" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTionh1rwI/AAAAAAAAAwQ/34Pc1sgsCQ8/s1600-h/4.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTionh1rwI/AAAAAAAAAwQ/34Pc1sgsCQ8/s400/4.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243565053599657730" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTimdTmUdI/AAAAAAAAAwI/MuzS9ZZEgew/s1600-h/3.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTimdTmUdI/AAAAAAAAAwI/MuzS9ZZEgew/s400/3.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243565016495837650" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTij3-neaI/AAAAAAAAAwA/1a4d0C-1Gls/s1600-h/2.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTij3-neaI/AAAAAAAAAwA/1a4d0C-1Gls/s400/2.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243564972115982754" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTihYG-CwI/AAAAAAAAAv4/jKr97awhiA0/s1600-h/1.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTihYG-CwI/AAAAAAAAAv4/jKr97awhiA0/s400/1.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243564929201343234" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-3626514219300476207?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/3626514219300476207/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/09/autocad-de-line-komutunu-esit-parcalara.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/3626514219300476207'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/3626514219300476207'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/09/autocad-de-line-komutunu-esit-parcalara.html' title='Autocad de line komutunu eşit parçalara bölme'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTiqqg7N6I/AAAAAAAAAwY/NnQ5m9CMh-c/s72-c/5.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-6142437789083110895</id><published>2008-09-08T01:10:00.000-07:00</published><updated>2009-01-31T11:14:59.183-08:00</updated><title type='text'>Autocad 2006 ve öncesi için material atama ve render alma</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTiNwRkLPI/AAAAAAAAAvw/vYls1S__QhQ/s1600-h/12.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTiNwRkLPI/AAAAAAAAAvw/vYls1S__QhQ/s400/12.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243564592090852594" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTeUg-FvTI/AAAAAAAAAvo/b7IAr1ab5og/s1600-h/11.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTeUg-FvTI/AAAAAAAAAvo/b7IAr1ab5og/s400/11.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243560310195207474" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTeST7EfTI/AAAAAAAAAvg/x8YAhxgYLpY/s1600-h/10.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTeST7EfTI/AAAAAAAAAvg/x8YAhxgYLpY/s400/10.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243560272333143346" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTeQVrRTfI/AAAAAAAAAvY/EQpHOaYYMkQ/s1600-h/9.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTeQVrRTfI/AAAAAAAAAvY/EQpHOaYYMkQ/s400/9.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243560238444006898" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTeNy0ULeI/AAAAAAAAAvQ/mzDA65KHHqA/s1600-h/8.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTeNy0ULeI/AAAAAAAAAvQ/mzDA65KHHqA/s400/8.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243560194726964706" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTeLmgZGVI/AAAAAAAAAvI/GHImzsNi83g/s1600-h/7.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTeLmgZGVI/AAAAAAAAAvI/GHImzsNi83g/s400/7.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243560157062437202" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTeIvSBARI/AAAAAAAAAvA/bXOAmsTvY3I/s1600-h/6.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTeIvSBARI/AAAAAAAAAvA/bXOAmsTvY3I/s400/6.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243560107878449426" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTeGaCce5I/AAAAAAAAAu4/zEapMrCKQC4/s1600-h/5.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTeGaCce5I/AAAAAAAAAu4/zEapMrCKQC4/s400/5.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243560067816258450" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTeD0Y5isI/AAAAAAAAAuw/XzjPGiE5Rf4/s1600-h/4.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTeD0Y5isI/AAAAAAAAAuw/XzjPGiE5Rf4/s400/4.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243560023350151874" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTeAxdhGUI/AAAAAAAAAuo/0P-liFDwUPk/s1600-h/3.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTeAxdhGUI/AAAAAAAAAuo/0P-liFDwUPk/s400/3.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243559971024607554" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTd_Dgz1UI/AAAAAAAAAug/RWWF6fQoCdw/s1600-h/2.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTd_Dgz1UI/AAAAAAAAAug/RWWF6fQoCdw/s400/2.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243559941510518082" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTd8V8Cn8I/AAAAAAAAAuY/j6NJrQZALiY/s1600-h/1.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTd8V8Cn8I/AAAAAAAAAuY/j6NJrQZALiY/s400/1.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243559894916964290" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-6142437789083110895?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/6142437789083110895/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/09/autocad-2006-ve-oncesi-icin-material.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/6142437789083110895'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/6142437789083110895'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/09/autocad-2006-ve-oncesi-icin-material.html' title='Autocad 2006 ve öncesi için material atama ve render alma'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTiNwRkLPI/AAAAAAAAAvw/vYls1S__QhQ/s72-c/12.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-1812495540904952041</id><published>2008-09-08T01:05:00.000-07:00</published><updated>2009-01-31T11:14:59.183-08:00</updated><title type='text'>3 ds maxte yıldız yapımı</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTdY5tWUYI/AAAAAAAAAuQ/0T04dTlmIU0/s1600-h/13.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTdY5tWUYI/AAAAAAAAAuQ/0T04dTlmIU0/s400/13.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243559286043726210" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTdVQgKp0I/AAAAAAAAAuI/c81hD5tH3Xo/s1600-h/12.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTdVQgKp0I/AAAAAAAAAuI/c81hD5tH3Xo/s400/12.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243559223442974530" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTdS-A0JGI/AAAAAAAAAuA/gy8fG-7MNZA/s1600-h/11.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTdS-A0JGI/AAAAAAAAAuA/gy8fG-7MNZA/s400/11.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243559184119899234" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTdQh4agKI/AAAAAAAAAt4/Faa5KWCApns/s1600-h/10.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTdQh4agKI/AAAAAAAAAt4/Faa5KWCApns/s400/10.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243559142208733346" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTdOV169jI/AAAAAAAAAtw/zKCiXhRQvss/s1600-h/9.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTdOV169jI/AAAAAAAAAtw/zKCiXhRQvss/s400/9.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243559104617313842" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTdL1SljOI/AAAAAAAAAto/jVVloAfCbQY/s1600-h/8.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTdL1SljOI/AAAAAAAAAto/jVVloAfCbQY/s400/8.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243559061519437026" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTdJdHhAmI/AAAAAAAAAtg/pwRNDBCL2JA/s1600-h/7.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTdJdHhAmI/AAAAAAAAAtg/pwRNDBCL2JA/s400/7.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243559020670812770" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTdHJecxrI/AAAAAAAAAtY/FNfAptQPzGU/s1600-h/6.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTdHJecxrI/AAAAAAAAAtY/FNfAptQPzGU/s400/6.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243558981038556850" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTdFFRIChI/AAAAAAAAAtQ/CCmQ_L908rw/s1600-h/5.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTdFFRIChI/AAAAAAAAAtQ/CCmQ_L908rw/s400/5.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243558945549191698" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTdCYxKNMI/AAAAAAAAAtI/7FlNpRQb5Zw/s1600-h/4.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTdCYxKNMI/AAAAAAAAAtI/7FlNpRQb5Zw/s400/4.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243558899244217538" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTc-pvjCfI/AAAAAAAAAtA/8Q3_ewlS9K8/s1600-h/3.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTc-pvjCfI/AAAAAAAAAtA/8Q3_ewlS9K8/s400/3.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243558835081382386" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTc8MjAjGI/AAAAAAAAAs4/3CxcCthRgqQ/s1600-h/2.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTc8MjAjGI/AAAAAAAAAs4/3CxcCthRgqQ/s400/2.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243558792884423778" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTc5ZN9dAI/AAAAAAAAAsw/hqymrETlcp0/s1600-h/1.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTc5ZN9dAI/AAAAAAAAAsw/hqymrETlcp0/s400/1.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243558744746193922" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-1812495540904952041?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/1812495540904952041/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/09/3-ds-maxte-yldz-yapm.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/1812495540904952041'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/1812495540904952041'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/09/3-ds-maxte-yldz-yapm.html' title='3 ds maxte yıldız yapımı'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTdY5tWUYI/AAAAAAAAAuQ/0T04dTlmIU0/s72-c/13.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-3088892037785414577</id><published>2008-09-08T01:03:00.000-07:00</published><updated>2009-01-31T11:14:59.183-08:00</updated><title type='text'>Autocadde çizilmiş olan cismin resmini almak</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTck0pUsSI/AAAAAAAAAso/gZ_v4aBnUkM/s1600-h/4.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTck0pUsSI/AAAAAAAAAso/gZ_v4aBnUkM/s400/4.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243558391331467554" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTciP8wfPI/AAAAAAAAAsg/B9FFoD20AUw/s1600-h/3.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTciP8wfPI/AAAAAAAAAsg/B9FFoD20AUw/s400/3.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243558347121130738" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTcfgKSD3I/AAAAAAAAAsY/Fs_e25e4oiw/s1600-h/2.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTcfgKSD3I/AAAAAAAAAsY/Fs_e25e4oiw/s400/2.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243558299933216626" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTccEPx9_I/AAAAAAAAAsQ/oYb9ECpWDDo/s1600-h/1.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTccEPx9_I/AAAAAAAAAsQ/oYb9ECpWDDo/s400/1.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243558240900478962" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-3088892037785414577?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/3088892037785414577/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/09/autocadde-cizilmis-olan-cismin-resmini.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/3088892037785414577'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/3088892037785414577'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/09/autocadde-cizilmis-olan-cismin-resmini.html' title='Autocadde çizilmiş olan cismin resmini almak'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTck0pUsSI/AAAAAAAAAso/gZ_v4aBnUkM/s72-c/4.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-632449921313966790</id><published>2008-09-08T01:00:00.000-07:00</published><updated>2009-01-31T11:14:59.183-08:00</updated><title type='text'>3 ds max Vray de cisime kaplama atama</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTb63JPirI/AAAAAAAAAsI/CHAcmeYI1IM/s1600-h/6.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTb63JPirI/AAAAAAAAAsI/CHAcmeYI1IM/s400/6.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243557670447712946" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTb4tJb3jI/AAAAAAAAAsA/nLkklGgBowA/s1600-h/5.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTb4tJb3jI/AAAAAAAAAsA/nLkklGgBowA/s400/5.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243557633404427826" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTb2Xz1S8I/AAAAAAAAAr4/Hgk9lcPBhD4/s1600-h/4.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTb2Xz1S8I/AAAAAAAAAr4/Hgk9lcPBhD4/s400/4.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243557593316936642" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTbzwlVVbI/AAAAAAAAArw/kgFkCOeO7LI/s1600-h/3.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTbzwlVVbI/AAAAAAAAArw/kgFkCOeO7LI/s400/3.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243557548427400626" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTbxWJPMXI/AAAAAAAAAro/IdqxPkzlMF4/s1600-h/2.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTbxWJPMXI/AAAAAAAAAro/IdqxPkzlMF4/s400/2.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243557506970497394" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTbuZuY7qI/AAAAAAAAArg/4N9qK0T8mTU/s1600-h/1.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTbuZuY7qI/AAAAAAAAArg/4N9qK0T8mTU/s400/1.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243557456392023714" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-632449921313966790?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/632449921313966790/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/09/3-ds-max-vray-de-cisime-kaplama-atama.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/632449921313966790'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/632449921313966790'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/09/3-ds-max-vray-de-cisime-kaplama-atama.html' title='3 ds max Vray de cisime kaplama atama'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SMTb63JPirI/AAAAAAAAAsI/CHAcmeYI1IM/s72-c/6.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-4924692661153025980</id><published>2008-09-08T00:35:00.000-07:00</published><updated>2009-01-31T11:14:59.184-08:00</updated><title type='text'>İDEAL EV ORTAMININ İPUÇLARI</title><content type='html'>Evinizde sağlıklı bir ortam yaratmak için;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SICAKLIK:     &lt;br /&gt;Eviniz sizi dış ortamdaki ısı değişiklilerinden korumalıdır. Yalıtım yapılmış evler daha korunaklıdır. Evde ideal ortam ısısı 20-21 derece olmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NEM:      &lt;br /&gt;Evinizin nemli olması romatizma, soğuk algınlığı ve bronşit gibi hastalıklara davetiye çıkarır. Ayrıca duvarlara yapışan nem, evinizde bakterilerin üremesine de neden olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AYDINLATMA:      &lt;br /&gt;En ideal aydınlatma tabiki de gün ışığından maksimum derecede yararlanmaktır. Gün ışığı bakterileri öldürürken, vücudumuzda D vitamini oluşmasını da sağlar. Açık renklerde boyanmış mekanlar, az eşya kullanımı ve camların temiz olması da etkili olmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HAVALANDIRMA: &lt;br /&gt;Sağlıklı bir ortam için hava kalitesi de son derece önemlidir. Çöpleri kapalı kaplarda tutmak, kirli çamaşırları temizlemek, kötü koku kaynaklarını gidermek evinizdeki havanın kalitesini artırır. Evi temizlerken kalkan tozlar havada 4 saatten fazla kalmaktadırlar. Bu yüzden evler düzenli temizlenmeli ve sık sık havalandırılmalıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GÜRÜLTÜ:        &lt;br /&gt;Dairenizde ses yalıtımı yaptırmak ve çift cam kullanmak sesi azaltır. Sesi yansıtan mermer, taş, cam gibi yüzeyler yerine halı, perde gibi sesi tutan yumuşak yüzeyler kullanmak rahat ve sessiz bir ortam sağlamaktadır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-4924692661153025980?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/4924692661153025980/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/09/ideal-ev-ortaminin-ipuclari.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/4924692661153025980'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/4924692661153025980'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/09/ideal-ev-ortaminin-ipuclari.html' title='İDEAL EV ORTAMININ İPUÇLARI'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-8322970324275864755</id><published>2008-08-24T10:05:00.000-07:00</published><updated>2009-01-31T11:14:59.186-08:00</updated><title type='text'>3 ds maxte basit vazo yapımı</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SLGWl6YETLI/AAAAAAAAArY/sz3fqpBQsU8/s1600-h/6.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SLGWl6YETLI/AAAAAAAAArY/sz3fqpBQsU8/s400/6.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5238133419678125234" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SLGWiPQVfTI/AAAAAAAAArQ/qDusHVCOlqQ/s1600-h/5.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SLGWiPQVfTI/AAAAAAAAArQ/qDusHVCOlqQ/s400/5.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5238133356563365170" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SLGWe_JjKAI/AAAAAAAAArI/tdw-8653CyM/s1600-h/4.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SLGWe_JjKAI/AAAAAAAAArI/tdw-8653CyM/s400/4.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5238133300700325890" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SLGWbXAyqgI/AAAAAAAAArA/L8RIJwW4N84/s1600-h/3.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SLGWbXAyqgI/AAAAAAAAArA/L8RIJwW4N84/s400/3.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5238133238386567682" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SLGWXwLrMaI/AAAAAAAAAq4/sOQAxGm-m2c/s1600-h/2.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SLGWXwLrMaI/AAAAAAAAAq4/sOQAxGm-m2c/s400/2.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5238133176423625122" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SLGWTraDM8I/AAAAAAAAAqw/8MlQWr8Fs9U/s1600-h/1.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SLGWTraDM8I/AAAAAAAAAqw/8MlQWr8Fs9U/s400/1.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5238133106422264770" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-8322970324275864755?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/8322970324275864755/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/08/3-ds-maxte-basit-vazo-yapm.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/8322970324275864755'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/8322970324275864755'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/08/3-ds-maxte-basit-vazo-yapm.html' title='3 ds maxte basit vazo yapımı'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SLGWl6YETLI/AAAAAAAAArY/sz3fqpBQsU8/s72-c/6.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-5459377489584289943</id><published>2008-08-24T09:54:00.000-07:00</published><updated>2009-01-31T11:14:59.186-08:00</updated><title type='text'>3 ds maxte armut yapımı</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SLGT2NfVz0I/AAAAAAAAAqo/N0Y8imGz8qQ/s1600-h/8.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SLGT2NfVz0I/AAAAAAAAAqo/N0Y8imGz8qQ/s400/8.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5238130401151930178" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SLGTzVktqVI/AAAAAAAAAqg/MGju1XJ2GyU/s1600-h/7.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SLGTzVktqVI/AAAAAAAAAqg/MGju1XJ2GyU/s400/7.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5238130351782340946" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SLGTwb2gQpI/AAAAAAAAAqY/hSL5F5V1f1Y/s1600-h/6.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SLGTwb2gQpI/AAAAAAAAAqY/hSL5F5V1f1Y/s400/6.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5238130301927965330" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SLGTtoe_6nI/AAAAAAAAAqQ/YQi2ynpOelo/s1600-h/5.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SLGTtoe_6nI/AAAAAAAAAqQ/YQi2ynpOelo/s400/5.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5238130253779430002" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SLGTp6OaLmI/AAAAAAAAAqI/Es3tJQHskyE/s1600-h/4.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SLGTp6OaLmI/AAAAAAAAAqI/Es3tJQHskyE/s400/4.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5238130189822209634" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SLGTm0u3tSI/AAAAAAAAAqA/VY2gLhTRTOg/s1600-h/3.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SLGTm0u3tSI/AAAAAAAAAqA/VY2gLhTRTOg/s400/3.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5238130136808142114" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SLGTje5n7BI/AAAAAAAAAp4/QFikFs4X7T8/s1600-h/2.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SLGTje5n7BI/AAAAAAAAAp4/QFikFs4X7T8/s400/2.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5238130079408057362" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SLGTfJnrvDI/AAAAAAAAApw/nQdUhXMOWh4/s1600-h/1.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SLGTfJnrvDI/AAAAAAAAApw/nQdUhXMOWh4/s400/1.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5238130004976188466" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-5459377489584289943?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/5459377489584289943/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/08/3-ds-maxte-armut-yapm.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/5459377489584289943'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/5459377489584289943'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/08/3-ds-maxte-armut-yapm.html' title='3 ds maxte armut yapımı'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SLGT2NfVz0I/AAAAAAAAAqo/N0Y8imGz8qQ/s72-c/8.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-5994414665118449926</id><published>2008-08-24T09:45:00.000-07:00</published><updated>2009-01-31T11:14:59.187-08:00</updated><title type='text'>3 ds maxte gerçek görünümlü bulut yapımı</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SLGRwjkgFSI/AAAAAAAAApo/xJ-UkAjixj4/s1600-h/8.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SLGRwjkgFSI/AAAAAAAAApo/xJ-UkAjixj4/s400/8.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5238128104976684322" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SLGRt5xbEII/AAAAAAAAApg/h2nNiRSvFo4/s1600-h/7.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SLGRt5xbEII/AAAAAAAAApg/h2nNiRSvFo4/s400/7.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5238128059396853890" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SLGRo3P62hI/AAAAAAAAApY/2vzLWusfPCY/s1600-h/6.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SLGRo3P62hI/AAAAAAAAApY/2vzLWusfPCY/s400/6.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5238127972820113938" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SLGRmA_wZrI/AAAAAAAAApQ/1QzVaml4JcE/s1600-h/5.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SLGRmA_wZrI/AAAAAAAAApQ/1QzVaml4JcE/s400/5.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5238127923897067186" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SLGRiDYkEgI/AAAAAAAAApI/lMk3584kNXg/s1600-h/4.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SLGRiDYkEgI/AAAAAAAAApI/lMk3584kNXg/s400/4.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5238127855818510850" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SLGRdnt-g0I/AAAAAAAAApA/PDwkq3OpGTE/s1600-h/3.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SLGRdnt-g0I/AAAAAAAAApA/PDwkq3OpGTE/s400/3.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5238127779672654658" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SLGRa9eZkXI/AAAAAAAAAo4/Kl4xCEpRiQg/s1600-h/2.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SLGRa9eZkXI/AAAAAAAAAo4/Kl4xCEpRiQg/s400/2.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5238127733973291378" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SLGRWVPCbXI/AAAAAAAAAow/b5yn3EMVbUQ/s1600-h/1.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SLGRWVPCbXI/AAAAAAAAAow/b5yn3EMVbUQ/s400/1.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5238127654451965298" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-5994414665118449926?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/5994414665118449926/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/08/3-ds-maxte-gercek-gorunumlu-bulut-yapm.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/5994414665118449926'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/5994414665118449926'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/08/3-ds-maxte-gercek-gorunumlu-bulut-yapm.html' title='3 ds maxte gerçek görünümlü bulut yapımı'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SLGRwjkgFSI/AAAAAAAAApo/xJ-UkAjixj4/s72-c/8.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-799650524309524454</id><published>2008-08-24T09:38:00.000-07:00</published><updated>2009-01-31T11:14:59.187-08:00</updated><title type='text'>3 ds maxte vray ile buzlu cam yapımı</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SLGPw6mHQZI/AAAAAAAAAoo/anT1Uq7Q_9g/s1600-h/3.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SLGPw6mHQZI/AAAAAAAAAoo/anT1Uq7Q_9g/s400/3.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5238125912134205842" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SLGPsz8pvEI/AAAAAAAAAog/FhTInbezf6w/s1600-h/2.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SLGPsz8pvEI/AAAAAAAAAog/FhTInbezf6w/s400/2.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5238125841630215234" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SLGPpNH5a4I/AAAAAAAAAoY/6W8Dphn7e0M/s1600-h/1.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SLGPpNH5a4I/AAAAAAAAAoY/6W8Dphn7e0M/s400/1.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5238125779668790146" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-799650524309524454?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/799650524309524454/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/08/3-ds-maxte-vray-ile-buzlu-cam-yapm.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/799650524309524454'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/799650524309524454'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/08/3-ds-maxte-vray-ile-buzlu-cam-yapm.html' title='3 ds maxte vray ile buzlu cam yapımı'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SLGPw6mHQZI/AAAAAAAAAoo/anT1Uq7Q_9g/s72-c/3.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-5236671848728718665</id><published>2008-08-23T05:09:00.000-07:00</published><updated>2009-01-31T11:14:59.187-08:00</updated><title type='text'>Array komutu (Polar) anlatım</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SK__uGthfkI/AAAAAAAAAoQ/pyArIP832_M/s1600-h/6.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SK__uGthfkI/AAAAAAAAAoQ/pyArIP832_M/s400/6.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5237686059195792962" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SK__rA6575I/AAAAAAAAAoI/4RxGgcZ7zXk/s1600-h/5.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SK__rA6575I/AAAAAAAAAoI/4RxGgcZ7zXk/s400/5.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5237686006101700498" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SK__oaxXnEI/AAAAAAAAAoA/tscKgx-cggo/s1600-h/4.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SK__oaxXnEI/AAAAAAAAAoA/tscKgx-cggo/s400/4.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5237685961501416514" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SK__lfZxofI/AAAAAAAAAn4/fcSB6xs42DQ/s1600-h/3.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SK__lfZxofI/AAAAAAAAAn4/fcSB6xs42DQ/s400/3.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5237685911205028338" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SK__h4pn_nI/AAAAAAAAAnw/5yRlFjjpwI0/s1600-h/2.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SK__h4pn_nI/AAAAAAAAAnw/5yRlFjjpwI0/s400/2.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5237685849262915186" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SK__eePjr-I/AAAAAAAAAno/lhGpasUxHzQ/s1600-h/1.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SK__eePjr-I/AAAAAAAAAno/lhGpasUxHzQ/s400/1.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5237685790634651618" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-5236671848728718665?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/5236671848728718665/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/08/array-komutu-polar-anlatm.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/5236671848728718665'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/5236671848728718665'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/08/array-komutu-polar-anlatm.html' title='Array komutu (Polar) anlatım'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SK__uGthfkI/AAAAAAAAAoQ/pyArIP832_M/s72-c/6.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-5053386963673552059</id><published>2008-08-23T05:00:00.000-07:00</published><updated>2009-01-31T11:14:59.188-08:00</updated><title type='text'>Array komutu (Rectangular) anlatım</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SK_9ileQbwI/AAAAAAAAAng/_2vnX_d1f24/s1600-h/5.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SK_9ileQbwI/AAAAAAAAAng/_2vnX_d1f24/s400/5.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5237683662271573762" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SK_9e0O6UHI/AAAAAAAAAnY/VpOpmyNbsJw/s1600-h/4.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SK_9e0O6UHI/AAAAAAAAAnY/VpOpmyNbsJw/s400/4.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5237683597514264690" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SK_9a9LAq3I/AAAAAAAAAnQ/NHfyt-1ARu8/s1600-h/3.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SK_9a9LAq3I/AAAAAAAAAnQ/NHfyt-1ARu8/s400/3.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5237683531194346354" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SK_9XrGeIgI/AAAAAAAAAnI/cykiG7BUXBw/s1600-h/2.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SK_9XrGeIgI/AAAAAAAAAnI/cykiG7BUXBw/s400/2.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5237683474803859970" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SK_9UHWaaSI/AAAAAAAAAnA/pcNm8CAmQEA/s1600-h/1.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SK_9UHWaaSI/AAAAAAAAAnA/pcNm8CAmQEA/s400/1.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5237683413667440930" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-5053386963673552059?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/5053386963673552059/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/08/array-komutu-rectangular-anlatm.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/5053386963673552059'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/5053386963673552059'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/08/array-komutu-rectangular-anlatm.html' title='Array komutu (Rectangular) anlatım'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SK_9ileQbwI/AAAAAAAAAng/_2vnX_d1f24/s72-c/5.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-5411672875192368608</id><published>2008-08-23T04:13:00.000-07:00</published><updated>2009-01-31T11:14:59.188-08:00</updated><title type='text'>Autocad de automatic save ve şifreleme tekniği anlatım</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SK_xW_Wez9I/AAAAAAAAAm4/JnfLzDTBGNw/s1600-h/6.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SK_xW_Wez9I/AAAAAAAAAm4/JnfLzDTBGNw/s400/6.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5237670268920319954" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SK_xTwNrXzI/AAAAAAAAAmw/LWWODNA6qWQ/s1600-h/5.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SK_xTwNrXzI/AAAAAAAAAmw/LWWODNA6qWQ/s400/5.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5237670213317254962" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SK_xREai5NI/AAAAAAAAAmo/9SVcSGOosbk/s1600-h/4.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SK_xREai5NI/AAAAAAAAAmo/9SVcSGOosbk/s400/4.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5237670167200326866" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SK_xOcXd5jI/AAAAAAAAAmg/AhCurmxfdt4/s1600-h/3.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SK_xOcXd5jI/AAAAAAAAAmg/AhCurmxfdt4/s400/3.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5237670122090260018" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SK_xLFPfbiI/AAAAAAAAAmY/lcXMPolaVbc/s1600-h/2.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SK_xLFPfbiI/AAAAAAAAAmY/lcXMPolaVbc/s400/2.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5237670064343182882" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SK_xHo2mlrI/AAAAAAAAAmQ/spZo0HPtGl4/s1600-h/1.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SK_xHo2mlrI/AAAAAAAAAmQ/spZo0HPtGl4/s400/1.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5237670005182994098" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-5411672875192368608?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/5411672875192368608/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/08/autocad-de-automatic-save-ve-sifreleme.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/5411672875192368608'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/5411672875192368608'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/08/autocad-de-automatic-save-ve-sifreleme.html' title='Autocad de automatic save ve şifreleme tekniği anlatım'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SK_xW_Wez9I/AAAAAAAAAm4/JnfLzDTBGNw/s72-c/6.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-7298106328035335019</id><published>2008-08-23T03:21:00.000-07:00</published><updated>2009-01-31T11:14:59.188-08:00</updated><title type='text'>Kara kalem çalışmalarım</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SK_lKjj_YVI/AAAAAAAAAmI/a5hs2WpsLHo/s1600-h/mutfak_taslak_%C3%A7izimi_2.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SK_lKjj_YVI/AAAAAAAAAmI/a5hs2WpsLHo/s400/mutfak_taslak_%C3%A7izimi_2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5237656861162824018" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SK_lGgHfxqI/AAAAAAAAAmA/ufxtOhFXkfU/s1600-h/Sema_k%C3%B6ro%C4%9Flu_siyah_mutfak_taslak_%C3%A7izimi.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SK_lGgHfxqI/AAAAAAAAAmA/ufxtOhFXkfU/s400/Sema_k%C3%B6ro%C4%9Flu_siyah_mutfak_taslak_%C3%A7izimi.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5237656791518529186" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SK_lBqsWSkI/AAAAAAAAAl4/6Dc_DMq9JYU/s1600-h/RedBath_banyo_taslak.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SK_lBqsWSkI/AAAAAAAAAl4/6Dc_DMq9JYU/s400/RedBath_banyo_taslak.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5237656708458105410" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SK_k9h4sRQI/AAAAAAAAAlw/_rOU0n56lSM/s1600-h/Mutfak_taslak_mehmet.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SK_k9h4sRQI/AAAAAAAAAlw/_rOU0n56lSM/s400/Mutfak_taslak_mehmet.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5237656637374481666" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SK_k4_eczXI/AAAAAAAAAlo/znIZqTZPzqk/s1600-h/modernize_koltuk_taslak.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SK_k4_eczXI/AAAAAAAAAlo/znIZqTZPzqk/s400/modernize_koltuk_taslak.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5237656559418133874" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-7298106328035335019?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/7298106328035335019/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/08/kara-kalem-calsmalarm.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/7298106328035335019'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/7298106328035335019'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/08/kara-kalem-calsmalarm.html' title='Kara kalem çalışmalarım'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SK_lKjj_YVI/AAAAAAAAAmI/a5hs2WpsLHo/s72-c/mutfak_taslak_%C3%A7izimi_2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-8051600859989452553</id><published>2008-08-23T03:07:00.000-07:00</published><updated>2009-01-31T11:14:59.188-08:00</updated><title type='text'>3 ds maxte kamerada fluğ tekniği yapımı</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SK_jYdZu5aI/AAAAAAAAAlg/mEbGX_R6hOg/s1600-h/9.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SK_jYdZu5aI/AAAAAAAAAlg/mEbGX_R6hOg/s400/9.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5237654901004101026" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SK_jUSHN8gI/AAAAAAAAAlY/fVjwCIybvLw/s1600-h/8.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SK_jUSHN8gI/AAAAAAAAAlY/fVjwCIybvLw/s400/8.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5237654829254177282" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SK_jREPH5tI/AAAAAAAAAlQ/rJdeDi7UyT8/s1600-h/7.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SK_jREPH5tI/AAAAAAAAAlQ/rJdeDi7UyT8/s400/7.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5237654773989631698" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SK_jOJ1QIzI/AAAAAAAAAlI/3YKF0gdUs9c/s1600-h/6.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SK_jOJ1QIzI/AAAAAAAAAlI/3YKF0gdUs9c/s400/6.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5237654723952124722" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SK_jLiFrDeI/AAAAAAAAAlA/CAWi0ekmwnA/s1600-h/5.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SK_jLiFrDeI/AAAAAAAAAlA/CAWi0ekmwnA/s400/5.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5237654678923840994" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SK_jGtwNPbI/AAAAAAAAAk4/JSvtxlenvE0/s1600-h/4.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SK_jGtwNPbI/AAAAAAAAAk4/JSvtxlenvE0/s400/4.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5237654596155686322" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SK_jBEJxNfI/AAAAAAAAAkw/SWzL6QlYZ5s/s1600-h/3.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SK_jBEJxNfI/AAAAAAAAAkw/SWzL6QlYZ5s/s400/3.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5237654499089266162" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SK_i-cSPxPI/AAAAAAAAAko/KgJPzbxOeFg/s1600-h/2.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SK_i-cSPxPI/AAAAAAAAAko/KgJPzbxOeFg/s400/2.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5237654454027666674" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SK_i69H5THI/AAAAAAAAAkg/6DdtjOn57J4/s1600-h/1.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SK_i69H5THI/AAAAAAAAAkg/6DdtjOn57J4/s400/1.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5237654394123144306" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-8051600859989452553?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/8051600859989452553/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/08/3-ds-maxte-kamerada-flug-teknigi-yapm.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/8051600859989452553'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/8051600859989452553'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/08/3-ds-maxte-kamerada-flug-teknigi-yapm.html' title='3 ds maxte kamerada fluğ tekniği yapımı'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SK_jYdZu5aI/AAAAAAAAAlg/mEbGX_R6hOg/s72-c/9.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-7525586713928400291</id><published>2008-08-16T03:32:00.000-07:00</published><updated>2009-01-31T11:14:59.189-08:00</updated><title type='text'>Sanalkurs Ağustos Sayısı</title><content type='html'>Sanalkurs.net dergisinin ağustos sayısında yeni makalemle sizlerleyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşağıdaki linkten görebilirsiniz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;www.sanalkurs.net&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SKatbKaLEAI/AAAAAAAAAjk/WTAandBGwuM/s1600-h/sanalkurs6+kapak+a%C4%9Fustos.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SKatbKaLEAI/AAAAAAAAAjk/WTAandBGwuM/s400/sanalkurs6+kapak+a%C4%9Fustos.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5235062299026984962" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SKatWN7n46I/AAAAAAAAAjc/mWXFDHAkiFk/s1600-h/sanalkurs6+ak%C3%A7a.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SKatWN7n46I/AAAAAAAAAjc/mWXFDHAkiFk/s400/sanalkurs6+ak%C3%A7a.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5235062214073246626" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SKatPj72mCI/AAAAAAAAAjU/XNsIxYU_zqM/s1600-h/sanalkurs6+ak%C3%A7a2.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SKatPj72mCI/AAAAAAAAAjU/XNsIxYU_zqM/s400/sanalkurs6+ak%C3%A7a2.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5235062099720706082" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-7525586713928400291?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/7525586713928400291/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/08/sanalkurs-agustos-says.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/7525586713928400291'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/7525586713928400291'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/08/sanalkurs-agustos-says.html' title='Sanalkurs Ağustos Sayısı'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SKatbKaLEAI/AAAAAAAAAjk/WTAandBGwuM/s72-c/sanalkurs6+kapak+a%C4%9Fustos.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-1799158534753223079</id><published>2008-08-05T01:31:00.000-07:00</published><updated>2009-01-31T11:14:59.189-08:00</updated><title type='text'>Digital Arts Dergisi'nin 15. Sayısı Ağustos/Eylül Çıktı!!</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SJgQqHO0fNI/AAAAAAAAAjM/yCPaX9A9sro/s1600-h/kapak.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SJgQqHO0fNI/AAAAAAAAAjM/yCPaX9A9sro/s400/kapak.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5230949282872589522" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dijital arts yeni sayısı bayilerde buradan sayın yayın yönetmeni ceyhun beye teşekkürlerimi iletmek istiyorum çünkü derginin yeni sayısında tasarımlarıma yer vermişler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dergiye aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.digitalarts.com.tr/dergi.html&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-1799158534753223079?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/1799158534753223079/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/08/digital-arts-dergisi-15-says.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/1799158534753223079'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/1799158534753223079'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/08/digital-arts-dergisi-15-says.html' title='Digital Arts Dergisi&amp;#39;nin 15. Sayısı Ağustos/Eylül Çıktı!!'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SJgQqHO0fNI/AAAAAAAAAjM/yCPaX9A9sro/s72-c/kapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-2285945927162986345</id><published>2008-07-28T12:15:00.000-07:00</published><updated>2009-01-31T11:14:59.189-08:00</updated><title type='text'>Renkli orta sehpa</title><content type='html'>Tekerlekli ve renkli sehpa İzmirde ilhami EREN adlı bir şahsa özel olarak yapılmıştır. Tasarımın renk seçenekleri tamamen kişiye aittir. Tüm hakları İlhami EREN'e aittir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SI4a5aMy5II/AAAAAAAAAjE/tb428rYk4J8/s1600-h/Sehpa+yeni+%C3%A7al%C4%B1%C5%9Fma+new.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SI4a5aMy5II/AAAAAAAAAjE/tb428rYk4J8/s400/Sehpa+yeni+%C3%A7al%C4%B1%C5%9Fma+new.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5228145791011579010" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-2285945927162986345?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/2285945927162986345/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/07/renkli-orta-sehpa.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/2285945927162986345'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/2285945927162986345'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/07/renkli-orta-sehpa.html' title='Renkli orta sehpa'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SI4a5aMy5II/AAAAAAAAAjE/tb428rYk4J8/s72-c/Sehpa+yeni+%C3%A7al%C4%B1%C5%9Fma+new.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-56256391659118620</id><published>2008-07-15T11:12:00.000-07:00</published><updated>2009-01-31T11:14:59.190-08:00</updated><title type='text'>Mutfak tasarımı el taslak çizimi</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SHzo9S-0pPI/AAAAAAAAAg0/PCqBA9Mu0is/s1600-h/Mutfak_taslak_mehmet.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SHzo9S-0pPI/AAAAAAAAAg0/PCqBA9Mu0is/s400/Mutfak_taslak_mehmet.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5223305807607932146" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-56256391659118620?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/56256391659118620/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/07/mutfak-tasarm-el-taslak-cizimi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/56256391659118620'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/56256391659118620'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/07/mutfak-tasarm-el-taslak-cizimi.html' title='Mutfak tasarımı el taslak çizimi'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SHzo9S-0pPI/AAAAAAAAAg0/PCqBA9Mu0is/s72-c/Mutfak_taslak_mehmet.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-6912487336169390786</id><published>2008-07-09T10:46:00.000-07:00</published><updated>2009-01-31T11:14:59.190-08:00</updated><title type='text'>Modern Armchair...</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SHT5x25L9EI/AAAAAAAAAgs/jJDscFg15co/s1600-h/Modern+Armchair.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SHT5x25L9EI/AAAAAAAAAgs/jJDscFg15co/s400/Modern+Armchair.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5221072502973527106" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-6912487336169390786?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/6912487336169390786/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/07/modern-armchair.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/6912487336169390786'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/6912487336169390786'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/07/modern-armchair.html' title='Modern Armchair...'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SHT5x25L9EI/AAAAAAAAAgs/jJDscFg15co/s72-c/Modern+Armchair.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-7430718148740924970</id><published>2008-07-05T10:11:00.000-07:00</published><updated>2009-01-31T11:14:59.191-08:00</updated><title type='text'>SanalKurs Dergisi</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SG-roW9TkCI/AAAAAAAAAgk/GIuZnH4-a3M/s1600-h/dergi+kapak.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SG-roW9TkCI/AAAAAAAAAgk/GIuZnH4-a3M/s400/dergi+kapak.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5219579202991525922" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiyenin bilgisayar,internet,grafik,web programlama dergisi temmuz sayısında banada yer vermişler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm dergi ailesine çok teşekkür ediyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.sanalkurs.net/e-dergi-5.html"&gt;Buraya tıklayarak görebilirsiniz&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-7430718148740924970?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/7430718148740924970/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/07/sanalkurs-dergisi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/7430718148740924970'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/7430718148740924970'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/07/sanalkurs-dergisi.html' title='SanalKurs Dergisi'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SG-roW9TkCI/AAAAAAAAAgk/GIuZnH4-a3M/s72-c/dergi+kapak.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-3568014558200362436</id><published>2008-07-03T01:39:00.000-07:00</published><updated>2009-01-31T11:14:59.191-08:00</updated><title type='text'>Tasarımcının Tanımı...</title><content type='html'>1. … saatin alarmı UYANMAK YERİNE uyumak zorunda olduğunuz zamanı anlatıyorsa,&lt;br /&gt;2. … insanlar kafein kokmanızdan rahatsız oluyorsa,&lt;br /&gt;3. … bir haftasonu 48 saat aralıksız çalışabiliyorsanız,&lt;br /&gt;4. … sonraki haftasonu da 20 saat aralıksız uyuyabiliyorsanız,&lt;br /&gt;5. … tuvalette uyuyakaldıysanız,&lt;br /&gt;6. … kardeşiniz tek çocuk olduğuna inanmaya başlamışsa,&lt;br /&gt;7. … 48 saatten kısa bir sürede tüm CD’lerinizi dinlediyseniz,&lt;br /&gt;8. … 48 saatten fazla bir süre aynı CD’yi dinlediyseniz,&lt;br /&gt;9. … toplum içerisinde gözükmüyorsanız,&lt;br /&gt;10. … eski arkadaşlarınız VEFASIZLIĞINIZDAN dolayı size sitem ediyorsa,&lt;br /&gt;11. … ev anahtarlarınızı kaybediyor ve bunu bir hafta sonra fark ediyorsanız,&lt;br /&gt;12. … juriden önce dişlerinizi okulda fırçaladıysanız, ya da okulda traş olduysanız,&lt;br /&gt;13. … kahve ve yemek makinalarının ne zaman yeniden doldurulacağını biliyorsanız,&lt;br /&gt;14. … pafta boyarken veya maket yaparken geridönüşüm konusunda canavarlaşıyorsanız,&lt;br /&gt;15. … kendinizle iletişim kurmaya çalıştığınızda tek duyduğunuz monoton ve sürekli bir sesse,&lt;br /&gt;16. … bir öğünde kahvaltı, öğle yemeği ve de akşam yemeğini karıştırabiliyorsanız (ehe.. gerçek füzyon mutfağı),&lt;br /&gt;17. … tatiller sizin için iyi uyuma vakitleri ise,&lt;br /&gt;18. … sevgilinizi buluşmaya atölyeye getiriyorsanız,&lt;br /&gt;19. … birileri size tatil fotoğraflarını gösterdiklerinde “insan ölçütü”nü soruyorsanız,&lt;br /&gt;20. … Autocad, Exel, Netcad'i biliyor ve de ayrıca websayfası yapabiliyorsanız ama mirc’in nasıl kullanılacağına dair fikriniz yoksa…&lt;br /&gt;21. … hocalarınıza, sanki ezelden beri onları tanıyormuşsunuz gibi lakaplarıyla hitap ediyorsanız,&lt;br /&gt;22. … diğer insanlarla herhangi bir ilişki kurmadan, doğal ışık olmadan, yemek olmadan yaşayabiliyorsanız, ama plotter çalışmadığında bu SON sa..&lt;br /&gt;23.- atölyeden çöp toplar gibi stabilo, boardmarker, keçeli kalem topluyorsanız,&lt;br /&gt;24.- dönem başlarında bakımlı, ortasında normal sonunda ise tamamen bir çöplük gibi gözüküyorsanız..&lt;br /&gt;25.- ve nasıl gözüktüğünüzü, inanın hiç ama hiç UMURSAMIYORSANIZ...&lt;br /&gt;26.- sürekli mide ağrısı çekmeye başladıysanız&lt;br /&gt;27.- gerçek yaşamda zoom in ve de zoom out özelliklerini arıyorsanız ve bulamayınca şaşkınlığa düşüyorsanız..&lt;br /&gt;28.- evlerin ve çevrenin durumunu çizim olarak görüyorsanız,&lt;br /&gt;29.- gece rüyanızda *uyuduğunuz kısa süreler içerisinde görebilirseniz tabi* proje çiziyorsanız,&lt;br /&gt;30.- evinizin en kalabalık üyeleri tasarım malzemeleri ise,&lt;br /&gt;31.- en son sosyal aktiviteniz altı ay öncesine tekabül ediyorsa,&lt;br /&gt;32.- ozalitçide ve kırtasiyede sizi kırmızı halıyla karşılıyorlarsa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz bir tasarımcısınız demektir ...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-3568014558200362436?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/3568014558200362436/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/07/tasarmcnn-tanm.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/3568014558200362436'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/3568014558200362436'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/07/tasarmcnn-tanm.html' title='Tasarımcının Tanımı...'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-8800948025801512681</id><published>2008-05-10T14:37:00.000-07:00</published><updated>2009-01-31T11:14:59.191-08:00</updated><title type='text'>Womag kültür sanat dergisi</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SCYWNcwEwUI/AAAAAAAAAfs/lk8hLr7bYNI/s1600-h/dergi+kapak+2.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SCYWNcwEwUI/AAAAAAAAAfs/lk8hLr7bYNI/s400/dergi+kapak+2.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5198867240157757762" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Womag dergisinin bu ayki son sayısında banada yer vermişler aşağıdaki linkten görebilirsiniz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.sanatsaldergi.com/"&gt;Burayı tıklayın&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-8800948025801512681?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/8800948025801512681/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/05/womag-kultur-sanat-dergisi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/8800948025801512681'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/8800948025801512681'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/05/womag-kultur-sanat-dergisi.html' title='Womag kültür sanat dergisi'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SCYWNcwEwUI/AAAAAAAAAfs/lk8hLr7bYNI/s72-c/dergi+kapak+2.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-2274587352062184021</id><published>2008-05-09T01:40:00.000-07:00</published><updated>2009-01-31T11:14:59.192-08:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Annelerin Günlüğü’nün hazırladığı “Yardım Kampanyası”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece 10 YTL‘ye Doğudaki Çocukları Sevindirelim!&lt;br /&gt;Doğudaki Kardeşe Neler Gönderebilirim?&lt;br /&gt;Bebeğimizin, çocuğumuzun küçülmüş giysisi, oyuncağı ve eşyasını yollayabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz çocuklarımıza “hangi marka giysi alsam” diye düşünürken, doğudaki anneler “çocuğuma ne giydireceğim” diye düşünüyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Göndereceğimiz giysiler, oyuncaklar ve eşyalar, kardeşlerimizi rencide etmemeli! Yırtık, çok eski ve alakasız olmamalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Örneğin eskimiş bir mayo yollamamalıyız)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kampanyanın Süresi? &lt;br /&gt;Yardımsever Annelerin Günlüğü okuyucuları var olduğu sürece kampanyamızın süresi sınırsız olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama Ardahan’a Temmuz’un sonuna kadar yollayacağız. Sonra başka bir il bulup oraya yardım yapacağız. Örneğin Hakkari ya da Ağrı, Van…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kargomuzu Nasıl Hazırlamalıyız?&lt;br /&gt;Ben hazırladığım eşyaların bir kısmını resimdeki gibi market poşetine koydum.&lt;br /&gt;(Tarttığımda 2.5 kilo geldi.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SCQOb8wEwSI/AAAAAAAAAfc/x0KupKQqx9I/s1600-h/kargoposet.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SCQOb8wEwSI/AAAAAAAAAfc/x0KupKQqx9I/s400/kargoposet.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5198295743219417378" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu poşeti de daha kalın bir poşetle paketleyip üzerine bilgilerini yazdığım kağıdı yapıştıracağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşağıda adres detaylarını görebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gönderen kısmına “Kardeşine Yolla Kampanyası“nı mutlaka yazmalıyız ki indirimden faydalanabilelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SCQOnswEwTI/AAAAAAAAAfk/iwb49tT1VxM/s1600-h/aciklamakargo.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SCQOnswEwTI/AAAAAAAAAfk/iwb49tT1VxM/s400/aciklamakargo.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5198295945082880306" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Paketim Hazır.. Aras Kargoyu Evime Nasıl Çağıracağım?&lt;br /&gt;Türkiye’nin her yerinden 0 216 538 55 55 nolu numarayı arayarak kargoyu evimizden aldırabiliriz. Ya da en yakın Aras Kargo şubesine giderek paketimizi yollayabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ardahan’a Yolladığım Kargoya Ne Kadar Para Ödeyeceğim?&lt;br /&gt;Eğer benim hazırladığım gibi market poşeti kadar büyüklükte bir paket hazırlarsanız bu 3-5 kilo arasında olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KDV ve kargo firmasının bizim kampanyamız için yaptığı özel indirimle birlikte yaklaşık 6 YTL ile 10 YTL arasında bir ücret ödeyeceksiniz. (İstanbul’dan yollanan bir paket için geçerli, Ardahan’a yaklaştıkça bu fiyat düşecektir)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önce kargonuz evinizden alınacak, aynı gün ya da bir gün sonra tahsil edilecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Paketim Aras Kargo Ardahan Şubesi’ne Ulaştıktan Sonra Ne Olacak?&lt;br /&gt;Ardahan Valisi Sayın Murat Yıldırım bilgisi dahilinde, valilikte görevli arkadaşlar, kargo şubesinden paketleri alıp; köylere, önceden tespit edilmiş yardıma ihtiyacı olan ailelere dağıtacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yardımsever Annelerin Günlüğü Okuyucuları&lt;br /&gt;Kargonuzu yolladıktan sonra, lütfen “Kardeşine Yolla Kampanyası” yazısına yorum yaparak isminizi yazın. Yazınki yardımseverler belli olsun ve biz teşekkür edebilelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlerde yardım ettiğimiz ailelerin, çocukların resimlerini paylaşacağız sizlerle…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kampanyamıza Destek Veren Duyarlı Kişi ve Kurumlar&lt;br /&gt;Ardahan Valisi Sayın Murat Yıldırım’a,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ardahan Valiliği Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü Emin Baş’a ve diğer çalışanlara,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aras Kargo‘ya,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aras Kargo Mecidiyeköy Bölge Müdürlüğü Murat Arslan’a&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok Teşekkürler!!!….&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-2274587352062184021?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/2274587352062184021/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/05/annelerin-gunlugunun-hazrladg-yardm.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/2274587352062184021'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/2274587352062184021'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/05/annelerin-gunlugunun-hazrladg-yardm.html' title=''/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SCQOb8wEwSI/AAAAAAAAAfc/x0KupKQqx9I/s72-c/kargoposet.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-6233921555341408167</id><published>2008-05-08T00:40:00.000-07:00</published><updated>2009-01-31T11:14:59.192-08:00</updated><title type='text'>Yeni arayüzümüzle tekrar karşınızdayım</title><content type='html'>Tasarımcı Mehmet AKÇA'nın tasarımlarının sergilendiği yeni web sayfası yayın hayatına başlamıştır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşağıdaki linkten siteyi ziyaret edebilirsiniz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.mehmetakca.net"&gt;Buraya tıklayarak girebilirsiniz&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SCKvhelUtlI/AAAAAAAAAfU/9FGUgcWxM-A/s1600-h/Eviniz+i%C3%A7in+farkl%C4%B1+tasar%C4%B1mlar.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SCKvhelUtlI/AAAAAAAAAfU/9FGUgcWxM-A/s400/Eviniz+i%C3%A7in+farkl%C4%B1+tasar%C4%B1mlar.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5197909909619127890" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-6233921555341408167?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/6233921555341408167/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/05/yeni-arayuzumuzle-tekrar-karsnzdaym.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/6233921555341408167'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/6233921555341408167'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/05/yeni-arayuzumuzle-tekrar-karsnzdaym.html' title='Yeni arayüzümüzle tekrar karşınızdayım'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SCKvhelUtlI/AAAAAAAAAfU/9FGUgcWxM-A/s72-c/Eviniz+i%C3%A7in+farkl%C4%B1+tasar%C4%B1mlar.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-8629186326704003650</id><published>2008-05-06T03:25:00.000-07:00</published><updated>2009-01-31T11:14:59.192-08:00</updated><title type='text'>Renkler ve renk bilgisi</title><content type='html'>Arkadaşlar özel hazırlanmış "renkler ve renk bilgisi" konusunun power point sunusunu aşağıdaki linkten indirebilirsiniz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.speedyshare.com/889645557.html"&gt; Buradan indirebilirsiniz&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-8629186326704003650?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/8629186326704003650/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/05/renkler-ve-renk-bilgisi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/8629186326704003650'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/8629186326704003650'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/05/renkler-ve-renk-bilgisi.html' title='Renkler ve renk bilgisi'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-9074871306996567039</id><published>2008-04-22T11:24:00.000-07:00</published><updated>2009-01-31T11:14:59.193-08:00</updated><title type='text'>Modernize oturma grubu</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SA4t2v_LuVI/AAAAAAAAAek/bk0qi6sFW98/s1600-h/Modernizeee.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SA4t2v_LuVI/AAAAAAAAAek/bk0qi6sFW98/s400/Modernizeee.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5192137839022422354" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-9074871306996567039?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/9074871306996567039/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/04/modernize-oturma-grubu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/9074871306996567039'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/9074871306996567039'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/04/modernize-oturma-grubu.html' title='Modernize oturma grubu'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SA4t2v_LuVI/AAAAAAAAAek/bk0qi6sFW98/s72-c/Modernizeee.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-1143702369703252362</id><published>2008-03-30T16:46:00.000-07:00</published><updated>2009-01-31T11:14:59.193-08:00</updated><title type='text'>Max te cam yapımı ders (resimle anlatım)</title><content type='html'>Merhaba arkadaşlar bu sefer ahşap ve autocad’in dışında bir farklılık yapayım dedim ve içinizde muhakkak 3ds max ile ilgilenen vardır diyerek bir yeni ders hazırladım..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugünkü dersimizde cam yapımını kısaca göreceğiz ve 3ds maxte cam yapımının ne kadar kolay olduğunu göreceksiniz..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle boş bir max sayfası açın ve ardından cam yapmak istediğiniz herhangi bir max dosyanızı çağırın,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/R_Am27lF59I/AAAAAAAAAd8/Y3s21oJlmDI/s1600-h/1.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/R_Am27lF59I/AAAAAAAAAd8/Y3s21oJlmDI/s400/1.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5183685896251500498" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;sonra material editör’e girerek “diffuse” ‘u siyah yapın, ardından “reflect “ kısmınıda beyaz yapın, ve “frensel reflections” kısmını aktif etmeniz gerekiyor bunun ardından aşağıda options bölümünde “reflect back on side” komutunu aktif ediyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/R_AnDLlF5-I/AAAAAAAAAeE/rCTViZmqQM4/s1600-h/2.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/R_AnDLlF5-I/AAAAAAAAAeE/rCTViZmqQM4/s400/2.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5183686106704898018" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra ise materialimizi objemize atıyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/R_AnaLlF5_I/AAAAAAAAAeM/oJPhED_TDao/s1600-h/33.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/R_AnaLlF5_I/AAAAAAAAAeM/oJPhED_TDao/s400/33.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5183686501841889266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;son olarak görmek için render alıyoruz ve ne kadar kolay olduğunu görüyoruz…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/R_AnmblF6AI/AAAAAAAAAeU/WdNcSXCHPkA/s1600-h/66.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/R_AnmblF6AI/AAAAAAAAAeU/WdNcSXCHPkA/s400/66.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5183686712295286786" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu günkü dersimiz burada sona ermiştir umarım hepinize yararı olur herkese iyi çalışmalar…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-1143702369703252362?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/1143702369703252362/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/03/max-te-cam-yapm-ders-resimle-anlatm.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/1143702369703252362'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/1143702369703252362'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/03/max-te-cam-yapm-ders-resimle-anlatm.html' title='Max te cam yapımı ders (resimle anlatım)'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/R_Am27lF59I/AAAAAAAAAd8/Y3s21oJlmDI/s72-c/1.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-8308810391698389729</id><published>2008-03-30T15:33:00.000-07:00</published><updated>2009-01-31T11:14:59.193-08:00</updated><title type='text'>İletişim</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SQA_NIDE0xI/AAAAAAAABKw/2b7kZV0S5zg/s1600-h/ak%C3%A7a+blog+ileti%C5%9Fim.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 170px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SQA_NIDE0xI/AAAAAAAABKw/2b7kZV0S5zg/s400/ak%C3%A7a+blog+ileti%C5%9Fim.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5260273859499971346" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-8308810391698389729?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/8308810391698389729/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/03/iletisim.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/8308810391698389729'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/8308810391698389729'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/03/iletisim.html' title='İletişim'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SQA_NIDE0xI/AAAAAAAABKw/2b7kZV0S5zg/s72-c/ak%C3%A7a+blog+ileti%C5%9Fim.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-2128551777485712156</id><published>2008-03-30T15:06:00.000-07:00</published><updated>2009-09-23T23:08:32.400-07:00</updated><title type='text'>Mehmet Akça</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SrsM2O-n-aI/AAAAAAAABZ0/e4v42gQroTw/s1600-h/under_construction.gif"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 327px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SrsM2O-n-aI/AAAAAAAABZ0/e4v42gQroTw/s400/under_construction.gif" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5384911905324792226" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-2128551777485712156?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/2128551777485712156/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/03/mehmet-akca.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/2128551777485712156'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/2128551777485712156'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/03/mehmet-akca.html' title='Mehmet Akça'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SrsM2O-n-aI/AAAAAAAABZ0/e4v42gQroTw/s72-c/under_construction.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-6448766513267721582</id><published>2008-02-17T01:35:00.000-08:00</published><updated>2009-01-31T11:14:59.194-08:00</updated><title type='text'>Ahşap katlanır sandalye</title><content type='html'>Malzeme olarak; Saf kayın ağacı kullanılmıştır, renlendirmek amacıyla üzerine pinoteks ceviz boyası atılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tasarım şu an üretilmiş ve test edilerek onaylanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu işin çok cüzi bir maliyeti vardır, tasarımın amacı yazlık mekanlarda ve açık hava vb. bahçelerde rahatça kullanılmak için tasarlanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bağlantı elemanı olarak 8 lik, 10 luk kavela ve ayakların yan bağlantılarında sağlam olması için metrik 10 luk civata kullanılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/R7gARX0pIqI/AAAAAAAAAYk/-vyNvrz6QTQ/s1600-h/Ah%C5%9Fap+katlan%C4%B1r+sandalyee.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/R7gARX0pIqI/AAAAAAAAAYk/-vyNvrz6QTQ/s320/Ah%C5%9Fap+katlan%C4%B1r+sandalyee.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5167880870860235426" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üretim için ürünün 1/10 net resmi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/R7gAKX0pIpI/AAAAAAAAAYc/Qe-kbhOkPu4/s1600-h/Katlan%C4%B1r+sandalye+net+resim-Model.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/R7gAKX0pIpI/AAAAAAAAAYc/Qe-kbhOkPu4/s320/Katlan%C4%B1r+sandalye+net+resim-Model.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5167880750601151122" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-6448766513267721582?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/6448766513267721582/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/02/ahsap-katlanr-sandalye.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/6448766513267721582'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/6448766513267721582'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/02/ahsap-katlanr-sandalye.html' title='Ahşap katlanır sandalye'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/R7gARX0pIqI/AAAAAAAAAYk/-vyNvrz6QTQ/s72-c/Ah%C5%9Fap+katlan%C4%B1r+sandalyee.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-7326807014804953614</id><published>2008-02-16T00:30:00.000-08:00</published><updated>2009-01-31T11:14:59.194-08:00</updated><title type='text'>Ahşap Yüzeylere Uygulanan Dekoratif İşlemler...</title><content type='html'>Sevgili okuyucular yazıma başlamadan önce sizlere biraz üst yüzey işlemlerinin tarihinden söz etmek istiyorum. İnsanlık tarihinin başlangıcından itibaren insanlar çeşitli şekillerde tabiatta doğal olarak bulunan renkler ile ilgilenmişlerdir. 30.000 yıl öncesi insanlar canlı hayvanları karanlık mağaraların duvarları üstüne çizip boyamışlardır. Bu amaçla renkli toprak boru şeklindeki kemikler ile duvara püskürtülmekte veya liflendirilmiş dal ve deri’den fırçalar ile sürülmektedir. İlk çağlarda sarı, kırmızımsı kahverengi, beyaz, grimsi yeşil ve siyah renkler ile birlikte ilk bağlayıcı madde olarak yağ, bal, kan, mum, süt ve bitki öz suyundan yararlanılmaktadır. Renklendirme maddesi olarak Eski mısır imparatorlukları döneminde daha çok, odun kömürü, alçı, kalker, kırmızı sülyen boya, cıva boyası, cehri, yeşil, bakır renkleri kullanılmaktadır. İmparatorluğun son döneminde (M.Ö: 1500-1000) bunlara ek olarak lamba karası, fildişi siyah, göktaşı mavisi de kullanılmıştır. M.Ö. 5. yüzyılın ilk yarısında 1/1000 mm’ den daha küçük altın tanecikleri kral metali olarak yüzey işlemlerinde kullanılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Theophilus’a göre koruyucu üst yüzey işlemlerinde kullanılan verniğin ilk olarak M.Ö. 200 yılında Çin’de ağaç malzemenin korunması ve güzelleştirilmesinde kullanıldığı belirtilmektedir. Uzakdoğu da geliştirilen bu vernik Japon vernik ağacı’nın kambium sıvısından hazırlanmaktadır. Sıvının koruyucu katman yapması için ince katmanlar halinde üst üste en az 20-30 defa sürülmesi gerekmektedir. Milattan önce yapılan ağaç işlerinin renklendirilmesinde daha çok kırmızı ve siyah renkler kullanılmıştır.&lt;br /&gt;M.S. 200 yıllarında Romalılar kurşun üstübeci ve bezir yağı ile yağlı boyayı andıran bir karışımı kullanmışlardır. Uzak doğudan vernik Avrupa’ya getirilmeden önce Avrupa ve Anadolu’da koruyucu katman yapan, kuruyan yağlardan (beziryağı) ve çam reçinesinden hazırlanan vernikler kullanılmaktaydı. 17. yüzyılın ortalarından itibaren Avrupa’da yerli vernik üretimi için özellikle Venedik ve Amsterdam’da çalışmalar yapılmıştır. Simon-Etien’ne Martin, Paris’te 1730 yılında vernik üretimi için krallık patenti almıştır. Vernik üretiminde kullanılan sentetik reçine ve diğer kimyasal kökenli maddelerin 1800 ‘lü yıllardan sonra bulunmasına rağmen, vernik endüstrisinde ilk olarak 1930 yılından sonra geniş ölçüde kullanım olmuştur. Kullanılan her tür verniğin bazı sakıncalı ve üstün yönleri bulunmaktadır. Doğal reçine ve kuruyan yağlar ile hazırlanan verniklerin bazı üstün özellikleri yanında sakıncalı yönleri de bulunmaktadır. Örneğin doğal reçinenin sınırlı sertliği ve düşük erime sıcaklığı verniğin dayanaklığını azaltmaktadır. Bu sakıncaları gidermek için kopal reçinesinin gliserinli esterleştirilmesi bezir yağının da metal oksitlerle pişirilerek çabuk kuruması sağlamıştır. Yüzeye sürülen verniğin kuruyup katman yapması, kimyasal tepkimeye bağlıdır. Günümüzde insan ve çevre sağlığına verilen önem nedeniyle vernik üretim teknolojisinde hızla gelişme görülmekte, ilk planda yüzey işlemlerinin koruyucu ve estetik etkisi yanında zararsız olması yönünde gelişmeler sağlanmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÖZEL AMAÇLI ÜSTYÜZEY İŞLEMLERİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vernikli yüzeylerin parlatılması: Aşındırma yolu ile parlatılacak vernik filminin yeterince kurumuş ve sertleşmiş olması gerekir. Aşındırma yolu ile parlatılan vernik filmi, son derece düzgün yüzey verir, uzun süre parlaklığı bozulmaz. Parlak vernik filmi, bozucu dış etkilere karşı daha dayanıklıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemen bütün verniklerin aşındırma yolu ile parlatılmaya uygun nitelikteki vernik türleri vardır. Ağaç işleri endüstrisinde en fazla selülozik vernik ve polyester vernik filmi aşındırma yolu ile parlatılır. Yüzeyin özenle zımparalanmış ve üzerindeki girinti, çıkıntıların düzeltilmiş olması, parlatma işlemini doğrudan etkiler. Zımparalanan iş, sert kauçuk plakalı döner disklerle çalışılarak parlatılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selülozik verniklerin parlatılmasında kullanılan diskin dönme sayısı dakikada 1000–1500 dönüştür. Polyester gibi sert verniklerde 4000–5000 d/dakika hızla dönen güçlü diskler, kısa sürede işi bitirme olanağı sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/R7agP30pIjI/AAAAAAAAAXs/6DAUeLituSE/s1600-h/ah-01.gif"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/R7agP30pIjI/AAAAAAAAAXs/6DAUeLituSE/s320/ah-01.gif" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5167493816997454386" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şekil:1Vernik filmini parlatma diski&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzeyin Kumlanması:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Yumuşak bir ağaç yüzeyine püskürtülen kum yüzeyi aşındırır ve aşınmanın dengeli olmadığı görülür. Yani ağacın yapısındaki sonbahar halkaları az, yumuşak ilkbahar halkaları çok aşınır, çukurlaşır. Böylece yüzeye girintili ve çıkıntılı bir görünüm kazandırılır. Bu işlem seri üretimde özel kum püskürtme tabancaları ile yapılmaktadır. Elenmiş kum, basınçlı hava yardımı ile yüzeye püskürtülür. Püskürtme basıncı 6 atmosferdir. Püskürtme kumu 0.5-08 mm iriliğinde, keskin kenarlı kuvars kum olmalıdır. Bu tür yüzey işleminde en olumlu sonucu çam ve köknarda almak mümkündür. Ayrıca değişik şablonlar kullanılarak seri halde süslemeler yapılabilir, yazılar yazılabilir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/R7aggH0pIkI/AAAAAAAAAX0/Te7iIcIutKU/s1600-h/ah-02.gif"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/R7aggH0pIkI/AAAAAAAAAX0/Te7iIcIutKU/s320/ah-02.gif" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5167494096170328642" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şekil:2 Yüzeyi kumlama tekniği&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzeyin Yakılması: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meşe, dişbudak ve çınar gibi geniş yapraklı ağaçlarda uygulanan yakma işlemi dekoratif görünümün yanı sıra yüzeyin mekanik etkilere karşı dayanımını artırır. Yakma işleminde yüzey pürmüz lambası veya kaynak lambası ile yakılır. Ağaç yüzeyi belirli bir derinliğe kadar kömürleştirilir. Daha sonra yüzey fırçalama makinesinden geçirilerek kömürleşen bölüm alınır. Yumuşak yıllık halkalı bölümler, daha çok ve derinliğine kömürleşirler, fırçalandığında çukurlaşır ve rengi biraz açılır. Sert yıllık halkalı bölümler ateşten daha az etkilenir, fırçalamada fazla aşınmaz ve yüksek kalır. Sonuçta koyu kahverengi ile siyah arasında bir renk görünümü oluşur. Yakılacak yüzeye inceltilmiş nitrik asit veya tuz asidi sürülmesi işleminin seri halde dengeli yapılabilmesini sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/R7agwn0pIlI/AAAAAAAAAX8/WdTr2yLBvaw/s1600-h/ah-03.gif"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/R7agwn0pIlI/AAAAAAAAAX8/WdTr2yLBvaw/s320/ah-03.gif" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5167494379638170194" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şekil:3 Yakılmış yüzeyli ahşap&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadife Kaplama: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapıştırıcı sürülmüş ağaç veya ağaç esaslı yapay malzeme yüzeyine pamuk veya sentetik lif püskürtülerek yapılmaktadır. Yüzeye kadife benzeri bir görüntü kazandırır. Bazı mobilyalarda, çekmece işlerinde, mücevher ve özel ambalaj kutularında, dekoratif eşya ve panolarda, vitrin düzenlemelerinde, uygulanan bir düzenleme tekniğidir. 1 mm boyunda bir lif uygulamasında 1 m2 alana yaklaşık 100 gram lif ve 100 gram yapıştırıcı tüketimi gerekmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/R7ahAH0pImI/AAAAAAAAAYE/c4-Y6g5563E/s1600-h/ah-04.gif"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/R7ahAH0pImI/AAAAAAAAAYE/c4-Y6g5563E/s320/ah-04.gif" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5167494645926142562" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şekil:4 Kadife kaplama&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzeyin Aşındırılması:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Özel fırçalama makineleri ile ahşap yüzeyi fırçalanarak elde edilen bir yüzey türüdür. Çoğunlukla çam cinsi ağaçlarda uygulanır. Fırça ahşabın yumuşak kısımlarını fazla, sert kısımlarını ise az aşındırır. Böylece yüzeyde girintili çıkıntılı bir yapı elde edilir. Aynı işlem fırça ile elle de yapılabilir. Ancak seri üretimde zaman kaybına yol açacağından tercih edilmez ve bu işlem için geliştirilmiş özel makinelerden yararlanılır. Yüzeyi aşındırılacak ahşap levha makineye boy yönünde ve dokusuna ters yönde verilmelidir. Orta sertlikteki ağaçların işlenmesi uygulamada daha iyi sonuçlar verdiği gözlenmiştir. Yüzey aşındırma işleminden sonra boyanabilir. Böyle bir yüzey işlemi sonucu ahşap dış etkilere karşı daha çok dayanıklılık kazanmış olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/R7ahR30pInI/AAAAAAAAAYM/DS_fzKTJR0s/s1600-h/ah-05.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/R7ahR30pInI/AAAAAAAAAYM/DS_fzKTJR0s/s320/ah-05.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5167494950868820594" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şekil:5 Aşındırılmış yüzey&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kontrast Arttırıcı İşlemler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Bu işlemlerde amaç, ağaç malzemenin en dış tabakasını  geçirgen ve saydam duruma getirerek ışığın daha içerilere nüfus etmesini sağlamaktadır. Böylece güneş ışığının ağaç malzeme yüzeyinden yansıması azalmakta ve yüzey donuk bir görünüm almaktadır. Kontras arttırıcı maddeler; Nitro selülozik vernikler, asitle sertleşen vernikler, polyester vernikler, poliüretan vernikler kullanılmaktadır. Kontrast arttırıcı işlemler, en canlı şekilde cevizin öz odunu ile maunda uygulanmaktadır. Kontrast arttırıcı işlemlerin yan etkileri renk açma işlemleri ile ortadan kaldırılabilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kontrast Azaltıcı İşlemler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Bu işlemlerde amaç, Ağaç malzemedeki çok çeşitli renk ve kontrast farklılıklarını azaltmaktır. Özellikle ağaç malzemenin enine kesiti, dalgalı lifli ve pürüzlü kısımlarından farklı emme kabiliyetine sahip olması nedeniyle oluşan kontrast farklılıklarının giderilmesi gerekmektedir. Bu işleme “dengeleme” denir. Sentetik reçine çözeltisi ile dengeleme işleminin yapılması yüzeyi belli ölçüde emprenye ederek daha az vernik emilmesine neden olarak tasarruf sağlamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İpek Baskı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Bu süsleme tekniğine serigrafi veya elek baskı da denilebilir. Mobilyaların, müzik aletlerinin, hediyelik eşyaların istenilen yüzeylerine, özel boya ile süsleme yapma tekniğidir. Bu teknikle flato, resim sembol yapılabilir ve yazı yazılabilir. Özellikle çok sayıda parçanın işlenmesinde faydalı olur. Yeni bir uygulama alna da, ucuz gereçlerden hazırlanan mobilyaların yüzeylerine pahalı ve değerli ağaçların görüntüsünü kazandırmaktadır. Fon rengi tanımlanan ve yeterince kurutulan yüzey zımparalanarak düzeltilir. Bu işlem hazırlandıktan sonra kapak, kumaşlı çerçevenin altına oynamayacak sağlamlıkta yerleştirilir. Bezin üzerine yeterince özel ipek baskı boyası sürülür. Çerçeve iç ölçüsü uzunluğunda, sert lastikten bir spatula çerçevenin içinde boydan boya çekilir. Boya, açık deliklerden altındaki yüzeye geçer. Büfe kapağın şablon kumaştaki desene uygun biçimde boyanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mermer Dokusu Oluşturma:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Mermer görünümü verilecek yüzey iki kat mat beyaz emülsiyon / ateks vurarak hazırlanır. Pürüzsüz yüzey kumlanır ve polivinil akrilik lakından iki kat uygulanır. Mermer dokusu yapımı iki safhada uygulanmaktadır. Önce zemin glazürü harmanlanıp serilmekte ve ardından da damarlar eklenmektedir. Zemin için iki çanak glazürü karıştırılır. Her çanağa biraz polivin scumple dökülüp birazda klasik renk katılıp karıştırılır. Bu glazürlerin her biri gerçek mermeri taklit edecek tonları oluşturacak şekilde düzensiz bantlar veya kalıntılar halinde uygulanır, renk bölgeleri elle tutulur. Fırça izlerinin harmanlanması için nokta vuruşları yapılır. Mermer dokusu yapımındaki  en önemli unsurlar renk ve tondur. En gerçekçi etki ise renkten renge hafif ve sakin geçişlerle sağlanmaktadır. Baş yumuşatıcı ile harmanlanıp kurumaya bırakılır. Damar şekillerinin verilmesi için, glazürün bir ressam fırçası ile uygulanmasına yeterli kolaylıkta akması gereklidir. Yanık sienna kırmızı oksit ve siyah renklendirici ile glazür karışımından bir palet hazırlanır. Siyah ve kırmızı glazürler kullanılarak fırçaya çifte yükleme uygulanır. Baş parmak ile işaret parmak arasına gevşekçe uygulanarak işlenecek parça üzerinde uygulanır ve çizgilerin kalınlıklarının değişikliklerine yol açılır. Ana damarlar zemindeki genel diyagonal yönü takip etme eğilimindedir. Tonlar arasındaki astar üzerinde ortaya çıkarılan hatlar takip edilir. Daha sonra bu işlemler bitirilir ardından iş parçası kurumaya bırakılır. Bir kat akrilik lak ile koruma altına alınır. İyi kaliteli bir arba cilasının kullanımı suretiyle iş parçası cilalanıp, dayanıklı ve sıcaklık ile suya karşı dirençli olan mermer yüzeyinin görünümü de verilmektedir. Mermer tablalı bir mobilya oldukça pahalıya mal olur. Mermer imitasyonu kesin değil ama sıradan birini kandırabilir. Üstelik bu az bir masrafla sabırla yapılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taban Boyası Üzerinde Çalışmak: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cila kurumadan 1 inchlik doğal kıllı fırça ile önce beyaz yağlı boyaya sonra yanındaki cilaya sürülür. Boya dairesel hareketlerle sürülür. Farklı bölgelerde, farklı miktarlarda boya bırakarak fırça bütün yüzeyde gezdirilir ve boyama işlemi bitirilir. Daha sonra yumuşak ve temiz bir yüzeyde gezdirip fazla boya alınır ve beyaz gölgeler oluşturulur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/R7ahln0pIoI/AAAAAAAAAYU/_yRxGbIXRBY/s1600-h/ah-06.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/R7ahln0pIoI/AAAAAAAAAYU/_yRxGbIXRBY/s320/ah-06.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5167495290171236994" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şekil:6 Taban boyası üzerinde çalışmak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eskitme:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayakkabı boyası ile eskitme; Önce obje iyice zımparalanır. Çatlakları var ise macunlanır ve tekrar zımparalanır. 80 numara su zımparası tercih edilir. Zımparalama işi bittikten sonra sıra renk seçimine gelir. Bu metotla iyi netice veren renkler, alpina renk tüpünde başak, kaynak, bordo ve havanadır. Bu boyalar su bazlıdır. Beyazla açılır. Bir su bardağının yarısı boya 1-1.5 tatlı kaşığı su katılır. Bu ilk kat için uygulanır. İkinci kat birinci katta göre biraz daha sulu olarak hazırlanır. Bu boya için beyaz kıllı plastik fırça tercih edilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Obje zımparalayıp, iyice tozu alındıktan sonra, yukarıdaki bilgiler ışığında birinci kat boya uygulanır. Boya tek yönde kesintisiz sürülür. Kuruduktan sonra tekrar yuvarlak hareketlerle çok bastırmadan zımparalanır. Tozu alınır yukarıda anlatıldığı gibi, ikinci kat boya hazırlanır ve sürülür. Kuruduktan sonra istenirse akrilik boyalarla desen çalışılabilir veya dekopaj uygulanabilir. Bu aşamadan sonra Nuri Leflef ayakkabı cilası ile objenin tüm yüzeyi fırça ile cilalanır. 1-2 dakika beklendikten sonra aynı fırça ile koyu kahve ayakkabı boyası uygulanır. Boyanın fazlası temizlenir. Öncelikle kenarlardan başlayarak materyalin modeline göre dik veya oval hareketlerle temizlenir. Zemin koyu ise kahverengi iki kat, açık ise bir kat ile uygulanır. Biraz kuruduktan sonra, aynı fırçaya siyah ayakkabı boyası alınır. Çok fazla kurumadan, penye beze cila alınarak rötuşlar yapılır. Koyu olan yerler açılabilir. Bu işlem yanlamasına yapılırsa daha doğal bir doku elde edilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-7326807014804953614?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/7326807014804953614/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/02/ahsap-yuzeylere-uygulanan-dekoratif.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/7326807014804953614'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/7326807014804953614'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/02/ahsap-yuzeylere-uygulanan-dekoratif.html' title='Ahşap Yüzeylere Uygulanan Dekoratif İşlemler...'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/R7agP30pIjI/AAAAAAAAAXs/6DAUeLituSE/s72-c/ah-01.gif' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-6211897463143782437</id><published>2008-01-21T03:25:00.000-08:00</published><updated>2009-01-31T11:14:59.195-08:00</updated><title type='text'>2008 Kreasyonu Görücüye Çıktı..</title><content type='html'>Mehmet AKÇA'nın yeni yıl için üzerinde çalıştığı 2008 kreasyonu bu günlerde görücüye çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/R5SCU8LQQcI/AAAAAAAAAXk/wEthYO-lh5s/s1600-h/Mehmet+AK%C3%87A+2008.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/R5SCU8LQQcI/AAAAAAAAAXk/wEthYO-lh5s/s320/Mehmet+AK%C3%87A+2008.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5157890769508385218" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-6211897463143782437?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/6211897463143782437/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/01/2008-kreasyonu-gorucuye-ckt.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/6211897463143782437'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/6211897463143782437'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/01/2008-kreasyonu-gorucuye-ckt.html' title='2008 Kreasyonu Görücüye Çıktı..'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/R5SCU8LQQcI/AAAAAAAAAXk/wEthYO-lh5s/s72-c/Mehmet+AK%C3%87A+2008.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-2425641029993467524</id><published>2008-01-16T14:13:00.000-08:00</published><updated>2009-01-31T11:14:59.195-08:00</updated><title type='text'>İnternette Yayınlanmış Tüm Makalelerim</title><content type='html'>Aşağıdaki linklerden (PDF) dökümanı olarak indirebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1-Ağaç Malzemede Teknolojik Deneyler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.upload.gen.tr/d.php/s1/fb645k0w/A__A___MALZEMEDE_TEKNOLOJ__K_DENEYLER.doc.pdf.html&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2-Autocad de Döner Merdiven Çizimi (Resimli Anlatım)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.upload.gen.tr/d.php/s1/7juno2v0/ad_de_d__ner_merdiven___izimi_anlat__m__.doc.pdf.html&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3-Autocad de Resme Ayna Materiali Tanımlama (Resimli Anlatım)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.upload.gen.tr/d.php/s1/oflgj7j7/tocad_de_resme_ayna_materiali_tan__mlama.doc.pdf.html&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4-Autocad Group-Command Komutu Kullanım (Resimli Anlatım)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.upload.gen.tr/d.php/s1/vuirpnnb/Command-Group.doc.pdf.html&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5-Gotik Mobilya Sanatı 1&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.upload.gen.tr/d.php/s1/oxyepsj1/Gotik_mobilya_sanat___1.doc.pdf.html&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6-Gotik Mobilya Sanatı 2&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.upload.gen.tr/d.php/s1/rwxhuoee/Gotik_mobilya_sanat___2.doc.pdf.html&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7-Gotik Mobilya Sanatı 3&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.upload.gen.tr/d.php/s1/2zmj1oe9/Gotik_mobilya_sanat___3.doc.pdf.html&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8-Merdivenler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.upload.gen.tr/d.php/s1/n4kbj4s0/Merdivenler.doc.pdf.html&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9-Renkler ve Renk Bilgisi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.upload.gen.tr/d.php/s1/xn4qmr13/Renkler_ve_Renk_Bilgisi.doc.pdf.html&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10-Yemek Odası Mobilyasının Özellikleri ve Anlatımı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.upload.gen.tr/d.php/s1/2kwu4gv7/Yemek_odas___mobilyas___anlat__m.doc.pdf.html&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-2425641029993467524?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/2425641029993467524/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/01/internette-yaynlanms-tum-makalelerim.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/2425641029993467524'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/2425641029993467524'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/01/internette-yaynlanms-tum-makalelerim.html' title='İnternette Yayınlanmış Tüm Makalelerim'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-5067934398640924960</id><published>2008-01-15T14:42:00.000-08:00</published><updated>2009-01-31T11:14:59.195-08:00</updated><title type='text'>Autocad de Döner Merdiven Çizimi (Resimli Anlatım)</title><content type='html'>Hazırlayan   : Mehmet AKÇA&lt;br /&gt;E-mail       : akca.mehmet@gmail.com&lt;br /&gt;Web          : www.mehmetakca.net&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Merhaba,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün basit bir döner merdiven çizimini göreceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle “circle” komutunu alarak istediğimiz çapta bir daire çizelim, ardından daireyi 8 eşit parçaya bölelim bu demek oluyorki merdivenimiz 8 basamaklı olucak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/R404k8LQQaI/AAAAAAAAAXU/HIWqwcscvDA/s1600-h/1.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/R404k8LQQaI/AAAAAAAAAXU/HIWqwcscvDA/s320/1.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5155839355688862114" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üst görünüşe geliyoruz 8 eşit parçaya böldüğümüz merdiven parçalarımızı “region” komutuyla tek parça haline gelecek şekilde birleştiriyoruz. Hepside ayrı birer basamak olacak şekile gelecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/R404dMLQQZI/AAAAAAAAAXM/SlesWmAusyA/s1600-h/1.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/R404dMLQQZI/AAAAAAAAAXM/SlesWmAusyA/s320/1.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5155839222544875922" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birleştirdiğimiz basamak parçalarını tek tek “extrude” veriyoruz. Ardından perspektif görünüşe geçiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/R404UcLQQYI/AAAAAAAAAXE/m7YwoFshFT8/s1600-h/2.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/R404UcLQQYI/AAAAAAAAAXE/m7YwoFshFT8/s320/2.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5155839072221020546" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Perspektif ekranındayken basamağın bir tanesini seçiyoruz “move” komutuyla yukarı doğru basamak aralığının kaç olmasını istiyorsanız örneğin 20 diyelim 20 birim yukarı taşıyoruz, diğer basamakları da tek tek 20 şer birim şekildeki gibi yukarı taşıyarak döner merdivenimizi oluşturmuş oluyoruz….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç aşağıdaki gibi olacaktır, kolay gelsin…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/R404IcLQQXI/AAAAAAAAAW8/KhM2CJx_EU4/s1600-h/3.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/R404IcLQQXI/AAAAAAAAAW8/KhM2CJx_EU4/s320/3.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5155838866062590322" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-5067934398640924960?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/5067934398640924960/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/01/autocad-de-doner-merdiven-cizimi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/5067934398640924960'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/5067934398640924960'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/01/autocad-de-doner-merdiven-cizimi.html' title='Autocad de Döner Merdiven Çizimi (Resimli Anlatım)'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/R404k8LQQaI/AAAAAAAAAXU/HIWqwcscvDA/s72-c/1.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-5170326588217305265</id><published>2008-01-15T14:28:00.000-08:00</published><updated>2009-01-31T11:14:59.196-08:00</updated><title type='text'>Autocad de 3B model üzerine resim atama (Resimli Anlatım)</title><content type='html'>Merhaba,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çizimlerinizde 3 boyut çalışırken istediğiniz bir yere (tablo,tv vs.) resim ekleyebilirsiniz. Bunu AutoCAD 2007′den sonra yapmanın yolu değişti. Ancak hala 2004 - 2006 sürümleri kullananlar için yararlı olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/R40158LQQTI/AAAAAAAAAWc/4GqxPx_rffw/s1600-h/res-1.gif"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/R40158LQQTI/AAAAAAAAAWc/4GqxPx_rffw/s320/res-1.gif" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5155836417931231538" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/R40128LQQSI/AAAAAAAAAWU/-ZgpbZFzWDM/s1600-h/res-2.gif"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/R40128LQQSI/AAAAAAAAAWU/-ZgpbZFzWDM/s320/res-2.gif" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5155836366391623970" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/R401y8LQQRI/AAAAAAAAAWM/L3wCILWVPxw/s1600-h/res-3.gif"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/R401y8LQQRI/AAAAAAAAAWM/L3wCILWVPxw/s320/res-3.gif" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5155836297672147218" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/R401ucLQQQI/AAAAAAAAAWE/eCLZx2CXeS4/s1600-h/res-4.gif"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/R401ucLQQQI/AAAAAAAAAWE/eCLZx2CXeS4/s320/res-4.gif" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5155836220362735874" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/R401rMLQQPI/AAAAAAAAAV8/tCjCCJPEEII/s1600-h/res-5.gif"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/R401rMLQQPI/AAAAAAAAAV8/tCjCCJPEEII/s320/res-5.gif" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5155836164528161010" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/R401nMLQQOI/AAAAAAAAAV0/oeL6hxQU7Rk/s1600-h/res-6.gif"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/R401nMLQQOI/AAAAAAAAAV0/oeL6hxQU7Rk/s320/res-6.gif" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5155836095808684258" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu nasıl yapacağınızı resimlerle anlatmaya çalıştım. Umarım anlaşılır olmuştur. Kolay gelsin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-5170326588217305265?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/5170326588217305265/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/01/autocad-de-3b-model-uzerine-resim-atama.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/5170326588217305265'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/5170326588217305265'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2008/01/autocad-de-3b-model-uzerine-resim-atama.html' title='Autocad de 3B model üzerine resim atama (Resimli Anlatım)'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/R40158LQQTI/AAAAAAAAAWc/4GqxPx_rffw/s72-c/res-1.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-5036675747673562839</id><published>2007-11-10T09:00:00.000-08:00</published><updated>2009-01-31T11:14:59.196-08:00</updated><title type='text'>Birbirleriyle kablosuz iletişim kuran 5 kalem...</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/RzXj22DYiuI/AAAAAAAAAGE/HRpYeDz0JcE/s1600-h/P-ISM.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/RzXj22DYiuI/AAAAAAAAAGE/HRpYeDz0JcE/s320/P-ISM.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5131257881820695266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birbirleriyle kablosuz iletişim kuran bu 5 kalemden birisi işlemci, birisi sanal klavye, birisi görüntü yansıtımı, birisi  kamera ve sonuncusu da telefon özelliğini barındırıyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-5036675747673562839?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/5036675747673562839/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2007/11/birbirleriyle-kablosuz-iletisim-kuran-5.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/5036675747673562839'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/5036675747673562839'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2007/11/birbirleriyle-kablosuz-iletisim-kuran-5.html' title='Birbirleriyle kablosuz iletişim kuran 5 kalem...'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/RzXj22DYiuI/AAAAAAAAAGE/HRpYeDz0JcE/s72-c/P-ISM.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-446746160067290219</id><published>2007-11-05T11:31:00.000-08:00</published><updated>2009-01-31T11:14:59.196-08:00</updated><title type='text'>"Armatür" çalışmalarımdan biri...</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/Ry9v5mabfeI/AAAAAAAAAFc/Hm8ns_83ec8/s1600-h/armat%C3%BCr+copy.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/Ry9v5mabfeI/AAAAAAAAAFc/Hm8ns_83ec8/s320/armat%C3%BCr+copy.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5129441535952911842" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-446746160067290219?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/446746160067290219/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2007/11/calsmalarmdan-biri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/446746160067290219'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/446746160067290219'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2007/11/calsmalarmdan-biri.html' title='&amp;quot;Armatür&amp;quot; çalışmalarımdan biri...'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/Ry9v5mabfeI/AAAAAAAAAFc/Hm8ns_83ec8/s72-c/armat%C3%BCr+copy.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-1786047309795244515</id><published>2007-11-05T02:00:00.000-08:00</published><updated>2009-01-31T11:14:59.197-08:00</updated><title type='text'>Dokuz Adimda ozguveninizi gelistirin...</title><content type='html'>Yasamda herhangi bir amaca ulasmak icin, once basarili olacaginiza inanmaniz gerekir. Bunu yapmazsaniz, buyuk ihtimalle sonuc husran olacaktir...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;1) Sonucun imkan dahilinde oldugundan emin olun: Belki de bir baskasi bu hedefe ulasti ya da benzeri bir basari elde etti. Farkli bir sik olarak, bu isin yapilabilecegi konusunda iciniz rahat olsun. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2) Sonucun sizin sayenizde mumkun olduguna inanin: Hedeflere ulasma kabiliyetimiz konusunda genellikle sinirlayici inanclarimiz vardir. Sizi sinirlayan inanclarinizi kontrol etmek ve bunlar icin onlem almak onemlidir. Amaciniz, hedefin yalnizca mumkun oldugunu degil, sizin sayenizde mumkun oldugunu hissetmektir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3) Sonuca ulasmayi gercekten isteyin: Bir hedefe ulasmayi ne kadar cok istersek, ona ulasmak icin uzerinden atlayacagimiz engeller de o kadar buyuk olur ve sonucta, kendimize olan inancimiz da o olcude artar. Gercekten istediginiz bir hedefi secin ve hedefinize ulastiginiz takdirde elde edeceginiz temel degerleri anlamaya calisin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4) Sonucu hak ettiginize inanin: Pek cok insan, icten ice, basariyi hak etmedigine inanir. Harekete gecmeye calistiklarinda, bu inanc onlari kisitlar; motivasyonlarini kaybederler ve basarisiz olurlar. Unutmayin, hedefinize dogru tutarli bir bicimde calisirsaniz, elde ettiginiz tum basarilari hak edersiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5) Hedefinize ulasmak, sahip oldugunuz diger inanc ya da degerler ile celismemelidir: Bir girisimci, bir yandan milyonlar kazanmak isterken, diger yandan cok parasi olan insanlarin acgozlu olduklarina inanabilir. Hedefiniz, diger inanc ve degerleriniz ile ortusmuyorsa, bilincaltiniz, bu hedefe ulasip ulasmamaniz konusunda suphe duymaniza yol acarak sizi engelleyebilir. Herhangi bir celisen inanci ve degeri anlamak ve uzlastirmak, butun varliginizin destegini alarak hedefe dogru ilerlemenizi saglar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6) Bir plan yapin: Arastirmaya ve plan yapmaya zaman ayirmak, hedefinize nasil ulasacaginizi acikca gormenizi saglar. Plan ne kadar iyiyse, hedefin ulasilabilirligi konusunda kendinize olan guveniniz de o kadar artar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7) Plandaki her adimi atabileceginize inanin: Nihai hedefler genellikle oyle buyuk ve uzak gorunur ki bunaltici bir hal alir. Hedefinize ulasmak, en basit anlatimla basarilabilir kucuk adimlar atmak demektir. Planinizdaki her adimin ustesinden gelebileceginize emin olmak, nihai hedefinizi de basarabileceginiz anlamina gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8) Planin adimlarini gerceklestirebilece ginize inanin: Gerceklestirebilece giniz bir planinizin olmasi, bunu yapacaginiz anlamina gelmez. Genellikle bu planin uymasi gereken baska taahhutlerimiz ve sinirlamalarimiz olur. Bu nedenle, planinizdaki adimlari atmaktan sizi alikoyabilecek engelleri dusunmeli ve bu konuda calismalisiniz. Daha sonra, ne olursa olsun, planinizi yasama gecirmek icin cabalamalisiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9) Hedefinize ulasma ihtimalinizin olduguna inanin: Hedefinize ulasma ihtimalinin yuzde 80'in uzerinde olduguna inanmayi amaclamalisiniz. Gozunuzde nihai hedefinize ulastiginizi canlandirmak ve sahip oldugunuz son supheleri de ortadan kaldirmak, basarili olacaginiza inanarak harekete gecmenizi saglayacaktir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-1786047309795244515?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/1786047309795244515/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2007/11/dokuz-adimda-ozguveninizi-gelistirin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/1786047309795244515'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/1786047309795244515'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2007/11/dokuz-adimda-ozguveninizi-gelistirin.html' title='Dokuz Adimda ozguveninizi gelistirin...'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-8042439528878717102</id><published>2007-11-02T23:43:00.000-07:00</published><updated>2009-01-31T11:14:59.198-08:00</updated><title type='text'>Davinci cod sahnesi nasıl çizildi...</title><content type='html'>Bilgisayarda hazırlanan sanal ortamlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/RywdvWabfVI/AAAAAAAAAEQ/WLb52nMzifM/s1600-h/im4.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/RywdvWabfVI/AAAAAAAAAEQ/WLb52nMzifM/s320/im4.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5128506774975642962" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/RywdnWabfUI/AAAAAAAAAEI/_QfrjDdfgXs/s1600-h/im5.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/RywdnWabfUI/AAAAAAAAAEI/_QfrjDdfgXs/s320/im5.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5128506637536689474" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/RywddGabfTI/AAAAAAAAAEA/JgtRESSWRAo/s1600-h/im6.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/RywddGabfTI/AAAAAAAAAEA/JgtRESSWRAo/s320/im6.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5128506461443030322" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/RywdJmabfSI/AAAAAAAAAD4/sW1I8iswAHQ/s1600-h/im7.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/RywdJmabfSI/AAAAAAAAAD4/sW1I8iswAHQ/s320/im7.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5128506126435581218" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-8042439528878717102?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/8042439528878717102/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2007/11/davinci-cod-sahnesi-nasl-cizildi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/8042439528878717102'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/8042439528878717102'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2007/11/davinci-cod-sahnesi-nasl-cizildi.html' title='Davinci cod sahnesi nasıl çizildi...'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/RywdvWabfVI/AAAAAAAAAEQ/WLb52nMzifM/s72-c/im4.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-4428827062423536139</id><published>2007-11-02T07:11:00.000-07:00</published><updated>2009-01-31T11:14:59.198-08:00</updated><title type='text'>Renkler ve Renk Bilgisi -1-</title><content type='html'>Günlük yaşantımızla ilgili olarak, çeşitli eşya ve mobilyalarda bir çok özellik dikkatimizi çeker. Bunların başlıcaları şunlardır;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şekil ve form &lt;br /&gt;İhtiyacı karşılama durumu ve sağladığı rahatlık &lt;br /&gt;Renk ve görünüş &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlgili olduğumuz ve olacağımız eşya ve mobilyalardan tam anlamı ile faydalanmayı, sadece maddi manada düşünemeyiz. Her şeyden önce maddi varlığımıza karşılık bir de manevi ve ruhi dünyamız vardır. Madde, yalnız başına bir şey ifade etmez, onu canlandıran ve renklendiren ruhtur. Bundan dolayı oturma ve dinlenme ihtiyacınızı yerine getiren oda ve mobilyalar; maddeten olduğu kadar, ruhen de bizi tatmin etmelidir.Bu hususta; rahatlık, sağlamlık, ucuzluk, şekil ve form durumlarına dikkat ettiğimiz gibi, renk, desen, görünüş gibi özellikleri de ön planda tutmamızın gereği ortadadır. Bu konuda olmak üzere, bir çok psikologlar, renklerin insanlar üzerinde büyük etkileri olduğu ileri sürmektedirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;RENK ÇEŞİTLERİ VE BUNLARIN ETKİLERİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabiata, etrafımızı saran türlü cins ve biçimdeki varlığa baktığımız zaman; binlerce renk ve görünüşü müşahede ederiz. Bu, bin bir çeşit renk bizim duyularımız üzerinde farkında olarak veya olmayarak birçok etkiler meydana getirir: Psikologlar, insanlar üzerinde en fazla etki bırakan duyunun görme duyusu olduğunun kanısına varmışlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son zamanlarda ruh bilginlerinin yaptığı araştırmalardan anlaşılıyor ki, bazı renkler insana neşe verir, bazıları kederlendirir. Bazı renkler dinlendirir, bazıları sıkıntı verir. Diğer taraftan bazı renklerin serin, sakin ve bazılarının da sıcak ve etkili bir hava yarattığı söylenmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu husus içersinde bulunan ruhsal durum ile atmosferin önemi büyüktür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözümüzde ve ruhumuzda meydana getirdikleri çeşitli etkiler ile varlıklarını belirten renkler, sayılamayacak kadar çoktur. Bu çeşitli renkleri gözden geçirip, inceleyecek olursak bunların başlıca üç ana renge dayandığını görürüz. Bütün bu renklerin meydana gelmesine sebep olan, üç renk: kırmızı, sarı ve mavi’ dir. Bu üç ana renge “Temel renkler” de denilir. Ana renklerin birbiri ile karışımından, ikinci derecede; turuncu, yeşil ve mor renkler meydana gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kırmızı + Sarı = Turuncu,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sarı + Mavi = Yeşil&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mavi + Kırmızı = Mor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/RyswOWabfLI/AAAAAAAAADE/CyZ4-1TxBpw/s1600-h/renk-1.gif"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/RyswOWabfLI/AAAAAAAAADE/CyZ4-1TxBpw/s320/renk-1.gif" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5128245623784176818" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylelikle elde edilen renklerinde birbirleriyle değişik oranlarda karıştırılması sonucunda, çeşitli renkler meydana getirilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/RyswXWabfMI/AAAAAAAAADM/N9aGq6aCYdk/s1600-h/renk-2.gif"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/RyswXWabfMI/AAAAAAAAADM/N9aGq6aCYdk/s320/renk-2.gif" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5128245778402999490" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SICAK VE SOĞUK RENKLER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılan incelemeler sonucunda, bütün renkler-üzerimizde bıraktıkları erki ve yarattıkları havaya göre başlıca iki grupta toplanırlar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. SICAK RENKLER: Sıcak renkler, bize ateşi ve sıcaklığı hatırlatan ve yansıtan renklerdir. Bunların başlıcaları; kırmızı, sarı ve turuncudur. Ayrıca bu renklerin değişik tonlarda karışımından meydana çıkan: Altın sarısı, kayısı ve bal rengi, şarap kırmızısı, pembe, vişne çürüğü, zeytin yeşili, kahverengi gibi renkler de “sıcak renkler” dendir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıcak Renklerin Özellikleri:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıcak renkler; aktif olup canlı, tahrik edici ve gösterişli bir özelliğe sahiptirler. Bir oda dekorasyonu na canlılık ve çeşni verirler. Bir yeri aslından daha küçük gösterirler. Sıcak renkler, soğukta ve serin yerlerde kullanılırsa sıcaklılık ve canlılık verirler. Fakat sıcak ortamda kullanılırsa, bunaltıcı ve rahatsız edici bir etki yaratırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. SOĞUK RENKLER: Soğuk renkler bize soğukluğu ve serinliği hatırlatan renklerdir. Mavi, mor ve mavi ile yeşil tonu taşıyan renkler üzerimizde bir serinlik ve sakinlik hissi yarattıklarından bunlara “Soğuk renkler” denilmektedir. Bu cümleden olmak üzere; gök mavisi, deniz mavisi, çivit mavisi, Türk mavisi, nefti menekşe rengi ve leylak rengini sayabiliriz. Sıcak ve soğuk renklerin sınırı, yeşil ile kırmızı-mor renklerden geçmektedir. Burada yeşil renk, kritik yerdedir. Bunun için, yeşil renk; yerine göre sıcaklık veya soğukluk etkisi yaratır: Şayet yeşil renkte, sarı renk ahengi üstünse “sıcak” mavi renk etkisi üstünse “soğuk” renk grubuna dahil olur. Bunun için, mor ile kırmızı arasındaki renkler de aynı özelliği gösterirler. Beyaz renkte de soğuk renklerin karakteri olduğundan bu da aynı gruba dahil olmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soğuk Renklerin Özellikleri:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soğuk renkler, insanın üzerinde hoş serin, dinlendirici ve tazelik verici etkileriyle göze çarparlar. Dolayısıyla istirahat ve sakinlik ihtiyacımızı karşılarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu renkler; bir yeri aslından daha büyük gösterirler. Yazın sıcakta kullanılırsa serinlik ve rahatlık hissi verirler. Fakat soğukta kullanıldığında üşütücü ve soğuk bir hava yaratırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Odalarımızın ve mobilyaların, kullanılış durumları ile özellikleri, mevsimler göz önünde bulundurularak; her iki grupta bulunan renkleri kullanmak en uygunu, en doğrusudur. Sıcak ve soğuk renkler bir arada kullanılmayıp, ayrı olarak düşünülecek ise birbirine yakın olarak bulundurulmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TAMAMLAYICI ( MÜTEHHİM ) RENKLER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üç ana renkten ( kırmızı, sarı, mavi ) ikisinin birleşmesi halinde geriye kalan üçüncü renge “tamamlayıcı renk” adı verilir. Sarı ile mavinin birleşmesinden yeşil renk meydana geldiğine göre, geriye kalan üçüncü ana renk olan kırmızı; yeşilin tamamlayıcısıdır. Yani yeşilin tamamlayıcı (kırmızı+sarı) den geriye kalan, kırmızı renktir. Bunun gibi, morun (kırmızı+mavi) tamamlayıcısı sarı; turuncunun (kırmızı+sarı) tamamlayıcısı, mavidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer taraftan da: Kırmızının tamamlayıcısı yeşil, sarının tamamlayıcısı mor, mavinin tamamlayıcısı da turuncu renktir. Tamamlayıcı renkler, beraber bulundukları vakit daha kuvvetli ve etkili görünürler; tek oldukları zamandan daha “bütün “ ve “hoş” bir ahenk yaratırlar. Örneğin; kırmızı rengin yanında yeşil, mavi rengin yanında turuncu renkler, yalnız başına gösterdikleri etkiden daha kuvvetli bir etki, gösteriş ve ahenge sahip olurlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NÖTR RENKLER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nötr renkler, beyaz, siyah ve kurşuni gibi tarafsız renklerdir. Bunlar belli başlı bir renk özelliğinden ziyade, çeşitli renklerin elde edilmesine yardımcı olurlar. Nötr renkler, dinlendiricidir; doyurucu manalı ve olgun bir etkileri vardır. Bunlardan siyah renk, derinlik ve karanlık beyaz ise aydınlık, temizlik ve yakınlık hissi yaratır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;RENKLERİN DİLİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Renklerin özelliklerine göre, meydana getirdiği ve aksettirdiği değişik havadan, insan ruhu çeşitli şekillerde etkilenir. Yerine göre bir huzur, ferahlık ve sakinliğe yahut kötümserliğe kavuşur. Bununla beraber renklerin üzeremizde bıraktığı etkiler; özel durumumuza, ruh haletimize ve tabiat şartlarının mevcut reaksiyonlarına bağlıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Etrafımızda bulunan ve karşılaştığımız çeşitli renklerin günlük hayatımızda bıraktıkları etkileri, bazen önemli derecede hisseder ve çok defa da farkında dahi olmayız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konuda çoğu zaman hissi ve alışıla gelmiş durumlarda renklerin çeşitli reaksiyon ve etkilerini gözden geçirelim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KIRMIZI : Sıcak renklerin başında gelen kırmızı; canlı, tahrik edici ve dolayısıyla aktif bir etkiye sahiptir. Heyecan verir ve bazen doktorlara göre de insanın tansiyonunun artmasına sebep olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SARI : Sarı renk; güneşi, ışığı temsil eden sıcak ve zengin bir renktir. İnsana cesaret ilham eder, yatıştırır. Zihni faaliyetlerde, çalışmada ve geniş fikirli olmada önemli faydalar sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YEŞİL : İnsanda serinlik yaratan yeşil renk, içten bir huzur ve ümit temin eder, nefse itimadı artırır. Dini kitaplarda da ifade edildiği gibi, yeşil renk gözler için gayet iyidir: onları dinlendirir ve canlılık verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MAVİ : Mavi renk, insana rahatlık ve huzur verir. Dinlendirici bir fonksiyona sahiptir: Düşüncelere bir ahenk verir, sinirleri telkin eder, gözleri rahatlatarak dinlendirir. Fakat, açık mavi renk bazen insanın ruhunda bir soğukluk, yalnızlık ve dolayısıyla hüzün yaratır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TURUNCU : Sıcak bir renk olan turuncu, şatafatlı, gösterişli bir etki ve hava yaratır. Bunda, kırmızının fazlaca olan canlı ve tahrik edici özelliği hafiflemiş durumdadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BEYAZ : Beyaz renk masumiyeti, temizliği ve asaleti temsil eder. Renk birleştiricidir, yazın serin tutar ve aynı zamanda insanı daha genç gösterir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SİYAH : Siyah renk, yalnızlık sembolü olup, insana ciddiyet ve sükunet verir. Dertlerini, sıkıntılarını ve endişelerini hatırlatır. Fakat bununla beraber, neşeli zamanlarınızda ve özel anlamlı günlerinizde siyah elbise giyinmekten çelinmeyiniz. Çünkü bu gibi durumlarda siyah renk, şahsiyetinizi daha belirli hüviyete sokar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KAHVERENGİ : Kahverengi, ciddilik, düzgünlük, dayanıklılık ve metanet sembolüdür. Buna uyan başka renkler ile karıştırılarak da tercih edilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GRİ : Uzlaştırıcı, denge unsuru olan gri renk, alçak gönüllülüğü ve eski tabirle, zevk-i selimi temsil eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Makalenin orjinaline ulaşmak için linke tıklayınız-&lt;br /&gt;&lt;a href="http://autocadgunlugu.com/renkler-ve-renk-bilgisi/"&gt;http://www.autocadgunlugu.com/renkler-ve-renk-bilgisi/&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-4428827062423536139?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/4428827062423536139/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2007/11/renkler-ve-renk-bilgisi-1.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/4428827062423536139'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/4428827062423536139'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2007/11/renkler-ve-renk-bilgisi-1.html' title='Renkler ve Renk Bilgisi -1-'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/RyswOWabfLI/AAAAAAAAADE/CyZ4-1TxBpw/s72-c/renk-1.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-3570436199827862959</id><published>2007-11-02T06:19:00.000-07:00</published><updated>2009-01-31T11:14:59.198-08:00</updated><title type='text'>MERDİVENLER</title><content type='html'>Farklı seviyeler arasındaki bağlantıyı ve düzenli aralıklı    kademelere   sahip eğimli yollara " Merdiven " denir. Merdivenler düşey sirkülasyon araçlarının en yaygın olanıdır. merdivenler türlerine göre; iç ve dış merdivenler şeklinde iki gruba, iç merdivenlerde esas, yan, servis, yangın merdiveni, biçimlerine göre; düz kollu, düz kollu yamuk basamaklı, dönel ve kısmen dönel, eğimlerine göre; yatık, normal ve dik eğimli, yapımında kullanılan malzemelerin cinsine göre ise ahşap, betonarme, metal, taş ve karma merdivenler şeklinde beş gruba ayrılırlar.(1)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1.GELENEKSEL MERDİVENLER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Geleneksel Türk evlerinde merdivenler, dış sofalı eski tiplerde tamamen ve sofaya paralel konumdadır. Tek kollu ve genellikle sahanlıksızdırlar. Bu tipte merdiven sofa içine alındığında ise eğer ara kat varsa bir sahanlık yaparak o odaya giriş sağlarlar. Eğer ara kat yoksa merdivenler tek kolludur.&lt;br /&gt;  Merdivenlerin oda sıraları arasına alınması hali, orta ve iç sofalı tiplerde daha çok görülür. O zaman plan şemasında merdivende önemli rol oynamaya başlar. Hatta öyle ki 19. yüzyıl evlerinde merdiven biçimi, çevre galerileri, korkuluk ve basamakları ile merdivenler evin ziyneti haline gelmişlerdir. Merdivenler evin strüktürüne uygun olarak ahşap veya kagirden yapılmışlardır.(1)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/RyslEmabfFI/AAAAAAAAACU/oypMsrhy8mI/s1600-h/1.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/RyslEmabfFI/AAAAAAAAACU/oypMsrhy8mI/s320/1.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5128233361652546642" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geleneksel evlerde kullanılan merdiven türleri. Şekil:1&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. GÜNÜMÜZ MERDİVENLERİ:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Günümüz binalarında kullanılan merdivenler, türlerine, biçimlerine, eğimlerine ve kullanılan malzemelerin cinsine göre ele alınmış ve her konu başlığı kendi içinde ayrıntılı olarak incelenmiştir.(1)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. MERDİVEN TÜRLERİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Merdivenler iç ve dış olmak üzere ikiye ayrılır. İç merdivenler normal olarak dış hava koşullarına kapalıdır. Bunlar işlevlerine göre esas, yan, servis ve yangın merdivenleri şeklinde düzenlenirler. Dış merdivenler ise tümüyle dış hava koşullarına açık bahçe, park gibi alanlarda uygulanan merdiven türüdür.&lt;br /&gt;  Merdivenlerin işlevlerini yerine getirebilmeleri için sağlamak zorunda oldukları koşulların nicelik ve nitelikleri biçimlerine, eğimlerine ve malzemelerine bağlı olduğu için öncelikle bunların açıklanmasında yarar vardır.(1)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3.1 BİÇİMLERİNE GÖRE MERDİVENLER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Merdivenler biçimlerine göre düz kollu, düz kollu yamuk basamaklı, kısmen dönel ve dönel olmak üzere dörde ayrılır. Bunların her biri tek , çift, üç ve dört kollu olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Düz kollu merdivenlerin belirgin özelliği çıkış hattının bir doğru ve tüm basamaklarının plandaki şeklinin dikdörtgen veya paralel kenar olmasıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Düz kollu ve yamuk basamaklı merdivenlerde de çıkış hattı bir doğrudur. basamakların ise bir kısmı ya da tümü yamuk şeklindedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Kısmen dönel merdivenlerin çıkış hattının bir bölümü eğridir. Bu nedenle basamaklarının bir bölümünün plandaki şeklinin yamuk olması zorunludur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Dönel merdivenlerde ise çıkış hattının tümü eğri ve basamaklarının da tümü yamuk şeklindedir.       &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/Ryslf2abfGI/AAAAAAAAACc/8wjxJQqi9ng/s1600-h/2.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/Ryslf2abfGI/AAAAAAAAACc/8wjxJQqi9ng/s320/2.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5128233829803981922" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biçimlerine göre merdiven türleri. Şekil: 2&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KÖŞE SAHANLIKLI MERDİVEN:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/RysmB2abfHI/AAAAAAAAACk/hoq07GHqiI4/s1600-h/3.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/RysmB2abfHI/AAAAAAAAACk/hoq07GHqiI4/s320/3.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5128234413919534194" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TAM DÖNER MERDİVEN:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/RysmRmabfII/AAAAAAAAACs/V1-9bKtzKtU/s1600-h/4.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/RysmRmabfII/AAAAAAAAACs/V1-9bKtzKtU/s320/4.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5128234684502473858" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÇEYREK  DÖNER  MERDİVEN:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/RysmfWabfJI/AAAAAAAAAC0/GYW5yM0KcZQ/s1600-h/5.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/RysmfWabfJI/AAAAAAAAAC0/GYW5yM0KcZQ/s320/5.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5128234920725675154" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3.2 EĞİMLERİNE GÖRE MERDİVENLER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Binalarda kullanılan merdivenlerin eğim açıları 20-45 arasında değişmektedir. Bunlar eğim açılarına göre ayrıca üçe ayrılır.&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;  Yatık eğimli merdivenler   20-25 ( % 36- % 46 )            &lt;br /&gt;  Normal eğimli merdivenler  25-36 ( % 46- % 72 )&lt;br /&gt;  Dik eğimli merdivenler  36-45 ( % 72- %100 )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     Dış merdivenler normalde yatık, iç mekanlarda ki esas merdivenler ise normal eğimli olmalıdır. Servis merdivenleri ile az yer kaplaması istenen diğer tüm iç merdivenler dik eğimli olabilir.(1)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3.3 MALZEMELRİNE GÖRE MERDİVENLER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Merdivenler taşıyıcı kısım, kaplama ve korkuluk olmak üzere üç kısımdan oluşur ve bunların her birinde malzemelerin hemen hepsi kullanılabilir. Ancak tüm taşıyıcı yapı elemanlarında olduğu gibi merdiveni öncelikle taşıyıcı kısımların malzemesi belirler. Merdivenler taşıyıcı kısımlarının malzemesine göre beşe ayrılır.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;• Ahşap, betonarme, metal, doğal ya da yapay taş ve karma merdivenler(1)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. MERDİVEN ELEMANLARI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir merdiven evi, merdiven kolu, basamak, rıht, sahanlık, merdiven    yüksekliği, merdiven kovası, limonluk, korkuluk, küpeşte ve çıkış  hattından oluşur. Merdiveni oluşturan elemanlar aşağıda kısaca açıklanmıştır.(1)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4.1 MERDİVEN EVİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Merdivenler iki duvar arasında olabilecekleri gibi bir kenarlarından duvarlara sınırlı ya da duvarlardan tamamen bağımsız olabilirler. Eğer duvarların sınırlandırdığı mekan sadece merdiven için kullanılıyorsa buna " merdiven evi " denir. Yangın, deprem gibi afetlerde kaçış yolları olarak ta kullanılan merdivenlerin bir merdiven evi içermeleri zorunludur.(1)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4.2 MERDİVEN KOLU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı doğrultudaki en az üç basamaktan oluşan merdiven boyuna " merdiven kolu " denir. Merdiven nişliği, kullanıcı sayısına göre saptanmaktadır. Merdiven kol genişliği toplumun kullandığı binalarda ve dörtten fazla dairesi bulunan apartmanlarda 120 cm'den, diğer binalarda ise 110 cm'den az olmamalıdır. Bu genişliklere her kat artışında 10 cm ekleme yapmak gerekir. Merdiven kol genişliği, tek aileye ait evlerde 100 cm ye çatı arası, bodrum katı ve servis merdivenlerinde ise 70 cm ye kadar indirilebilir.(1)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4.3 BASAMAK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Basamak, merdivende ayağın bastığı kısımdır. Yani rıht yüzeyleri arasındaki yatay uzaklıktır. Basamak genişliği aşağıdaki formül ile hesaplanır.&lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;    2a+ b=60~ 63 cm   b= ( 60~ 63 cm ) -2a&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;( 60 ~ 63 cm ); Düz zeminde yürüyen yetişkin bir insanın normal adım boyutudur. Basamak genişliği, ayak tabanının  basamak üzerine rahat ve emniyetle basabilmesi için merdivenin çıkış hattı üzerindeki hiçbir yerinde 25 cm'den az 35 cm'den fazla olmamalıdır. Ayrıca, balanslı ( dönüşlü ve döner ) merdivenlerde, merkezden 15 cm uzaklıktaki basamak genişliğinin de 10 cm'den az olmaması gerekir. Merdivenlerde sahanlık olduğunda ise basamak sayısı sahanlık sayısı kadar eksik olur.(1)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/Rysm7GabfKI/AAAAAAAAAC8/5ijfyzSq2MU/s1600-h/6.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/Rysm7GabfKI/AAAAAAAAAC8/5ijfyzSq2MU/s320/6.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5128235397467045026" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Merdiveni oluşturan elemanlar. Şekil: 3&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4.4 RIHT&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Merdiven basamakları arasındaki aynı yüksekliğe sahip dik yüzeye " RIHT " denir. Rıht yüksekliği, merdiven eğimine ve adım uzunluğuna bağlı olarak yüksekliklerine göre hesaplanmakta ve  yapılacağı yerin özelliğine göre aşağıda verilen ölçülerin dikkate alınması gerekmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Park, bahçe ve dış girişlerde      R~ 14 cm&lt;br /&gt;  Anıt, tapınak, saray    R~ 15 cm&lt;br /&gt;  Toplantı salonu, sinema, tiyatro   R~ 16 cm&lt;br /&gt;  Okul, hastane, mağaza, iş hanı   R~ 17 cm&lt;br /&gt;  Konut ve servis merdivenleri   R~ 18-19 cm&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Bir merdivenin iniş çıkış rahatlığı ve güvenliği; eğimi, rıht ve basamak boyutları ve adım uzunluğu arasındaki ilişkilere bağlıdır. Rıht yükseklikleri, yukarıda verilen değerler arasından seçilmektedir.(1)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4.5 SAHANLIK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Sahanlıklar merdiven kolları arasında düzenlenen döşeme parçalarıdır. Sahanlıklar iniş ve çıkış güvenliğini,  katlara giriş ve çıkışları ve çok kollu merdivenlerin yön değiştirmesini sağlarlar.&lt;br /&gt;  Basamak sayısı yüksek olan merdivenlerde, genellikle merdiven boyunun ortasına gelecek şekilde düzenlenirler. Sahanlık boyu, basamak genişliğine sahanlıkta atılacak adım sayısı ( n ) kadar alınacak adım boyunun eklenmesiyle bulunur.(1)&lt;br /&gt;  Sahanlık boyu= Basamak genişliği ( 60~63 cm x n )&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;4.6 MERDİVEN YÜKSEKLİĞİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Çıkılması gereken yüksekliktir. Merdiven yüksekliği binalarda kat yüksekliği, yani döşeme üzerinden döşeme üzerine olan yüksekliktir. Üst üste gelen merdiven kolları arasındaki yüksekliğe de " baş yüksekliği " denir.&lt;br /&gt;             Baş yüksekliği kullanıcı boyuna ve merdivenin eğimine bağlıdır. Bu yükseklik 180 cm'den az olmamalıdır.(1)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4.7 MERDİVEN KOVASI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Planda birbirinin yanından geçen iki merdiven kolu arasındaki boşluğa " merdiven kovası " denir. Merdiven kovasının genişliği, merdivenin şekline bağlı olmakla birlikte en az 20 cm olmalıdır.(1)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4.8 LİMONLUK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Merdiven boşluğu tarafında, basamağın üst ve ön kısmında yapılan çıkıntıya &lt;br /&gt;" limonluk " denir. Ayağın merdiven boşluğuna kaymaması ve merdivenin temizlenmesi sırasında su gibi sıvıların yanlardan aşağıya dökülmemesi için yapılır.&lt;br /&gt;  Limonluğun genişliği, 5~10 cm ve derinliği de 5~15 cm arasında olmalıdır. Limonluk, basamak şeklini takip eder biçimde ya da düz olarak düzenlenir.(1)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4.9 KORKULUK ve KÜPEŞTE&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Emniyeti sağlamak için merdiven boşluğu tarafına ahşap, metal ve plastik plaka ve çubuklar, cam, mermer vb. gereçlerle korkuluk yapılır. Korkuluğun bağlantı çubukları basamaklara önden, yandan ya da üstten tespit edilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Korkuluğun üzerine, elle tutunarak rahat  iniş ve çıkışı sağlayan, yüksekliği yaklaşık basamak ucundan 90 cm olan küpeşte oturtulur. Küpeşteler genellikle 5~10 cm genişliğinde ahşap, metal ve plastik gibi gereçlerden profiller açılarak hazırlanır. Geniş ve kaliteli binaların merdivenlerinde duvar tarafına da küpeşte konulabilir. Bu durumda küpeşte, duvar üzerine ya da duvar içerisine girecek şekilde tespit edilir. Korkuluklara gelecek yük, konutlarda 50 kg f/m, okul, hastane, sinema, mağaza, toplantı salonu vb. topluma açık yerlerde ise 100 kg f/m olarak alınmalıdır.(1)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-3570436199827862959?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/3570436199827862959/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2007/11/merdivenler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/3570436199827862959'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/3570436199827862959'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2007/11/merdivenler.html' title='MERDİVENLER'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/RyslEmabfFI/AAAAAAAAACU/oypMsrhy8mI/s72-c/1.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-7338418496974529564</id><published>2007-11-02T06:13:00.000-07:00</published><updated>2009-01-31T11:14:59.198-08:00</updated><title type='text'>GOTİK VE ROMAN MOBİLYASI</title><content type='html'>GOTİK SANATI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gotik sanatı, Roman sanatının sunduğu hayalgücü ve birikim üzerinde yükselmiştir. Bu sanattaki yapı ve düzen, dekorasyon, esin ve plastik anlayış tam anlamıyla yeni, "el değmemiş"tir. Roma Yunan'dan yararlanmış; Bizans Roma'dan ve Doğu'dan kaynaklanmış, Roman sanatı Doğu'nun, Bizans'ın, Barbarların ve Antikçağ'ın melez ürünü olarak ortaya çıkmıştı. Rönesans ve modern sanatlar da mimarlık ve süsleme öğelerini Antikçağ'dan almıştı. Gotik sanatı ise Roman sanatının gelişimini köstekleyen köhneleşmiş formların kısıtlamalarını bir yana atarak doğadan yola çıktı. Gotik sanatı Roman sanatının sunduğu birikimden ve bakış açısından yararlanmasına karşın, Roman sanatının reddiyesi üzerinden kendini yaratmıştır. Gotik sanatçı da bu yaratıcı itkiyle her şeyi yeni baştan ele alma cesaretini gösterebilmiştir. Aydınlanmanın tohumları yavaş yavaş toprağa düşmektedir. &lt;br /&gt;Rönesans döneminde İtalyanlar, Ortaçağ sanatını aşağılamak üzere "tedesco" diyorlar. Bunun Fransızcası "gotik". Gotik sanatı 12. yüzyılın ilk çeyreğinde Fransa'da ortaya çıktı, 13. yüzyılda olgunluk aşamasına ulaştı. Bundan sonra İngiltere'de hızlı bir gelişim gösterdi ve 13.-14. yüzyıllarda tüm Avrupa'da yayıldı. Rönesans'ın doğuşuyla beraber gerilemeye başladı ve giderek ortadan kayboldu. &lt;br /&gt;Bu dönemde eski Galya bir krallık iktidarı altında merkezi ve güçlü bir devlet olmaya başlamıştı. Paris Üniversitesi'nde ders veren Aziz Thomas, dinsel dogma ve politik düşünce ile beraber inancın dünyevîleşmesini temsil ediyordu. Tüm bir toplumun ortak çabasının ürünü olan katedraller, somut olaylar dünyasının ve düşünce alanını egemenlik altına alan düzenin anıtsal ifadesiydi. Düşünce manastırdan üniversiteye, sanatsal girişimler başrahiplerden piskoposlara geçiyordu. &lt;br /&gt;Roman sanatının kasvetli şatoları, Gotik dönemde saraylara dönüştürüldü. 15. yüzyılda ekonomik alanda öne çıkarak yeni bir sınıf oluşturan burjuvazinin gereksinimleri doğrultusunda, kent konutları olan konaklar ve villalar yapıldı. Gotik dönem, köprü, hastane, manastır, belediye binaları, adalet binaları, çarşılar gibi çeşitli yapılar ortaya koyarak gelişmiş bir toplumun büyük mimarlık gereksinimlerine cevap verdi. Politik iktidarın niteliğine uygun olarak Gotik sanat da merkezlerde yoğunlaştı, taşraya ancak örnek olabildi. &lt;br /&gt;Gotik dönem insana yönelme konusunda bir adım daha attı. İnsana doğru atılan her adım, dinden biraz daha uzaklaşmak anlamına geliyordu ve insana ulaşmanın o dönemde dinden uzaklaşmaktan başka da yolu yoktu. Gerçekten de din, dogmalarını, ancak aklı reddederek kabul ettirebiliyordu. Aklı reddetmek ise insanı reddetmekti. &lt;br /&gt;12. yüzyılda teolojik bir kavram olan Meryem, 13. yüzyılda çocuğunu seven şefkatli bir ana haline gelmiştir. Roman yapılarının yüksek kapı alındıklarındaki çatık kaşlı İsa, Gotik yapılarda kemer payandalarına inmiş bir figür olarak inananları dinsel bir gülüşle selamlamaktadır. Bu dönemde tanrı da en yüce yargılayıcı olmaktan çıkarak insanlaşmıştır. Gotik dönemdeki süslemecilik Bizans'taki simgeciliğe karşılık ansiklopedik bir nitelik kazanmıştı. Örneğin Chartres Katedralindeki 8000 kabartma ve resim skolastik felsefeyi anlatıyordu. &lt;br /&gt;Gotik sanatı, mantığı ve matematiği mimariye uygulayarak yapıları yükseltmenin yöntemini buldu. Yüzünü doğaya çevirerek akla yöneldi. Akla yönelmesinin bir sonucu olarak gotik sanatta bir sistem değil bir dünya yaratma vurgusu vardır. Nitekim katedral, birçok imgenin ve varlığın yaşama zemini bulduğu başlıbaşına bir dünyadır. &lt;br /&gt;Bu dünya yaratma kurgusu, tamamlayıcı unsurlar olarak felsefe ve bilimin de önünü açmıştır. Bu akıl yürütmeyi ileride Descartes'ta göreceğiz. &lt;br /&gt;Birbirlerini besleyerek ayrı kanallardan beslenen sanat, felsefe ve bilim gelişen ve karmaşıklaşan koşullara yanıt üreterek, yaşanabilir bir dünya kurgusunun esas bileşenleri olma niteliğini bugün de sürdürmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gotik Nedir ?&lt;br /&gt;Gotik sözcüğü, herkeste genellikle güzel çağrışımlar uyandırır: katedraller, kiliseler, sivri kuleler, eski tarz bir dekorasyon. Oysa, bu sözcüğü ilk kez kullanan Rönesans dönemi İtalyan sanatçıları için Gotik terimi oldukça değişik bir anlam taşımış ve klâsik biçimlere karşı çıkan Kuzeyli barbarların, özellikle Cermen kökenli halkların kültürünü simgeleyen bir sözcük olarak geçerlik bulmuştur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gotik sözcüğü ilk önceleri Rönesans olgusunun dışında kalan tüm barbar kültürü ifade etmek için kullanılmıştı. Ancak sonradan, bu kültür daha iyi anlaşılıp, takdir edilmeye başlanınca daha dar bir anlamda, yalnızca mimari bir biçimi belirtmek amacıyla kullanılır oldu. Daha yakın dönemlerde ise, halk dilindeki anlamıyla, tümüyle dinsel yapılarla, özellikle katedraller ile bağdaştırılan bir terim haline geldi. “New English Dictionary” (Yeni İngilizce Sözlük) Gotik sözcüğü için şu tanımı vermektedir:&lt;br /&gt;“Batı Avrupa’da XII. yüz yıldan XVI. yüz yıla kadar yaygın olan mimari stil için kullanılan terim. Stilin temel özelliği sivri kemerlerdir. Aynı zamanda mimari ayrıntılarda ve süslemede de uygulanmıştır”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında bu tanım yeterince kesin değildir. Mimarlık tarihi uzmanlarından bir çoğu, Gotik stilin temel özelliğinin sivri kemerler olduğunu kabul etmeyip, farklı kuramlar ileri sürebilirler. Ayrıca, Gotik stili yalnızca mimarlığa özgü olarak kullanmak da pek doğru değildir. Zira Gotik yalnız yapılar için değil; mobilyalar, giysiler, süslemeler, hatta mutfak aletleri ve davranış biçimleri için bile geçerli bir kavramdı. Ne var ki, günümüzde kilise yapılarının dışında Gotik stilden geriye hemen hiç bir şey kalmamıştır.&lt;br /&gt;Konunun uzmanları, örneğin “Medieval Art” (Orta Çağ Sanatı) isimli eserinde Lethaby, Gotik stili tüm Orta Çağ sanatı ile özdeş tutmakta, üstelik renkli cam süslemelerini, el yazmalarını, şiirleri bile Gotik kapsamına sokmaktadır. Uzmanlar, XIX. yüz yılda De Caumont önderliğindeki arkeologlar tarafından Gotik sözcüğünün dar anlamda (yalnız mimarlık için) kullanılmaya başlandığını belirtmektedirler. Arthur Kingsley Porter, “Medieval Architecture” (Orta Çağ Mimarisi) adlı yapıtında Gotik sözcüğünün, Rönesans döneminde tüm Orta Çağ yapıları için uygulanan genel bir terim olduğunu, ancak XIX. yüz yılda De Caumont ve diğer arkeologlarca sivri kemerli yapıları “Romanesk” denilen yuvarlak kemerli yapılardan ayırabilmek için kullanılmaya başlandığını söylemektedir. Öte yandan, bazı yazarlar Gotik sözcüğünü kullanmaktan özellikle kaçınmışlardır. Örneğin Rickman “İngiliz Mimarisi”, Britton da “Hıristiyan Mimarisi” terimlerini tercih etmiţlerdir. “History of Freemasonry” (Masonluğun Tarihi) adlı kitabında Albert G. Mackey “Gotik Mimari, tam anlamıyla Masonluğun mimarisidir” demektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gotik ortaya çıkana dek Batı Avrupa’daki tüm yapı biçimlerinin temelini oluşturan “Romanesk” mimarlık oldukça basit bir ilkeye bağlıydı ve özünü eski bazilika inşaatlarından almıştı. Bu ilke, dört duvar üzerine oturtulan düz bir çatıdan ibaretti. Eğer çatı kubbeli ya da çıkıntılı olursa, yan ağırlıkları taşımaları için duvarların kalınlaştırılması gerekliydi. Bu nedenle, geniş iç mekânlar gerektiren büyük yapılarda duvarlar fazlasıyla kalın yapılıyordu. Duvarların yeterince sağlam olması için ise pencerelerin pek küçük olmaları gerekiyordu. Sonuç olarak, Romanesk yapılar bodur ve hantal görünümlü, iç mekânları karanlık ve hüzünlü yapılardı. &lt;br /&gt;Gotik mimarlar, iç mekânlarda yeterli genişliği sağlayan sivri ve yüksek kemerler kullanarak, Romanesk yapıların uygunsuz koşullarından kurtulma çaresini bulmuşlardı. Üstelik kemerli payandalar kullanarak yan ağırlıkları desteklemesini de biliyorlardı. Bu sayede, duvarların üzerindeki büyük yük azaltılmış oluyordu. Açılan büyük pencereler ve kullanılan renkli camlar iç mekânların tatsız karanlığını ve hüznünü yok ediyordu. Zamanla, yapıyı oluşturan çeşitli öğeler; kemerler, payandalar, sütunlar ve duvarlar, tıpkı bir makinenin gerekli parçaları gibi, bütün halinde uyumlu bir sistem biçimine dönüştü. Yapının çeşitli öğelerini uyumlu bir biçimde örgütleyen bu bütüncül sistem Gotik stilin özünü ve Romanesk stilden ayrılmasını sağlayan ana niteliğini oluşturdu. Kemerler, payandalar, sütunlar gibi teknik özellikler stili belirlemede ikinci plana düştü.&lt;br /&gt;Violet-le-Duc’ün ünlü Gotik tanımına göre; “tümüyle Romanesk stilden ayrı evrimleşmiş olan Gotik stilin ayırt edici özelliği, yapının tüm karakter ve görkeminin titizlikle örgütlenmiş ve içtenlikle uygulanmış bir sisteme bağlı olmasındadır”.&lt;br /&gt;Moore’un tanımlamasına göre; “Gotik mimari kısaca, payandalar ve ayaklar tarafından taşınan bağımsız bir kemerler ağı ile bunların üzerine oturtulmuş bir çatının oluşturduğu bir yapı sistemidir. Yapının tüm dengesi, ağırlık ve karşı-ağırlıklar sayesinde sağlanmıştır. Tüm sistem, mimari koşullara ve sanatsal formlara uygun, konularını doğadan alan yontularla bezenmiţtir. Gotik, dinsel inanç ile esinlenmiş, ulusal ya da yöresel tutkularla uyarılmış laik zanaatkârların ürünü olan yaygın bir kilise mimarisidir”.&lt;br /&gt;Moore, Gotik’in anahtarını payandalarda bulur. Diğer uzmanlar farklı kuramlar sunarlar. Porter’a göre temel nitelik kemerli çatıdır. Phillips sivri kemerlerin tüm sistemin özü olduğunu ileri sürer. Gould için, en üstün değer taş çatılardadır. Oysa Lethaby, Gotik stilin özünü bu tür teknik özelliklerden çok, yapının genel Orta Çağ karakterinde bulmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gotik Mobilya Sanatı (MS. 1250-1550)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortaçağın en belirgin stili olan Gotik sanatında yapılan oturaklı ve sağlam masif mobilyalarda, ağaç malzeme çok bol kullanılmıştır.&lt;br /&gt;Kalın torna ayaklar, kızak, kayıtlar ve masif tabla Gotik stilin taşra mobilyası sembolüdür.&lt;br /&gt;Bu dönemin mobilyaları, Roman sanatı döneminde kullanılan, sandalye, bank, masa, sandık ve kilise dolapları dışında okuma rahleleri, açılıp kapanır masalar ve dolaplardır.&lt;br /&gt;Mobilya üretiminde bugün kullanılan marangozluk el aletleri basit şekilde kullanılmış, 1322 yılında Ausburg'da hızarın bulunması ile tahtalar daha kolayca işlenebilmiştir.&lt;br /&gt;Ağaç malzemenin birleştirme ve konstrüksiyon şekillerinin 15. yüzyıldan itibaren gelişmesi, hızarlarla ince tahtaların elde edilebilmesiyle, Gotik dönemi mobilyası daha hafif, zarif ve zengin duruma gelmiştir.&lt;br /&gt;Mobilyalarda bugün alışılmış birleştirme şekilleri uygulanmış olup, Güney Almanya ve Alp bölgesinde masif ve çerçeve konstrüksiyon tarzı, kuzeyde ise ızgara konstrüksiyon daha yaygındır.&lt;br /&gt;Ağaç malzeme olarak her ülkenin yerli ağaç türleri kullanılmakta ise de, en çok kullanılan ağaç türü meşe olup, bu nedenle Gotik mobilya çağına Meşe Çağı da denmektedir. XIV. Yüzyılın sonlarına doğru Avrupa’daki Rönesans hareketi etkisiyle Gotik tarzı gerilemeye başlamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GOTİK TARZI : &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Batı ve Orta Avrupa'da resim, heykel, mimarlık ve müzik alanlarında XII. Yüzyıl'ın ortaların da Rönesans'a kadar süren sanat anlayışıdır. Büyüklük duygusu, canlı imgeler, zengin be-zemeler ve mistik dinsel coşku başlıca özellikleridir. Sivri kemerler ve ince payandalarla desteklenmiş kemerli çatılar gibi gotik mimarlık öğeleri Ortaçağ Katedrallerine yükseklik ve tanrıya ulaşma duygusuyla estetik incelik kazandırmıştır. Bu tarz, Rönesans'la birlikte baş-layan simetrik ve geometrik bezemelerle özelliğini ve yaygınlığını yitirmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gotik dönem :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;batı ve orta avrupa’da resim, heykel, mimarlık ve müzik alanlarında 12. yüzyılın ortalarında başlayarak bazı yörelerde 16. yüzyılın ortalarına değin süren, pek çok ürünün veridiği, son derece çeşitli bir dönemdir. gotik dönem, aslında ortaçağ’ın skolastik düşünce tarzının baskısı altında kalan sanat üslubunun biraz yumuşatılmışıdır. dinde kişisel gizemcilik sık sık vurgulanmaya başlandı. dinsel alanlarda da hala çalışmalar yapılırken din dışı alanlarda da çalışıldı. doğanın çeşitliliğine de kişisel yorumlar getirildi. giotto ve duccio, dönemin örnek sanatçıları arasındadırlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gotik Stili Kim Buldu ? :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gotik’in nerede ve ne zaman başladığı konusunda mimarlık tarihçileri arasında büyük görüş farklılıkları vardır. Gotik stili yaratma onurunu kendi ülkelerine mal etmeyi arzulayan İngiliz yazarlar, ilk örneğin Durham’da 1100 yılları civarında ortaya çıktığını ileri sürmektedirler. Oysa ayrıcasız olarak tüm Fransız yazarlar, Gotik’in başlangıcının Paris ve çevresinde gerçekleştiğini savunmakta ve ilk Gotik anıtın, yapımına 1140 yılında başlanan Saint Denis Manastır Kilisesi olduğunu söylemektedirler. Çağdaş yazarların büyük çoğunluğu Fransız kuramını kabul etme eğilimindedirler. Porter, yeni stilin 1063 yılında Paris’te başladığını ve doruk noktasına 1120 yılında Amiens nefi (orta sahını) ile ulaştığını belirtir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Roman and Medieval Art” (Roma ve Orta Çağ Sanatı) adlı kitabında Goodyear, Gotik stilin başlangıcı ve gelişmesi hakkında şunları dile getirir: “Gotik’in “erken”, “orta” ve “geç” dönemleri olduğu belirtilir. Oysa, bu dönemler arasında kesin sınırların bulunmadığı bilinmelidir. Genel olarak XII. yüz yılda Gotik Fransa’da başlamıştır ve diğer ülkelerde XIII. yüz yıl öncesinde bu stile rastlanmaz. XIII. ve XIV. yüz yıllar Gotik stilin yetkinliğe ulaştığı dönemlerdir. XV. yüz yılda ise göreli olarak gerileme görülür. Hem Almanya ve hem de İngiltere’de Gotik XIII. yüz yılda ortaya çıkmıştır. Halbuki İtalya, Gotik’i asla tümüyle kabullenmemiştir. İngiltere, Gotik stilde en yoğun yerel ve ulusal uygulamaların yapıldığı ülkedir ve bu nedenle İngiltere’de Gotik’in ikinci el olarak, bir taklit biçiminde uygulandığı aşikârdır. Biçimsel güzellik ve genel çekicilik açısından İngiliz katedralleri diğer tüm ülkeler ile yarışabilirler; ancak Gotik’in ortaya çıkıp gelişmesi açısından öncelik Fransızlara ait olmuştur.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acaba Gotik mimarlar bu yeni sanatın gizlerini nereden türetmişler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konuda da, çok sayıda farklı kuramlar mevcuttur ve pek aklı başında savların yanı sıra oldukça saçma olanlara da rastlanabilir. Lascelles, mimarların sivri kemerleri Nuh’un Gemisinden öğrendiklerini ileri sürmüştür. Stukeley, yeni yapı ilkelerinin Druid’lerin mağaralarını taklit etmeye çabalarken keşfedildiğini savunur. Ranking’e göre Gotik stil, temelde Gnostik bir karakter taşımaktadır. Christopher Wren, Gotik’in Araplardan alındığını söylemiştir. Findel’e göre, Gotik sanatı bulma onuru Cermen kökenli halklara aittir. Scott bu kurama katılmakta, ancak Fransa ve İngiltere’ye yayılmasını “Comacine Ustaları”na bağlamaktadır. Lewis, bu denli açık ve kesin ilkelerin ancak tek bir kişi tarafından oluşturulabileceğini düşünür ve Gotik sanatın keşfi onurunu Fransa kralı Şişman Louis’nin başbakanı Suger’e verir. Pownall, Gotik’in ağaç oymacılığından türediğini belirtir. &lt;br /&gt;Günümüz sanat tarihçilerinin genelde birleştikleri kuram, Gotik’in zamanla ve ustadan çırağa sözlü eğitim ile evrimleştiği, kaçınılmaz olarak dönemin mimari ve toplumsal koşullarından etkilendiği biçimindedir. Bu kurama Gould da şu sözlerle katılır: “Gotik, bir taklit ya da çalıntı değil, özgün bir stildir. Avrupa’nın çeşitli yörelerinde hemen hemen eşzamanlı olarak belirmiş ve zamanla gelişmiştir.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gotik Mimarlar ve İlk Masonlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gotik stilin doğduğu dönemde mimarlık da dahil olmak üzere tüm sanatlar manastır tarikatlerinin denetimi altındaydı ve ancak büyük katedrallerin yapımı sırasında mimarlık laiklerin denetimine geçti. Doğrudan inşaat işlerinde çalışanlar hakkında tarihsel kayıtların çok az sayıda olması, hemen her zaman kiliseye bağlı kişiler tarafından tutulan dönemin kroniklerinde, laik yapı ustalarından söz etmeye tenezzül edilmemiş olmasından kaynaklanmaktadır. Bu yapı ustaları, dönemlerindeki tüm diğer zanaat mensupları gibi, lonca benzeri meslek örgütlerinde (Guilds) toplanmışlardı. Meslek örgütleri, zaman ve mekân bakımından birbirlerinden çok farklı yapıda olmalarına karşın, yine de ortak bazı nitelikler göstermekteydiler. Her örgüt kendi toplumu içinde, ilgili mesleğin ticari tekelini elinde tutan yerleşik bir düzene ve mensuplarını bağlayan yasalara sahipti. Bir meslek örgütü bir başka meslek örgütü üzerinde herhangi bir denetim yetkisi kullanamazdı. Tüm bu meslek örgütlerinin ortak olarak uygulamak zorunda oldukları; çırakların eğitimi, hammadde sağlanması ve satış koşulları gibi konular hakkında belirli kuralları vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanatlarındaki özellikler nedeniyle, katedral yapımını üstlenen meslek örgütleri bir çok önemli konuda diğer meslek örgütlerinden oldukça farklı bir duruma yükselmişlerdi. Bu farklılık, katedral yapımı ile uğraşanların içinde bulundukları çalışma koşullarının doğal bir sonucu idi. Kentlerin bir katedrale sahip olma lüksünü göze almaları sık rastlanan bir durum değildi ve bu yüzden katedral yapımında çalışanların her zaman iş bulmaları olanaklı olmazdı. Üstelik, pek alışılmadık meslekî gizleri öğrenme ve elde tutmayı gerektiren bu sanat oldukça zordu. Zamanla katedral yapım sanatının eşsizliğini anlayan yetkililer, bu meslek mensuplarına bazı özel ayrıcalıklar ve bağışıklıklar tanıdılar; örneğin bir kentten diğerine özgürce dolaşabilmek hakkını verdiler. Bu ayrıcalık, kendi kent sınırları dışında iş görmesine izin verilmeyen yerleşik meslek örgütleri ile gezgin katedral yapımcılarını ayıran en önemli nitelik oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gotik Mimarların Evrensel Kardeşlik Örgütü :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gould, Gotik mimarların kardeşlik örgütü kuramını reddeden yaklaşımını tümüyle yapıların mimari tanıklığına dayandırmakta ve araştırmacıların düşüncelerinde yanılabileceklerini ama yapıların yanılgıya düşmelerinin olanaksız olduğunu belirtmektedir. Gould’a göre, yapılar sundukları ihmal edilemeyecek yerel özellikler nedeniyle “tek bir büyük örgütlenmenin” ürünleri olamayacaklarını kanıtlamaktadırlar. Gould’un neredeyse bir anıt niteliğinde olan yapıtının sağladığı en görkemli başarı, çeşitli ülkelerdeki Gotik mimarinin incelenmesi ve bu yapıların tek bir örgütün ortak ürünü olmadıklarının kanıtlanmasıdır. Orta Çağ mimarisi konusunda çalışan çağdaş tarihçiler de Gould’un görüşlerine katılmaktadırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gotik’in evrimi ile ilgili olarak bilinen her olgu, bu stilin zaman içinde geliştiğini ve tüm Gotik mimari gizemlerini elinde tutan tek bir örgütün var olamayacağını kanıtlamaktadır. Sivri kemerler, kemerli çatı, payandalar ve Gotik’e özgü diğer teknik özelliklerin, birbirinden bağımsız biçimde, acı veren deneyimler sonucunda öğrenildiği anlaşılmaktadır.&lt;br /&gt;Porter, payandaların Gotik stilin ortaya koyduğu yeni bir mimarlık ilkesi olduğunu belirtmektedir: “Gotik stilin doğumunu işaretleyen en önemli buluş, kemerli çatıların zaferini olanaklı kılan payandalardır. Bu bakımdan büyük olasılıkla, payandaların yarattığı olanak ve yararlar başlangıçta hemen fark edilmemiştir. İlk dönemlerde, payanda kullanılmadan inşa edilen oldukça büyük yapıların varlığı bilinmektedir. Ancak, çatının çökme tehlikesi karşısında payandaların sonradan eklenmesi sık rastlanan bir uygulamadır.” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu açıklamalardan anlaşılacağı gibi, Gotik stili olanaklı kılan payandalar ancak zamanla edinilen bir deneyimin sonucudur ve mimarlar payandaların sağladığı yararları yavaş deneyerek öğrenmişlerdir. Eğer mimari bir teknik ya da bir giz olarak payandalar tek bir örgüt tarafından önceden biliniyor olsaydı, bu zorlu ve yorucu evrime hiç gerek kalmayacaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benzer açıklamalar, Gotik’in temel unsurlarından biri olan sivri kemerler için de yapılabilir. Bir yapım unsuru olarak kemer oldukça eskilerden beri, Haçlıların Kudüs’ü ele geçirmelerinden çok önceleri kullanılmaktaydı ve Gotik mimarlar tarafından benimsenmesi zamanla ve zorunluluk nedeniyle gerçekleşti. Başlangıçta Gotik mimarlar uzun süre eski tür yuvarlak kemerleri kullanmakta ısrar ettiler. Süsleme amacıyla kullanımı ise daha sonraları ortaya çıktı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örnekleri çoğaltmak gereksiz. Zaman zaman mimarlık sanatı ve özellikle Gotik stil ile neredeyse anlamdaş olarak kullanılan “Geometri” aslında o günlerde asla soyut bir bilim dalı değildi; sayısız çabalar ve deneme/yanılma uğraşları sonucunda zamanla pratik olarak öğrenilmiş bir bilimdi. Ayrıca, Orta Çağdaki inşaat girişimlerini elinde tutan ve Geometri bilimine tümüyle egemen olmuş bir “büyük kardeşlik örgütü” hakkında herhangi bir tarihsel kanıt da mevcut değildir. Gotik yapılarda yer alan Romanesk süslemeler benzeri bir öyküyü açıklamaktadır, zira tümüyle Gotik nitelikte süslemeler ve renkli cam kullanımı da, tıpkı sivri kemerlerde olduğu gibi zamanla yavaş yavaş ortaya çıkmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanat tarihi, yapıların sunduğu bu kanıtları doğrulamaktadır. Gotik, alışılmış tarzlardan hareketle, dönemin koşullarına bağlı kalarak ve önceden var olan koşul ve alışkanlıklar arasından, zaman içinde evrimleşmiştir. Bugün evindeki rahat bir koltukta oturup, tıpkı bir film izlemişçesine tarihe bakan birisi için Gotik stil birdenbire ortaya çıkmış gibi görünebilir. Oysa olguların daha dikkatli bir incelemesi, tümüyle yeni bir sanat ve kültürü insanlığa bağışlayan bir büyük kardeşlik örgütü kuramının yalnızca tatlı bir hayalden ibaret olduğunu kanıtlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konuda, tarihin sessiz kalması da kanıtlayıcı bir tez olarak ileri sürülebilir. Eğer Gotik sanat, tek bir örgütün egemenliğinde olsaydı, bu şaşırtıcı örgüt aynı zamanda köprülerin, yolların, surların, özel konutların ve kalelerin yapımını da üstlenmeli ve herkesin nasıl giyineceğini, evlerini nasıl süsleyeceklerini de öğretmeliydi. Zira, daha önce belirtildiği gibi, Gotik yalnızca katedrallerin yapımı ile sınırlı kalan bir mimarlık türü olmayıp, aslında tüm bir kültürü simgelemektedir. Hatta, böylesi bir bilgelikle donanmış bu varsayımsal örgütün, Avrupa’daki her büyük kentte bir merkezinin bulunması, o dönemdeki Katolik Kilise örgütlenmesi kadar evrensel olması ve tüm bunlara bağlı olarak, oldukça kapsamlı tarihsel belgeleri artlarında bırakması gerekirdi. Ancak, gerçekte bu tür belgeler yoktur ve ısrarcı araştırmalara karşın, doğrudan katedrallerin yapımına katılan kişiler hakkında bile kayıtlar yeterli bilgiler vermemektedir. Katedralleri inşa edenler hakkında bilgi edinmek isteyenlerin yolu şaşırtıcı olarak daima karanlıkta kalmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dönemin Koşulları:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gotik mimari, tek bir grubun çabalarının ürünü değil XII., XIII. ve XIV. yüz yıllarda Avrupa ve İngiltere’de yaşayan bir çok grubun ve örgütün eseridir. Özellikle İngiltere’de, II. Henry ve Magna Carta’yı imzalayan Yurtsuz John’un hükümdarlıkları sırasında toplumsal yapının ne denli karmaşa içinde ve halk yaşamının ne denli enerjik olduğunu anımsamak gerekir. Batı Avrupa’da durum pek farklı değildi; Capet hanedanını devirenler Frank toprakları üzerinde, Paris ve çevresinde eski Roma ile mukayese edilebilecek bir imparatorluk oluşturmuşlardı. Kentlerin özgürleştiği, feodal soyluların bölücü yaklaşımları karşısında kralların giderek güçlendikleri bir dönemdi bu. Papalık gücünü tüm Hıristiyan dünyasına yaymış ve neredeyse ahlâkî ve dinî bir bütünlük oluşturmayı başarmıştı. Bu birlik çok geçmeden Kudüs’ü almak için Filistin’e ordular gönderecekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Porter’in “Medieval Architecture” (Orta Çağ Mimarisi) adlı eserinden alınan şu satırlar, Gotik’in gelişme dönemindeki koşulları açıklamaktadır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Gotik katedrallerin en şaşırtıcı tarafı üretildikleri çağdır. Eşkiya baronların kargaşası, çekişen hiziplerin gürültüsü ile Kilise’nin bilgisizlik ve boşinançları arasında, bu alabildiğine entellektüel, ülküsel ve sevimli sanat aniden filizlenmiştir. Kargaşa dolu Orta Çağda Gotik’in doğuşu adeta bir zamanlama hatası gibi görülebilir. Döneminin ruhuna kesin biçimde karşıt gibi görünen Gotik mimari, aslında dönemin koşullarından derinden etkilenmiştir ve ancak o günlerin siyasal, dinsel, ekonomik ve sosyal koşulları dikkate alındığında Gotik’in özü anlaşılabilir. XII. yüz yıl, kendinden önceki yüz yıllardan çok daha ileri bir dönemdir ve “Fransız Rönesansı” diye adlandırılması hatalı olmaz.”&lt;br /&gt;“Bu entellektüel devrim, pek köklü bir ekonomik atılım ile birlikte oluşmuştur. Uzmanlar, bu dönemin getirdiği değişiklikleri XIX. yüz yıldaki gelişmelere yakın bulurlar. Kentlerde çalışanlar serflikten kurtulmuşlar ve özgür örgütler altında birleşmeye başlamışlardır. Benzer bir gelişme köylerdeki serfler için de gündemdedir. Böyle bir ekonomik özgürleşmenin yararları muazzam olmuştur. Hac yolculukları, Fransız şövalyelerinin Avrupa’nın her yanına dağılması ve hepsinden çok Haçlı Seferleri, ticari yaşam için önceleri hayal bile edilemeyecek yeni etkinlik alanları yaratmıştır. Giderek güçlenen ve sayıları artan meslek örgütleri, Normandiya ile İngiltere arasında gelişen ticari ilişkiler, Montpellier ve Marsilya kentlerinin ikiye katlanan refah düzeyi, pazarların çoğalması, panayır ve fuarların artan önemi, tüm bu değişen koşullar halkın maddi yaşamındaki köklü gelişimi açığa koymaktadır. Çalışanların yaşamı kolaylaşmış, kentlerin ekonomik üretimleri artmış, yeni köprüler ve yollar yapılmaya başlanmıştır. Ticaret, bolluk yaratmıştır.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yeni yaşam tarzı, yeni düşünsel atılımlarda da kendini göstermiştir. Felsefe, hukuk, politika ve sanat konularındaki cesur fikirlerinden ötürü bir çok kişi Kilise tarafından yakılarak kurban edilmiştir. Yeni bir yaşam filizlenmiş ve bu zenginliğin içinden, tıpkı birer tomurcuk gibi Gotik katedraller doğmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyanın bölük pörçük olduğu, ülkeler arası iletişimin pek zor gerçekleştiği böyle bir dönemde, Gotik sanatın tüm Avrupa’da sağladığı bütünlüğün mantıklı açıklaması nedir? Aslında Gotik becerinin tekilliği, bu becerinin ürünlerinin her yerde aynı olmasından kaynaklanıyordu. Özel Gotik yapım teknikleri, mimarlar için kendine özgü tek bir yöntemi zorunlu tutuyordu. Eğer bir harita üzerinde, Fransa’daki tüm Gotik katedraller işaretlenirse, yapıların başta Paris civarında yoğunlaştığı ve sonra çember biçiminde tüm ülkeye yayıldığı fark edilir. Bu durum, merkezde öğrenilen yeni mimari yöntemin zamanla çevreye dağıldığını göstermektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tür bir teknolojik ilerlemenin çok sayıda örnekleri var. Bugün dünya üzerinde sayısız ve pek çeşitli tipte makina var, ama hiç kimse bu makinaların gizinin belirli bir kapalı örgütün tekelinde olduğunu düşünmüyor. Örneğin, dünyada binlerce tıp eğitimi veren kuruluş var; bunlar aynı mesleki terimleri (bir tür gizli dil !) ve aynı aygıtları kullanıyorlar, benzer kuralları bulunuyor ve asıl önemlisi, buralardan mezun olan kişilerin eğitimleri dünyanın her yerinde resmen geçerli kabul ediliyor. Ancak, biliyoruz ki, tıp eğitiminin bu birliği hiç bir zaman bir “büyük kardeşlik örgütünün” titizlikle saklanan sırlarına bağlı olmamıştır. Bu tekillik, tıp biliminde kullanılan yöntemlerin doğası gereği sağlanmıştır. Bu durum Gotik sanat için de geçerlidir. Avrupa’nın her tarafında birbirini andıran Gotik yapıların yükselmesi, gizlere egemen olan merkezi bir örgütün değil, Gotik sanatın uyguladığı zorunlu teknik yöntemlerin bir sonucudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemizdeki gotik eserler : (KKTC)&lt;br /&gt;Selimiye Camii&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(St. Sophia Katedrali):&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KATEDRAL, Kıbrıs'taki en büyük, en görkemli ibadethane ve en önemli Gotik mimari eser olarak kabul edilmektedir. Daha önce aynı yerde bulunan Hagia Sophia adlı bir Bizans kilisesinin üzerine kurulduğu söylenmektedir. Latin Başpiskoposu Eustorge de Montaigu tarafından 1208 yılında yapımına başlanmış ve 1326 yılında katedral kutsanarak ibadete açılmıştır. Kıbrıs'ın en önemli kilisesi olduğundan, Luzinyan krallarının taç giyme törenleri burada yapılmaktaydı. Yapı, 1373 yılında Cenevizliler, 1426 yılında Memlükler tarafından yağmalanmış ve bir kaç depremde zarar görmüştür. 1491 yılındaki yer sarsıntıları sonucu, Katedralin doğu bölümü yıkılmış ve Venedikliler tarafından onarılırken, eski bir Lüzinyan kralının (2. Hugh ) mezarı ortaya çıkmıştır. Bozulmamış durumda olan cesedin başında altın bir taç, üzerinde de altından eşya ve belgeler bulunmuştur. Fransız mimar ve ustaları tarafından inşa edilen katedral Orta Çağ Fransız mimarisinin çok güzel bir örneğidir. Katedral, anıtsal bir kapıyla başlar. Kapının üzerindeki taş oyma pencereler, eşsiz bir Gotik sanatı örneğidir. Girişin iki yanında bitirilememiş olan çan kulelerinin üzerine, Osmanlılar tarafından cami minareleri oturtulmuştur. Katedralin içi, üç koridor ile altı yan bölmeden oluşmuştur. İçinde küçük ibadethaneler vardır. Bunlardan kuzeydeki St. Nicholas'a (Noel Baba), güneydekiler Meryem Ana ve St. Thomas Aquinas'a adanmıştır. Caminin kadınlar bölümü olarak bilinen kısmı eskiden hazine dairesi olarak kullanılmıştır. St. Sophia'nın içinde, birçok Luzinyan soylusu ve kralları gömülüdür. Bunların mermer mezar taşları hala döşeme kaplamasının bir bölümünü oluşturur. Bu taşlar hasır ve kilim altında kaldıkları ve cami içinde ayakkabı giyilmediğinden üzerlerindeki yazı ve resimler bozulmadan kalmıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bellapais Manastırı :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GOTİK sanatın eşsiz örneklerinden biri olan manastır, Beşparmak dağlarının eteklerinde kurulmuştur. Fransızca "Abbaye de la Paix" yani "Barış Manastırı" sözcüklerinden bugünkü adı doğmuştur. Manastırın ilk sakinleri 1187 yılında Kudüs’ten göç eden Augustinian mezhebi rahipleridir. İlk manastır binasının yapımı 1198 - 1205 yılları arasındadır. Bugün görünen yapının büyük bir kısmı Fransa Kralı III. Hugh tarafından (1267 - 1284) inşa ettirilmiştir. Avlunun etrafını çeviren revaklar ve yemekhane ise Kral IV. Hugh döneminde (1324- 1359) yapılmıştır. Kıbrıs Osmanlılar tarafından alındıktan sonra manastır, Yunan Ortodoks Kilisesine verilmiştir. Avlunun yanındaki kilise manastırın en iyi durumdaki kısmıdır. Ön yüzdeki İtalyan freskleri 15. yy’da yapılmışlardır. Avludaki iki mermer lahit bir dönemler rahipler tarafından lavabo gibi kullanılmıştır. Lahitlerin arkasındaki kapıda, Kudüs, Lüzinyan ve Kıbrıs krallıklarının armaları asılıdır. Manastırın yemekhanesi de Gotik sanatın eşsiz örneklerindendir. Orta avlunun doğusunda rahiplerin iş odaları ve meclis odaları yer almaktadır. Meclis odasının ortasındaki sütunun ise erken dönem Bizans kilisesine ait olduğu düşünülmektedir. Rahiplerin yatakhaneleri ile hazine odası üst katta yer almaktadır. &lt;br /&gt;Anthipanitis Kilisesi :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ESKİ BİR MANASTIRIN önemli bir bölümüdür. Mimari tarzı Kıbrıs’ta fazla rastlanmayan bir tiptedir. Kubbe bir sekizgen üzerindeki yuvarlak sütunlar üzerine oturtulmuştur. Beşikkemerli ve giriş kolu 15. yy’da eklenen, Gotik tarzdaki taş işçiliğinin güzel örneklerindendir. Binadaki fresklerden günümüze dek gelenlerin bir kısmı orjinal, bazıları 15. yy’a aittir. Orijinal fresklerde Başmelek Cebrail ile Mihail’in arasında göğsünde çocuk olan Meryem figürü de yer almaktadır. Bazı fresklerde Cebrail figürü ve St. Anthony ve vaftiz sahnesi, St. Eudoksia ile St. Paul figürleri de bulunmaktadır. Kubbedeki tahtın hazırlanması ile ilgili 15. yy’a ait figürde, İsa meleklerle çevrilmiş bir madalyonun ortasında, bir yanında Meryem, bir yanında vaftizci Yahya olduğu durumda resmedilmişlerdir. Ayrıca on iki havari ve peygamberler sahnede bulunmaktadırlar. &lt;br /&gt;Roma Mobilya Sanatı-Kuvvet Çağı (MÖ. 500 -MS. 450)&lt;br /&gt;Bu dönemin esas mobilya tipleri olan yatak-divan, sandalye, masa ve küçük sandıklara ek olarak duvar dolapları da gelişmiştir.&lt;br /&gt;Açılıp kapanabilir tabureler, geniş divanlar, geniş ve uzun kolların dayanabildiği koltuklar önem kazanmıştır. Karyolanın ayakucu ile baş yastığı kaldırılmış, uyuma dışında oturma, dinlenme ve yemek amaçları için de kullanılmıştır.&lt;br /&gt;Örülmüş koltuk kullanılmakta ise de bugüne kadar örnek kalmamıştır. Ayakları tornalanmış ve kakmalar yapılmış masalar sadece yemek amacı için kullanılmış, diğer zamanlarda kanepenin altına sürülmüştür. Tornalı ayakların Mısır mobilyalarından başlıca ayrıcalığı, yivlerdeki daralmanın kırılma inceliğine yaklaşması, böylece mobilya hantallıktan kurtulmasıdır.&lt;br /&gt;Biklinium adı verilen iki kişilik yemek kanepeleri kalabalık törenlerde, bir tarafı servis için açık bulunmak üzere masanın üç yanına konmuştur.&lt;br /&gt;Eski Yunan ve Roma’da eşyaların çoğu duvarlara asıldığından büfe, vitrin, dolap türünden mobilyaya rastlanmamakta, Orta çağın başlarına doğru raflı, kapaksız büfeler görülmeye başlamaktadır.&lt;br /&gt;Roma sanatı Yunan sanatının bir uzantısı olup, aynı süsleme biçiminden ayrılmamıştır. Mobilya kasaları genellikle ahşap, metal ve taş süslemeli, ayaklar gümüş ve fildişi kakmadır. Mobilya yapımında tunç ve bronz da kullanılmıştır. Roma mobilyası Roma sanatının farklı ülkelerde değişik biçimde uygulanmasından oluştuğu için bir üslup bütünlüğü göstermez. Aşırı süsleme anlayışı mobilyaya da yansımış ve her mobilya anıtsal bir görünüm almıştır.&lt;br /&gt;ORTA ÇAĞ SANATI - ROMAN VE GOTİK DÖNEM (MS. 476-1550)&lt;br /&gt;Roma sanatının devamı Roman sanatı ile bunu takip eden dinsel etkilerin ağır bastığı ve çağa daha çok damgasını vuran Gotik Sanatı olmuştur. Bunun yanında Bizans’ta, Arap ülkelerinde, Anadolu’da ve Uzakdoğu ülkelerinde de mobilya ile ilgili örnekler görülmüştür. &lt;br /&gt;Ortaçağ, Doğu Roma İmparatorluğunun Yıkılışı (1453) ile son bulmasına rağmen, Gotik sanatı bir süre daha etkisini sürdürmüş ve Rönesans ile yeni bir sanat anlayışına yerini bırakmıştır.&lt;br /&gt;Roman Mobilya Sanatı (MS. 1000-1250)&lt;br /&gt;Roman sanatı , Roma sanatının Batılı Hıristiyan Latin ülkelerce benimsenmiş bir aşamasıdır.&lt;br /&gt;Daha çok dini etkilerin ağır bastığı bu döneme ait zamanımıza kadar kalan mobilya sayısı çok azdır. Kalanlar ise genellikle kilise, saray ve şatolardadır. Bu nedenle konutlarda kullanılan mobilyaya pek rastlanmamaktadır. Konut içindeki mobilyalar dört ayaklı masa, bank, sandalye, açılıp kapanır tabure ve divan ile sınırlıdır. Konut mobilyaları basit ve kullanım amacına yöneliktir. Ağaç malzemenin işlenmesinde balta, testere, keski, matkap, çekiç ve XII yüzyıldan itibaren de rende kullanılmaya başlanmıştır.&lt;br /&gt;Mobilyalar ağır, büyük ve şatafatlıdır. Tahtalar üst üste konup demir bantlar ve çiviler ile tutturulmuş, son zamanlarında ise çeşitli birleştirme şekilleri kullanılmıştır.&lt;br /&gt;Aşırı süsleme eğilimi nedeniyle mobilyalar fonksiyon amacını aşacak şekilde süslenmiş ve anıtsal bir görünüş almıştır.&lt;br /&gt;Roman mobilya sanatı, farklı ülkelerde değişik biçimlerde uygulandığı için bir üslup bütünlüğü göstermemektedir.&lt;br /&gt;Bu dönemde ağaç malzeme olarak, Kuzey Avrupa’da meşe, Orta Avrupa’da ibreli odunlar, İtalya, Fransa ve İspanya gibi Akdeniz ülkelerinde ise ceviz ile kayın kullanılmaktadır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-7338418496974529564?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/7338418496974529564/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2007/11/gotik-ve-roman-mobilyasi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/7338418496974529564'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/7338418496974529564'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2007/11/gotik-ve-roman-mobilyasi.html' title='GOTİK VE ROMAN MOBİLYASI'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-8459522835473895862</id><published>2007-11-01T07:58:00.000-07:00</published><updated>2009-01-31T11:14:59.199-08:00</updated><title type='text'>Mimarlık ve Yapı Dünyası</title><content type='html'>Mimarlık ve Yapı Dünyası ile ilgili tüm yazılara aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://yapi.com.tr"&gt;http://yapi.com.tr&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-8459522835473895862?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/8459522835473895862/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2007/11/mimarlk-ve-yap-dunyas.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/8459522835473895862'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/8459522835473895862'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2007/11/mimarlk-ve-yap-dunyas.html' title='Mimarlık ve Yapı Dünyası'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-7980287696631910561</id><published>2007-10-29T19:33:00.000-07:00</published><updated>2009-01-31T11:14:59.199-08:00</updated><title type='text'>Yayınlanmış Makalelerim</title><content type='html'>Sitelerde yayınlanmış makalelerime buradan ulaşabilirsiniz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.autocadgunlugu.com/author/akca"&gt;http://www.autocadgunlugu.com/author/akca/&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-7980287696631910561?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/7980287696631910561/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2007/10/yaynlanms-makalelerim.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/7980287696631910561'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/7980287696631910561'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2007/10/yaynlanms-makalelerim.html' title='Yayınlanmış Makalelerim'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2623492138340451907.post-5112922216274692818</id><published>2007-10-29T19:03:00.000-07:00</published><updated>2009-01-31T11:14:59.199-08:00</updated><title type='text'>Çalışmalarım</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/STFlk435MfI/AAAAAAAABLY/ZLBt4esgpXM/s1600-h/Eksantrik+10.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/STFlk435MfI/AAAAAAAABLY/ZLBt4esgpXM/s400/Eksantrik+10.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5274108323044078066" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SRGn9sNZ_7I/AAAAAAAABLI/4EEpIamMJyA/s1600-h/S%C4%B0MS+6-12+ya%C5%9F+aras%C4%B1+k%C4%B1z+%C3%A7ocuk+odas%C4%B1.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SRGn9sNZ_7I/AAAAAAAABLI/4EEpIamMJyA/s400/S%C4%B0MS+6-12+ya%C5%9F+aras%C4%B1+k%C4%B1z+%C3%A7ocuk+odas%C4%B1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5265174117654069170" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SRGn9W0JKBI/AAAAAAAABLA/1hw9Vc7kLJo/s1600-h/Eksantrik+999.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SRGn9W0JKBI/AAAAAAAABLA/1hw9Vc7kLJo/s400/Eksantrik+999.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5265174111910963218" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SPRsXINiZlI/AAAAAAAABKY/MGu9hUZMLKM/s1600-h/Taslaklar+ak%C3%A7a.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SPRsXINiZlI/AAAAAAAABKY/MGu9hUZMLKM/s400/Taslaklar+ak%C3%A7a.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5256945809645266514" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SPRr_QlaB_I/AAAAAAAABKQ/DgV0OdMi36A/s1600-h/Sevimli+komodin+taslak.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SPRr_QlaB_I/AAAAAAAABKQ/DgV0OdMi36A/s400/Sevimli+komodin+taslak.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5256945399576004594" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SPRrt9C0KVI/AAAAAAAABKI/tLQhPfyypp8/s1600-h/k%C3%B6%C5%9Fe+%C3%BCnitesi+taslak.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SPRrt9C0KVI/AAAAAAAABKI/tLQhPfyypp8/s400/k%C3%B6%C5%9Fe+%C3%BCnitesi+taslak.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5256945102272866642" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SPRrRq1hh4I/AAAAAAAABKA/xUSS409PaWs/s1600-h/klasik+sandalye+taslak.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SPRrRq1hh4I/AAAAAAAABKA/xUSS409PaWs/s400/klasik+sandalye+taslak.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5256944616348944258" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SPRq8xeSZuI/AAAAAAAABJ4/1vX8tIW_fOQ/s1600-h/banyo+taslak.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SPRq8xeSZuI/AAAAAAAABJ4/1vX8tIW_fOQ/s400/banyo+taslak.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5256944257353279202" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SPBj7J7hITI/AAAAAAAABJw/OZUdxCSbhRI/s1600-h/5.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SPBj7J7hITI/AAAAAAAABJw/OZUdxCSbhRI/s400/5.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5255810633070354738" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SOiUlAuYn7I/AAAAAAAABIQ/3PyBNfTxIa8/s1600-h/1.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SOiUlAuYn7I/AAAAAAAABIQ/3PyBNfTxIa8/s400/1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5253612328898305970" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SOiUlEtqPmI/AAAAAAAABIY/0tByAj7HPfA/s1600-h/2.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SOiUlEtqPmI/AAAAAAAABIY/0tByAj7HPfA/s400/2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5253612329969008226" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SOiUlQTuFlI/AAAAAAAABIg/QfM7m_9496k/s1600-h/3.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SOiUlQTuFlI/AAAAAAAABIg/QfM7m_9496k/s400/3.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5253612333081433682" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SOiUlZ08uoI/AAAAAAAABIo/gjyqbP1DiVM/s1600-h/4.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SOiUlZ08uoI/AAAAAAAABIo/gjyqbP1DiVM/s400/4.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5253612335636724354" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SOiPddJ_p-I/AAAAAAAABII/yai6ACrXKkI/s1600-h/Tv+%C3%BCnitesii.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SOiPddJ_p-I/AAAAAAAABII/yai6ACrXKkI/s400/Tv+%C3%BCnitesii.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5253606701533210594" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SOiPTzcsbTI/AAAAAAAABHg/Qq4I_292b3A/s1600-h/Simple+Home.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SOiPTzcsbTI/AAAAAAAABHg/Qq4I_292b3A/s400/Simple+Home.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5253606535718530354" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SOiPT4emHtI/AAAAAAAABHo/PBj_A9Yd-G4/s1600-h/Stilize+yatak+odas%C4%B1.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SOiPT4emHtI/AAAAAAAABHo/PBj_A9Yd-G4/s400/Stilize+yatak+odas%C4%B1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5253606537068682962" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SOiPUFoPGGI/AAAAAAAABHw/VvSjTEtBhPs/s1600-h/%C5%9EekerPare+%C3%A7ocuk+odas%C4%B1.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SOiPUFoPGGI/AAAAAAAABHw/VvSjTEtBhPs/s400/%C5%9EekerPare+%C3%A7ocuk+odas%C4%B1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5253606540598777954" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SOiPUEeeV1I/AAAAAAAABH4/MmMAG_fRTYg/s1600-h/%C5%9Eifonyerr.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SOiPUEeeV1I/AAAAAAAABH4/MmMAG_fRTYg/s400/%C5%9Eifonyerr.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5253606540289398610" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SOiPUQG4zYI/AAAAAAAABIA/T8ymdgpQFu4/s1600-h/The+Armchairr.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SOiPUQG4zYI/AAAAAAAABIA/T8ymdgpQFu4/s400/The+Armchairr.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5253606543411694978" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SOiPBuYRrLI/AAAAAAAABG4/zrlapEA24GY/s1600-h/Modern+Armchair+.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SOiPBuYRrLI/AAAAAAAABG4/zrlapEA24GY/s400/Modern+Armchair+.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5253606225120177330" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SOiPB-A_lyI/AAAAAAAABHA/ADF8Qp4CRHw/s1600-h/modernize_%C3%B6d%C3%BCll%C3%BC.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SOiPB-A_lyI/AAAAAAAABHA/ADF8Qp4CRHw/s400/modernize_%C3%B6d%C3%BCll%C3%BC.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5253606229317490466" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SOiPB9UVL5I/AAAAAAAABHI/4QIPbc6Rg8c/s1600-h/RedBath+2007.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SOiPB9UVL5I/AAAAAAAABHI/4QIPbc6Rg8c/s400/RedBath+2007.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5253606229130162066" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SOiPCKxHmTI/AAAAAAAABHQ/7mus729f6V0/s1600-h/sehpaaa.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SOiPCKxHmTI/AAAAAAAABHQ/7mus729f6V0/s400/sehpaaa.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5253606232740567346" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SOiPCQ0AwzI/AAAAAAAABHY/6p4q9KK349s/s1600-h/Sevimli+komodinn.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SOiPCQ0AwzI/AAAAAAAABHY/6p4q9KK349s/s400/Sevimli+komodinn.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5253606234363314994" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SOiOslvJQTI/AAAAAAAABGQ/Xb8-paq_e1c/s1600-h/Eksantrik+1.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SOiOslvJQTI/AAAAAAAABGQ/Xb8-paq_e1c/s400/Eksantrik+1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5253605862022922546" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SOiOsmp7WXI/AAAAAAAABGY/gkCeo6qCeiw/s1600-h/Eksantrikk+6.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SOiOsmp7WXI/AAAAAAAABGY/gkCeo6qCeiw/s400/Eksantrikk+6.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5253605862269475186" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SOiOtJ0kBRI/AAAAAAAABGg/iqCDt-TlZtQ/s1600-h/gen%C3%A7+odas%C4%B1+yeni+nesil.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SOiOtJ0kBRI/AAAAAAAABGg/iqCDt-TlZtQ/s400/gen%C3%A7+odas%C4%B1+yeni+nesil.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5253605871709324562" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SOiOtJNwhKI/AAAAAAAABGo/8Z6J9y2_lXI/s1600-h/HomeOfis.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SOiOtJNwhKI/AAAAAAAABGo/8Z6J9y2_lXI/s400/HomeOfis.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5253605871546565794" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SOiOtXN57yI/AAAAAAAABGw/a4PjfnaZwNg/s1600-h/koltuk+.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SOiOtXN57yI/AAAAAAAABGw/a4PjfnaZwNg/s400/koltuk+.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5253605875305279266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SOiOZ2Vpk_I/AAAAAAAABFo/-BUd87anBkY/s1600-h/Bekleme+mekan%C4%B1.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SOiOZ2Vpk_I/AAAAAAAABFo/-BUd87anBkY/s400/Bekleme+mekan%C4%B1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5253605540061877234" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SOiOZ9PZt8I/AAAAAAAABFw/6PywJeTyfcM/s1600-h/By+stil+.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SOiOZ9PZt8I/AAAAAAAABFw/6PywJeTyfcM/s400/By+stil+.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5253605541914720194" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SOiOaM_2-PI/AAAAAAAABF4/c2XHE1y-z9k/s1600-h/%C3%87al%C4%B1%C5%9Fma.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SOiOaM_2-PI/AAAAAAAABF4/c2XHE1y-z9k/s400/%C3%87al%C4%B1%C5%9Fma.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5253605546144495858" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SOiOaO58S3I/AAAAAAAABGA/afb9x2-lHbM/s1600-h/Deri+kaplamal%C4%B1+sehpa.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SOiOaO58S3I/AAAAAAAABGA/afb9x2-lHbM/s400/Deri+kaplamal%C4%B1+sehpa.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5253605546656549746" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SOiOaIgL6uI/AAAAAAAABGI/xhj3hAZZ0Lo/s1600-h/Eksantrik8.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SOiOaIgL6uI/AAAAAAAABGI/xhj3hAZZ0Lo/s400/Eksantrik8.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5253605544937908962" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SOiOFI7aN9I/AAAAAAAABFY/SVxvciqsgLA/s1600-h/Banyo+2008.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SOiOFI7aN9I/AAAAAAAABFY/SVxvciqsgLA/s400/Banyo+2008.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5253605184274839506" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SOiOFUs4roI/AAAAAAAABFg/VXVvogwmfiE/s1600-h/Banyo+egzotik.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/SOiOFUs4roI/AAAAAAAABFg/VXVvogwmfiE/s400/Banyo+egzotik.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5253605187435146882" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2623492138340451907-5112922216274692818?l=mehmetakca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mehmetakca.blogspot.com/feeds/5112922216274692818/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2007/10/calsmalarm.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/5112922216274692818'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2623492138340451907/posts/default/5112922216274692818'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mehmetakca.blogspot.com/2007/10/calsmalarm.html' title='Çalışmalarım'/><author><name>Mehmet AKÇA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08180929706943660462</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_cynrRuZuDk4/STFlk435MfI/AAAAAAAABLY/ZLBt4esgpXM/s72-c/Eksantrik+10.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry></feed>
